Çoğumuz, hayatımız boyunca bir şeyi ya da birini aradığımızı hissederiz. O şeyin ya da kişinin ne olduğunu bilerek yapmayız ama bunu; içimizde bir his, bir ses, bir titreşim -adına ne derseniz deyin- bizi o şeye/kişiye doğru çeker. Bir tamamlanamamışlık duygusu eklemlenir bu arayışa. Henüz hiç bilmediğimiz ve tanımadığımız bir şeyin/kişinin özlemi vardır en derinlerimizde, adını koyamayız. Belki yaptığımız her seçimle bir adım daha yaklaşıyor ya da tam tersine uzaklaşıyoruzdur; belki de kendimizi arıyoruzdur tüm bu yolculukta. Kendimize ait bir parçayı... Bizi tamamlayacak, büyük patlama esnasında parçalara ayrılan atomlarımızı yeniden bir araya getirecek o son parçanın peşine düşmüşüzdür belki de. Bir tür yaşama uğraşına dönüşür bu arayış. Bizi birbirimize bağlayan ipler bir sebepten dolayı kopmuştur ve biz tüm bunlardan habersiz yeniden örüyoruzdur o ipleri, sonunun nereye varacağını hiç bilmeden. İpler, akan zamandır. Bizi birbirimize bağlayan ya da birbirimizden kopartan da zamandır. Hani der ya şair: "Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını, Takvim tutmazlığını, Aramızda bir düşman gibi duran Zaman'ı, Daha o gün anlamalıydım, Benim sana erken, Senin bana geç kaldığını..." Bazen geç kalırız ona ya da o bize erken gelir ya hani, işte öyle… Zamanlarımızın kesişmesinde gizlidir tüm cevaplar, tabii zamanlarımız kesişirse... Japon yönetmen Makato Shinkai imzası taşıyan ve Shinkai’nin aynı isimli romanından uyarlanan anime filmi Senin Adın - Your Name’i izledikten sonra, içinizde o hep aradığınız şeye/kişiye olan özleminizin daha da artması muhtemel. Japon animelerinde sıklıkla karşımıza çıkan, hatta Takeshi Kitano’nun Dolls filminden de hatırlayabileceğimiz, insanların birbirlerine kırmızı iplerle bağlı oldukları temasından yola çıkan Senin Adın, bu yılın açık ara en iyi filmlerinden biri. Hayao Miyazaki’nin bir döneme damga vuran efsanevi Studio Ghibli animelerinden sonra duraksama dönemine giren Japon anime sektörüne yeni bir soluk getiren Senin Adın; Japonya’da Spirited Away’in rekorunu kırarak en çok gişe hasılatı yapan anime olmayı da başardı. Özellikle arka plandaki çizim detayları, gözlerimizi şenlik yerine dönüştüren renk paleti, lineer olmayan zaman döngüsü ve Japon rock grubu Radwimps imzası taşıyan müzikleriyle kendine hayran bırakan Senin Adın; kesinlikle beyazperdede izlenmesi gereken büyüleyici bir film. Senin Adın: "Epeyce Yaklaşmışım, Duyuyorum; Anlatamıyorum." Dağların çevrelediği İtomori kasabasında yaşayan Mitsuha, hayatından pek memnun olmayan liseli bir kızdır. Babası bu kasabanın valisidir ve seçim kampanyaları ile uğraşmaktadır. Kız kardeşi ve büyükannesiyle birlikte yaşayan Mitsuha’nın kırsal kesimdeki kasaba yaşamı onu bunaltmaktadır ve esas isteği Tokyo'nun muhteşem şehir hayatının bir parçası olmaktır. Bir gece, şayet bir daha dünyaya gelirse Tokya’da yakışıklı bir genç olmayı dileyerek uykuya dalar. Diğer tarafta ise Taki vardır. Taki bir metropol olan Tokya’da yaşayan, Mitsuha ile aynı yaşlarda bir gençtir. Tokyo'da lisede okuyan Taki günlerini hem arkadaşlarıyla vakit geçirip hem de bir İtalyan restoranında çalışarak geçirmektedir. Ancak bir gün, rüyasında kendini dağların çevrelediği bir kasabada yaşayan bir kız olarak görür. Mitsuha ise tam tersine, kendini Tokyo'da yaşayan bir erkek olarak görür. Bu beden değiştirme durumu ilerleyen zamanlarda daha görünür bir hal alacak ve Mitsuha ile Taki beden değiştirirken yaşadıkları deneyimleri günlük tutarak birbirlerine aktaracaktır. Ve zaman geçtikçe birbirine yabancı bu iki genç, garip bir şekilde kendilerini, birbirlerine bağlanırken bulacaktır. Klasik bir beden değiştirme filmi olabilecekken işin içine zaman kırılmasını da…

Yazar Puanı

puan - 93%

93%

Klasik bir beden değiştirme filmi olabilecekken işin içine zaman kırılmasını da katarak anlatısını güçlendiren ve özgünleştiren Shinkai; romantik ögeleri bilimkurguyla harmanlayarak son zamanların en naif filmlerinden birine imza atıyor.

Kullanıcı Puanları: 3.5 ( 2 votes)
93

Çoğumuz, hayatımız boyunca bir şeyi ya da birini aradığımızı hissederiz. O şeyin ya da kişinin ne olduğunu bilerek yapmayız ama bunu; içimizde bir his, bir ses, bir titreşim -adına ne derseniz deyin- bizi o şeye/kişiye doğru çeker. Bir tamamlanamamışlık duygusu eklemlenir bu arayışa. Henüz hiç bilmediğimiz ve tanımadığımız bir şeyin/kişinin özlemi vardır en derinlerimizde, adını koyamayız. Belki yaptığımız her seçimle bir adım daha yaklaşıyor ya da tam tersine uzaklaşıyoruzdur; belki de kendimizi arıyoruzdur tüm bu yolculukta. Kendimize ait bir parçayı… Bizi tamamlayacak, büyük patlama esnasında parçalara ayrılan atomlarımızı yeniden bir araya getirecek o son parçanın peşine düşmüşüzdür belki de. Bir tür yaşama uğraşına dönüşür bu arayış. Bizi birbirimize bağlayan ipler bir sebepten dolayı kopmuştur ve biz tüm bunlardan habersiz yeniden örüyoruzdur o ipleri, sonunun nereye varacağını hiç bilmeden. İpler, akan zamandır. Bizi birbirimize bağlayan ya da birbirimizden kopartan da zamandır. Hani der ya şair: “Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını, Takvim tutmazlığını, Aramızda bir düşman gibi duran Zaman’ı, Daha o gün anlamalıydım, Benim sana erken, Senin bana geç kaldığını…” Bazen geç kalırız ona ya da o bize erken gelir ya hani, işte öyle… Zamanlarımızın kesişmesinde gizlidir tüm cevaplar, tabii zamanlarımız kesişirse…

Japon yönetmen Makato Shinkai imzası taşıyan ve Shinkai’nin aynı isimli romanından uyarlanan anime filmi Senin Adın – Your Name’i izledikten sonra, içinizde o hep aradığınız şeye/kişiye olan özleminizin daha da artması muhtemel. Japon animelerinde sıklıkla karşımıza çıkan, hatta Takeshi Kitano’nun Dolls filminden de hatırlayabileceğimiz, insanların birbirlerine kırmızı iplerle bağlı oldukları temasından yola çıkan Senin Adın, bu yılın açık ara en iyi filmlerinden biri. Hayao Miyazaki’nin bir döneme damga vuran efsanevi Studio Ghibli animelerinden sonra duraksama dönemine giren Japon anime sektörüne yeni bir soluk getiren Senin Adın; Japonya’da Spirited Away’in rekorunu kırarak en çok gişe hasılatı yapan anime olmayı da başardı. Özellikle arka plandaki çizim detayları, gözlerimizi şenlik yerine dönüştüren renk paleti, lineer olmayan zaman döngüsü ve Japon rock grubu Radwimps imzası taşıyan müzikleriyle kendine hayran bırakan Senin Adın; kesinlikle beyazperdede izlenmesi gereken büyüleyici bir film.

Senin Adın: “Epeyce Yaklaşmışım, Duyuyorum; Anlatamıyorum.”

Dağların çevrelediği İtomori kasabasında yaşayan Mitsuha, hayatından pek memnun olmayan liseli bir kızdır. Babası bu kasabanın valisidir ve seçim kampanyaları ile uğraşmaktadır. Kız kardeşi ve büyükannesiyle birlikte yaşayan Mitsuha’nın kırsal kesimdeki kasaba yaşamı onu bunaltmaktadır ve esas isteği Tokyo’nun muhteşem şehir hayatının bir parçası olmaktır. Bir gece, şayet bir daha dünyaya gelirse Tokya’da yakışıklı bir genç olmayı dileyerek uykuya dalar. Diğer tarafta ise Taki vardır. Taki bir metropol olan Tokya’da yaşayan, Mitsuha ile aynı yaşlarda bir gençtir. Tokyo’da lisede okuyan Taki günlerini hem arkadaşlarıyla vakit geçirip hem de bir İtalyan restoranında çalışarak geçirmektedir. Ancak bir gün, rüyasında kendini dağların çevrelediği bir kasabada yaşayan bir kız olarak görür. Mitsuha ise tam tersine, kendini Tokyo’da yaşayan bir erkek olarak görür. Bu beden değiştirme durumu ilerleyen zamanlarda daha görünür bir hal alacak ve Mitsuha ile Taki beden değiştirirken yaşadıkları deneyimleri günlük tutarak birbirlerine aktaracaktır. Ve zaman geçtikçe birbirine yabancı bu iki genç, garip bir şekilde kendilerini, birbirlerine bağlanırken bulacaktır.

Klasik bir beden değiştirme filmi olabilecekken işin içine zaman kırılmasını da katarak anlatısını güçlendiren ve özgünleştiren Shinkai; romantik ögeleri bilimkurguyla harmanlayarak son zamanların en naif filmlerinden birine imza atıyor. Yok olmaya yüz tutmuş Japon inançları ve ritüellerine güzellemeler yapan ve Batılılaşma ile birlikte modern kültürün baskısı altında kalan geleneklerin buharlaşıp gideceğini düşünen Japon toplumunun endişelerini de gün yüzüne çıkaran film; geleneksel ve modern çatışmasını öne çıkaran yapısıyla da dikkatleri çekiyor.

Radwimps grubunun film için hazırladığı özgün müzikler, geleneksel anime formunda çizilen karakterlere zıtlık yaratacak şekilde aşırı gerçekçi ve detaylı çizilen dış mekanlar ve irili ufaklı objeler, gökyüzünde yıldızların yeryüzünde ise doğanın göz alıcı tasviriyle her biri ayrı hayranlık uyandıracak sinematografik kareler ve geleneksel-modern çatışmasının anlatımındaki ince detaylarla içimizi ısıtan Senin Adın’ı, zamanlarınız kesişirse şayet, sevdiğiniz insanlarla birlikte izleyin. Sonra birlikte bir kahve için. Sahi, bu kadar çok kahve dükkanı olmasa ne olurdu halimiz?!

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi