Kamboçyalı yönetmen Hong Khaou’nun ilk uzun metrajlı filmi Sevgilinin Ardından (Lilting) sıkça işlenmiş olan eşcinsel ilişki ve bunun diğer insanlarla paylaşımı konusunu yabancılık ve iletişim temaları çerçevesinde ele alıyor.

Uzun yıllar önce İngiltere’ye göç etmiş olan Junn, kocasının ölümünün de ardından özel olarak dizayn edilmiş oldukça iyi bir huzur evinde kalmaktadır. En büyük isteği oğlu Kai’yle birlikte yaşamak olsa da buna engel olan Richard vardır. Kai’nin arkadaşıdır ve Junn ondan pek hoşlanmaz ayrıca o evde olduğu sürece Junn’un taşınması da mümkün değildir. Fakat bu bekleyiş devam ederken beklenmedik bir şekilde Kai bir trafik kazasında ölür ve arkadaşı, aynı zamanda sevgilisi olan Richard Junn’la iletişim kurarak ona gerçekleri anlatmaya ve yardımcı olmaya çalışır.

Sevgilinin Ardından yer yer ilk film özelliği gösterip bazense bunun tam tersi izlenim uyandıran farklı bir yapım. Hong Khaou, ilk filmi olmasına rağmen bazı sahnelerde beklenilenden daha başarılı ve cesurca hamleler yapmış. Özellikle flashback kullanımı konusunda oldukça titiz bir çalışma gerçekleştirmiş ama yine de bu kadarı bir yerden sonra biraz fazla gelmeye başlıyor. Ayrıca yönetmenin çekim seçimleri ve kurgusunu ele alınca oldukça belirgin bir İngiliz tarzı göze çarpıyor. Özellikle mekan seçimlerinin ve açık söylemek gerekirse beklenmedik bir şekilde filmde kendine yer bulmayı başarmış olan mizah anlayışının kesinlikle tanıdık bir havası var. Ayrıca Khaou’nun Kamboçya’da doğup ardından İngiltere’ye göç ettiğini göz önüne alırsak bir anlamda oldukça kişisel bir film ama konu öylesine evrenselliğe ve üzerinde çok durulmuş olmaya evriliyor ki haliyle Sevgilinin Ardından’a olan beklentiniz belki de olması gerekenden daha fazla oluyor. İşte sıkıntı da kendini burada göstermiş açıkçası. Çünkü yönetmen konuyu oldukça durağan ve naif bir şekilde işleme çabasına girişmiş. Bu yoğun dram atmosferini mizahla, durağanlığı da flashbacklerle kırmaya çalışıyor ama yer yer başarılı olsa da genel resimde rahatsız edici olmamışlıklar var.

Oyunculuk olaraksa başarılı İngiliz aktör Ben Whishaw Richard karakterini oldukça başarılı canlandırmış. Ama birkaç bölümde oluşum aşamasındaki sorunlardan dolayı Richard karakteri abartı derecesinde Goethe’nin Werther’i tarzında tiplemeye kayan tepkiler veriyor ki filmin genel, eşcinsel ilişkiye dair naif yaklaşımının altındaki duyarlılığı zedeleyen bir yaklaşım bu. Hele ki filmin neredeyse tamamen bu naif yaklaşım üzerine kurulu olduğunu düşünürsek bu olduğundan daha fazla göze çarpan bir hata haline gelmiş.

Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi yönetmenin konuyu ele alışında bazı farklı temalar var. Bunlardan özellikle iletişim teması çok daha belirgin, diğeri daha ona hizmet eden bir seviyede. Yıllardır İngiltere’de yaşamasına rağmen tek kelime İngilizce bilmeyen Junn’ın sürekli olarak bir çevirmen vasıtasıyla başkalarıyla ve Richard’la iletişim kurması özellikle finalde evrensel bir olumlayıcı mesajı vermek için bazı yerlerde biraz zorlayıcı da olsa oldukça başarılı bir şekilde sona kadar taşınmayı başarıyor. Ayrıca neden bunca yıldır öğrenmediği sorusunu yönetmen bu olumlayıcı mesajla aynı potada eritebilme başarısını göstererek ilk film için umut verici bir performans göstermiş. Ama filmin genelindeki durağanlığın sıkıcılık boyutuna geçmesine engel olmayı başaramaması Sevgilinin Ardından’ı oldukça sınırlı bir izleyici kitlesine hitap etmesine yol açıyor. Kendi içinde fazlasıyla kişisel ve naif bir film ama işlediği konunun evrenselliğinin gerçekliği altında ezilmiş.

Kamboçyalı yönetmen Hong Khaou’nun ilk uzun metrajlı filmi Sevgilinin Ardından (Lilting) sıkça işlenmiş olan eşcinsel ilişki ve bunun diğer insanlarla paylaşımı konusunu yabancılık ve iletişim temaları çerçevesinde ele alıyor. Uzun yıllar önce İngiltere’ye göç etmiş olan Junn, kocasının ölümünün de ardından özel olarak dizayn edilmiş oldukça iyi bir huzur evinde kalmaktadır. En büyük isteği oğlu Kai’yle birlikte yaşamak olsa da buna engel olan Richard vardır. Kai’nin arkadaşıdır ve Junn ondan pek hoşlanmaz ayrıca o evde olduğu sürece Junn’un taşınması da mümkün değildir. Fakat bu bekleyiş devam ederken beklenmedik bir şekilde Kai bir trafik kazasında ölür ve arkadaşı, aynı zamanda sevgilisi olan Richard Junn’la iletişim kurarak ona gerçekleri anlatmaya ve yardımcı olmaya çalışır. Sevgilinin Ardından yer yer ilk film özelliği gösterip bazense bunun tam tersi izlenim uyandıran farklı bir yapım. Hong Khaou, ilk filmi olmasına rağmen bazı sahnelerde beklenilenden daha başarılı ve cesurca hamleler yapmış. Özellikle flashback kullanımı konusunda oldukça titiz bir çalışma gerçekleştirmiş ama yine de bu kadarı bir yerden sonra biraz fazla gelmeye başlıyor. Ayrıca yönetmenin çekim seçimleri ve kurgusunu ele alınca oldukça belirgin bir İngiliz tarzı göze çarpıyor. Özellikle mekan seçimlerinin ve açık söylemek gerekirse beklenmedik bir şekilde filmde kendine yer bulmayı başarmış olan mizah anlayışının kesinlikle tanıdık bir havası var. Ayrıca Khaou’nun Kamboçya’da doğup ardından İngiltere’ye göç ettiğini göz önüne alırsak bir anlamda oldukça kişisel bir film ama konu öylesine evrenselliğe ve üzerinde çok durulmuş olmaya evriliyor ki haliyle Sevgilinin Ardından’a olan beklentiniz belki de olması gerekenden daha fazla oluyor. İşte sıkıntı da kendini burada göstermiş açıkçası. Çünkü yönetmen konuyu oldukça durağan ve naif bir şekilde işleme çabasına girişmiş. Bu yoğun dram atmosferini mizahla, durağanlığı da flashbacklerle kırmaya çalışıyor ama yer yer başarılı olsa da genel resimde rahatsız edici olmamışlıklar var. Oyunculuk olaraksa başarılı İngiliz aktör Ben Whishaw Richard karakterini oldukça başarılı canlandırmış. Ama birkaç bölümde oluşum aşamasındaki sorunlardan dolayı Richard karakteri abartı derecesinde Goethe’nin Werther’i tarzında tiplemeye kayan tepkiler veriyor ki filmin genel, eşcinsel ilişkiye dair naif yaklaşımının altındaki duyarlılığı zedeleyen bir yaklaşım bu. Hele ki filmin neredeyse tamamen bu naif yaklaşım üzerine kurulu olduğunu düşünürsek bu olduğundan daha fazla göze çarpan bir hata haline gelmiş. Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi yönetmenin konuyu ele alışında bazı farklı temalar var. Bunlardan özellikle iletişim teması çok daha belirgin, diğeri daha ona hizmet eden bir seviyede. Yıllardır İngiltere’de yaşamasına rağmen tek kelime İngilizce bilmeyen Junn’ın sürekli olarak bir çevirmen vasıtasıyla başkalarıyla ve Richard’la iletişim kurması özellikle finalde evrensel bir olumlayıcı mesajı vermek için bazı yerlerde biraz zorlayıcı da olsa oldukça başarılı bir şekilde sona kadar taşınmayı başarıyor. Ayrıca neden bunca yıldır öğrenmediği sorusunu yönetmen bu olumlayıcı mesajla aynı potada eritebilme başarısını göstererek ilk film için umut verici bir performans göstermiş. Ama filmin genelindeki durağanlığın sıkıcılık boyutuna geçmesine engel olmayı başaramaması Sevgilinin Ardından’ı oldukça sınırlı bir izleyici kitlesine hitap etmesine yol açıyor. Kendi içinde fazlasıyla kişisel ve naif bir film ama işlediği konunun evrenselliğinin gerçekliği altında ezilmiş.
Puan - 64 / 100

6.4

Yönetmenin filmin genelindeki durağanlığın sıkıcılık boyutuna geçmesine engel olmayı başaramaması Sevgilinin Ardından’ı oldukça sınırlı bir izleyici kitlesine hitap etmesine yol açıyor.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
6
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi