Yönetmenliğini Taylan Mintaş’ın yaptığı “Sessizliğin Kardeşleri” ilk kez İstanbul Film Festivali’nde seyirci önüne çıkıyor. Kars’ın küçük bir köyünde yaşayan sağır ve dilsiz iki kardeşin, sıfırdan yarattıkları işaret diliyle kendilerine özgü eşsiz bir dünya kurmalarını konu alan film, festivalin Ulusal Belgesel bölümünde yarışacak.

“Sessizliğin Kardeşleri”, yönetmen Taylan Mintaş’ın yıllar sonra gittiği köyünde karşılaştığı kuzenleri Toso  ve Çao’nun hikâyesini konu alıyor. Kars’ın Susuz İlçesine bağlı küçük bir köyünde yaşayan Toso ve Çao, öfkeleriyle de sevgi gösterileriyle de birbirlerinden farklı iki kardeştir ama onları ortaklaştıran şey sadece, ahraz (sağır ve dilsiz) olmaları değildir; kendilerine özgü işaret dilleridir de. İki kardeşin, bazen insanların kusurlarıyla, bazen yetenekleriyle, bazen de dedelerden kalma lakaplarla yarattıkları bu Kürtçe işaret dili, tüm köy halkı tarafından da bilinmekte ve köyde Kürtçe ve Türkçe dışında 3. bir dil olarak kabul görmektedir.

Sessizliğin Kardeşleri İstanbul Film Festivali’nde Ulusal Belgesel Bölümünde Yarışacak

sessizligin-kardesleri-2-filmloverss

Üç yıl ve dört mevsim boyunca süren ve seyirciyi zor koşullara rağmen direncini kaybetmeyen insanların hayatlarına konuk eden “Sessizliğin Kardeşleri”, iki kardeşin sessizliğin içinde yarattıkları benzersiz bir dilin yanı sıra, babalar ve oğulların, ve elbette köyün güçlü kadınlarının da hikâyesidir.

İlk kez İstanbul Film Festivali’nde izleyiciyle buluşacak olan Taylan Mintaş’ın yaptığı “Sessizliğin Kardeşleri” festivalin Ulusal Belgesel bölümünde yarışacak.

sessizligin-kardesleri-1-filmloverss

Yönetmen Taylan Mintaş, Sessizliğin Kardeşleri’ni şu sözlerle anlatıyor;

Dış dünyanın sesi, bu iki karakteri harekete geçiren bir motivasyon aracı değildir; yaşamlarını diğer insanlar gibi kendi seyrinde yaşarken, gerçek olan şudur ki bu aslında, derin bir sessizliktir. ‘Normal’ insanları harekete geçiren ses, inanç ve kültür gibi pek çok etmen olmasına rağmen, bizim karakterlerimizi harekete geçiren şey, bulundukları ortamda duyan ve konuşan insanların yarattıkları atmosfer ve onların yarattıkları sosyal yaşamdır. Diğer insanlar gibi camiye giderler ve onların yaptıklarının aynısını taklit ederler. Ellerini kulaklarına götürürler, eğilirler, çökerler ve kafalarını sağa ve sola çevirirler. Fakat namaz kılmak için hiçbir dua bilmezler ve namazı sadece camide kılarlar. Mesela ev ortamında ibadete dair hiçbir şeye rastlamayız.

Karakterler yaşamın sesini duymasalar da mücadele tarzlarıyla ve sesleriyle çok farklı bir ritim katmaktadırlar içinde bulundukları hayata. Doğada elde etmek istedikleri neyse ona erişebilen, toplum içinde de arzuladıkları konuma ulaşabilmiş insanlardır. İnatçı ve güçlü karakterleri, bu zor coğrafyaya ve kayıtsız topluma karşı ayakta durmalarındaki en güçlü etkendir. Engelli insanlar için büyük metropol şehirler bir nebze de olsa, onları hayata kazandırmak için fırsatlar sunar. Ancak Toso ve Çao kardeşler gibi Türkiye’nin doğusunda, insan eksikliklerinin acımasızca yüze vurulduğu kırsal bir bölgede engelli olmak hiç de kolay değildir ve bu iki karakterin kendi tırnaklarıyla kazıyarak yaratıkları benzersiz hayat, ‘kaba’ ama bir o kadar da saf ve ham bir yaşam barındırmaktadır.

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi