Önceki Sayfa1 / 7Sonraki Sayfa

Sessiz dönemde Amerikan Sineması’nın çeşitlenişini, farklı yollara sapışını ve gelişmesini incelediğimiz ilk bölümün ardından, Sessiz Sinema yazı dizimize Almanya ve Fransa’daki durum ile devam ediyoruz.

Sessiz Sinema – 2: Almanya ve Fransa

3D’den sanal gerçekliğe kadar tüm bu teknolojik anlatı tekniklerinin öncüsü olan ABD, aslında bu öncü sıfatına her zaman sahip değildi. Birinci Dünya Savaşı’nın galipleri arasında yer alan Amerika Birleşik Devletleri, dünya ile ilk tanışmasını bu savaş sırasında yaşamıştı; sinema kültürü de aynı şekilde, savaş öncesi ve hemen sonrasında aldığı göçler ile etkileşimli bir şekilde gelişiyordu. Her şeyi bir yana bıraksak bile, Charlie Chaplin bir Amerikalı değildi, örneğin.

Savaşın galipleri arasında olsa da harap olmuş bir durumdaki Fransa ile savaşın birinci elden mağlubu Almanya’da durum ABD kadar iç açıcı değildi. Versay Anlaşması ile ekonomik olarak sırtına ciddi bir yük alan, diğer Avrupalı devletlere karşı düşmanlık ile anti-Semitizm’in kol kola ilerlediği Almanya’da sinema bambaşka şekillerde ilerlerken; yaralarını sarmakla meşgul, 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başı sanat hareketlerinden devraldığı mirası sinemaya aktarmaya çalışan Fransa’da farklı bir yöne savruluyordu.

Kendine özgü dinamiklerin ve politik atmosferin ciddi oranda sanat üzerinde etkisinin görüldüğü yıllardı bu savaş sonrası dönem. Savaş sonrasında “Roaring Twenties” olarak adlandırılan hızlı büyümenin görüldüğü ancak bulutların dağılmadığı bir sıkıntının ortaya çıktığı; hayatın gece hayatı, dans, sanat, müzik, tiyatro ve sinemaya olan ilgiyle yoğrulduğu; tüm sanatın bir dinamizm kazanarak orijinal akımlar ürettiği bir dönemdi bu. Fransa’da bu döneme “années folles” yani çılgın yıllar da denmekteydi. Kadının modern yaşamda yerini alması, flapper kültürünün yükselmesi, cazın kabul edilen bir müzik olması, kulüp kültürünün ve hareketli dansların yükselişi, mimaride hem Art Deco’nun hem de Bauhaus’un ortaya çıkışı, Almanya’da kurulan ve Nazi iktidarına kadar sürecek olan Weimar Cumhuriyeti’nin refah içindeki altın yılları, hep bu döneme denk gelmişti. Fakat, her daim bir sorunun olduğu hissediliyordu. Ekonomi kontrolsüz büyüyor, sanat her daim bir kriz (politik ya da iktisadi) tehdidini ensesinde hissediyordu. Nitekim, 1919’da başlayan bu hızlı, dinamik dönem 1929’daki Büyük Ekonomik Kriz ile sona erecek, 1933’te Naziler iktidara gelecek ve 1939’da tüm dünyayı sarsacak ikinci büyük savaş başlayacaktı. Gelin tüm bu dönem boyunca yani iki savaş arasında Almanya’da sessiz sinemaya damgasını vurmuş Alman Dışavurumculuğunu inceleyerek başlayalım.

Önceki Sayfa1 / 7Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi