Seyfi Teoman, 2000 sonrası Türkiye sinemasında çektiği filmlerle takdir toplamış, dikkatleri üzerine çekmiş bir yönetmendi. Kişisel odaklı filmleri her ne kadar dar bir çevredeki insanları ve durumları anlatsa da dilinde bir evrensellik vardı. Yaşananalar ve izlediğimiz karakterler, genel geçer durumları ve insanları anlatıyordu. Seyfi Teoman hakkında konuşurken di’li geçmiş zamanı kullanmanın bir ağırlığı var, zira bu satırlar onun yokluğunda yazılıyor. Teoman, hayata erken vedasıyla bizleri derin bir üzüntüye boğarken geride üzerine konuşacağımız kısa ve uzun metraj filmler bıraktı.

Seyfi Teoman sineması belli karakteristik özelliklere sahip; minimal anlatım ve bireysele odaklı hikâyeleme ise ilk dikkat çekenler. Asya sinemasıyla bağları güçlü olan yönetmen kendisiyle yapılan bir röportajda Tayvan Yeni Dalga sineması ve Japon yönetmen Yasujiro Ozu’dan etkilendiğini belirtir. Meselesini bireyler üzerinden sınırlı ölçeklerle anlatan Uzo ve onun etkisindeki sinema akımları, Teoman’ın da kendi sinemasında uyguladığı anlatım biçimleri olmuştur. Filmlerinde ağır akan bir ritim kullanan yönetmen, meselelerini acele etmeden, hikâyeyi belli bir ana sıkıştırmadan anlatır. Gündelik hayatın içindeki sıradan denebilecek bireyler ve onların yaşantıladığı deneyimler, onun ilgi alanındadır. Apartman filmindeki Canan, Tatil Kitabı’ndaki abi kardeş, Bizim Büyük Çaresizliğimiz’deki Ender ve Çetin ikilisi farklı karakter özelliklerine sahip olsalar da, esasen toplumun içinde sıkça rastlanabilecek kişiliklerdir. Yaşadıkları sorunlar ve hayatla kurdukları ilişki, pek çok insanınkiyle benzeşir. Bu benzeşme, seyircinin karakterlerle ilişki kurmasını kolaylaştırır. Taşralı ya da kentli olsun Teoman’ın karakterleri belirli bir kırılganlığı içinde taşıyan, hayatla ilgili beklentileri bir türlü gerçekleşmemiş, birtakım sancılar içindeki naif kişilerdir. Kentli bir kadın olan Canan’ın erkeklerle olan ilişki açmazı, yine kentli karakterler olan Ender ve Çetin’in Nihal’le yaşadıkları çaresiz aşkın gölgesine yansır. Taşranın dinginliğinde büyüyen küçük Ali, yol alırken hayatın giderek büyüyecek olan darbelerini yemektedir. Abisi Veysel ise baba baskısıyla seçmiş olduğu askerlik mesleğini yapmak istememesine rağmen çaresizce sürdürecektir. Yaşamın ekonomik ya da sosyal çelişkileri, tüm bu karakterleri yakasından, bağrından yakalayıp silkelemektedir. Teoman’ın sinemasal dili sadece biçemiyle değil, karakterleri ve onları hikâyelemesiyle de evrenselliğin sularında dolaşır. Yönetmen, olağan olanın olağan hikâyesini, sıradanlaşmadan duygusunu seyircisine aktarabilen bir dille anlatır.

Filmlerinde müzik ögesini kullanmayan Teoman, onun yabancılaştırıcı etkisinden izleyicisini korurken nesnel bir duruş sergilemek adına mesafesini korur. Işık kullanımında da ekonomik davranır, doğal ışıktan özellikle ilk (kısa) filmi Apartman dâhil olmak üzere diğer filmlerinde de olabildiğince faydalanır. Bunun dışında set ışıkları göz tırmalamaz, sadelik hâkimdir. Mekân seçimleri taşradan metropole uzanan çeşitlilik gösterir, Silifke’den Ankara ve İstanbul’a uzanır. Yalınlığı ve minimal anlatımını pekiştiren diğer bir unsur kamera hareketleridir, Teoman’ın kamerası devinimden çok durağanlığı tercih eder; kamera pek çok açıda sabit bir kadrajdan bakar karakterlerine. Bu tercih şüphesiz Ozu ve Tayvan Yeni Dalga sinemasıyla olan bağlardan kaynaklanır. Kendi deyişiyle “anlatmak istediğini mümkün olduğu kadar eksilterek anlatmak”, yönetmenin film dilindeki tercihi olmuştur. Gösterişten ve cilalı estetikten yoksun bu tarz, Teoman sinemasını ticari sinemanın dışında bağımsız bir yere konumlandırır. Bundan olsa gerek, çektiği bir iki filmle bile adından bahsettirmeyi başarmıştır.

Apartman (2004)

apartman-filmloverss

Sinema yolculuğuna kısa filmle başlayan Seyfi Teoman’ın ilk filmi Apartman, isminin de işaret ettiği gibi hikâyesini apartman mekânının üzerine oturtur. Genç bir kadın ve onun etrafındaki erkekler arasında geçen ilişki açmazları hikâyenin konusunu oluşturur. Filmin senaryosu Teoman’ın yanı sıra Emin Alper ve Elif Refiğ tarafından kaleme alınmıştır.

Yalnız yaşayan Canan, ne tam olarak geçmiş ilişkisini bitirebilmiş ne de yakınlaşmaya çalıştığı adamla bir ilişkiye başlayabilmiştir. Arada kalmışlıktan ve aradığını bulamamış olmaktan muzdariptir. Kıskanç eski sevgili, içe dönük âşık ve bir türlü erişilemeyen yeni sevgili bu açmazın diğer halkalarını oluşturur.

Filme adını veren apartman güçlü bir anlatı ögesi olarak karşımıza çıkar. Her biri yalnız yaşayan karakterlerin yalıtılmış hayatlarına ve iletişimsiz hallerine vurgu yapar. Metropol hayatının içinde atomize olmuş bireyler, apartman blokları arasına sıkışıp kalmışlardır. Birbiriyle temas etmeden yaşayıp giderler. Bu durumu aşmaya dönük çabaları ise hep bir yerde kalmaktadır.

Filmin biçeminde Teoman’ın karakteristiği haline getireceği yalın anlatım egemendir. Sabit kadrajlar, doğal ışık, durağan ritim Apartman’ın anlatı nitelikleridir. Filmin oyuncuları arasında Teoman’ın yakın arkadaşı olan ve bugünlerde adından sıkça söz ettiren Emin Alper de vardır.

Apartman, metropol insanın açmazlarına yaklaşımıyla Teoman filmografisinde yetkin bir adım olarak durur.

[vimeo width=”600″ height=”350″ video_id=”55354585″]

Tatil Kitabı (2008)

tatil-kitabi-filmloverss

Apartman’ın ardından gelen Tatil Kitabı, yönünü metropolden taşraya çevirir. Bir yaz tatilinde Silifke’de yaşayan ilkokul öğrencisi Ali ve ailesi etrafında gelişen hikâye, ilk bakışta bir büyüme hikâyesi gibi dursa da ele aldıklarıyla bunun ötesine geçer. Yaşamın çelişkileri ve birbirini tekrar eden hayatlar ekseninde döngüselliği filmin temel meselesi olarak durur. Oldukça kişisel bir film olan Tatil Kitabı’nın senaryosu Teoman’ın kendisine aittir.

Uzun bir açılış sekansının ardından hayatına tanık olduğumuz Ali, baskıcı ve dediğim dedik babasının boyunduruğu altında büyümektedir. Aynı dertten muzdarip abisi Veysel de istemeden yapacağı bir mesleğe babasının baskılarıyla hazırlanmaktadır. İki kardeşe anlayışla yaklaşan amcaları Hasan, büyük şehir macerasından umduğunu bulamayarak yaşadığı kasabaya geri dönmüş ve kabuğuna çekilmiştir. Baba Mustafa ise, kendi babasından ne görmüşse onu olduğu gibi kendi çocuklarına aktarmaya çalışan sığ ve bağnaz biridir, gerilimin kaynağı olarak durur. Tüm bu erkeklerin yanında olan bitenin farkında olan anne Güler, bir şeyler yapmak istese de buna gücü yetmemektedir.

Film genel hatlarıyla bu dört erkeğin çatışmaları üzerinden ilerler, taşra yaşamının tekdüzeliğine zamanın döngüsel tekrarı eklenir. Filmin başında ve sonunda gördüğümüz birbirinin tekrarı olarak duran sekanslar, bu durumun ifadesi olur. Karakterlerin bu döngüyü kırmak istemelerine dönük çabası yetersiz kalmakta, yaşam değişmez biçimde tekrar etmektedir. Teoman’ın bu durumu, gerçekçi bir yaklaşımla filmine taşıdığı görülür.

Film estetiği açısından bahsettiğimiz unsurların Tatil Kitabı’nın anlatısına yerleştiği görülür; müzik yoktur, kamera çoğu yerde sabit bir kadrajdan bakar, kesmeler arası zaman görece uzundur. Profesyonel oyuncuların yanı sıra amatör oyuncuların varlığı da görülür.

Tatil Kitabı gösterime girdiği dönem beğeniyle karşılanmış, çeşitli festivallerden ödüllerle dönmüştür. Apartman’dan farklı olarak Teoman’ın ilk uzun metrajı olan film, iyi bir başlangıç olarak değerlendirilmiştir.

Bizim Büyük Çaresizliğimiz (2011)

bizim-buyuk-caresizligimiz-filmloverss

Teoman filmografisinin ikinci uzun metrajı olan Bizim Büyük Çaresizliğimiz, Ankara edebiyatının genç isimlerinden Barış Bıçakçı’nın aynı adlı romanından uyarlamadır. Dram türünde olan film, üçlü bir aşk çıkmazı ve gelişen olayları anlatmaktadır. Filmin senaryosunda Barış Bıçakçı ve Seyfi Teoman’ın imzaları bulunur.

İki eski dost olan ve aynı evi paylaşan Ender ile Çetin’in yanlarında kalmaya başlayan Nihal, ortak arkadaşları Fikret’in kız kardeşidir ve bir trafik kazası sonucu anne ve babasını kaybetmiştir. Ender ve Çetin, bir taraftan üniversitede okuyan genç Nihal’e ebeveynlik yapmaya çalışırken diğer taraftan da duygularını kontrol etmeye çalışır. Filmin temel çatışma noktasını üçlü arasında gidip gelen duygusal yoğunlaşmalar oluşturur. Hep hayalini kurdukları birlikte yaşama planını gerçekleştiren Ender ve Çetin’in kendi ritminde giden yaşamları, Nihal’in birdenbire gelişiyle sarsıntıya uğrar. Ona olan duygularını kontrol etmekte zorlanan ikili için Nihal, büyük bir yüzleşmenin ve sınavın sebebi olur.

Dış mekânların atmosfer yaratmakta işlevsel olarak kullanıldığı filmde, kesmeler arasında Ankara’nın panoramik manzaraları ve şehirle özdeşleşen sembol mekânları görülür. Bu seçim, filmin Ankara’da geçtiğini özellikle vurgulamak içindir. Kasvetli ve gri tonların hâkim olduğu Ankara imgesi, filmin duygusuyla uyumludur. Ender, Çetin ve Nihal arasındaki umutsuz aşk, çaresizliğin de kaynağıdır. Bu duygu, kasvetli atmosferle pekiştirilir.

Filmin ritmindeki durağanlık, minimal anlatım ve atmosferi oluşturan tematik yapıyla uyumludur. Yönetmenin bu seçimleri artık onun üslubu haline gelmiştir. Teoman, romandan aldığı güçle çaresizliğin farklı biçimlerini dokunaklı bir dille anlatır.

Bizim Büyük Çaresizliğimiz, hem bir edebi metin hem de sinemasal bir eser olarak sıradanlıktan uzak, dokunaklı bir yapıttır. Tıpkı Tatil Kitabı gibi övgüyle karşılanmış, çeşitli festivallerden ödüller almıştır.

Kısa hayatına akılda kalan filmler sığdıran Seyfi Teoman, yapacak çok şeyi varken geçirdiği bir trafik kazası sonrası 8 Mayıs 2012 tarihinde hayata veda etmiştir.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi