TÜRSAK Vakfı’nın düzenlediği 19. Randevu İstanbul Uluslararası Film Festivali programı geçtiğimiz günlerde açıklandı. Bizi son derece heyecanlandıran filmlerin yer aldığı festivalin direktörü Senem Erdine ile bir araya gelerek festivali ve festivalde yer alan filmleri konuştuk.

Ecem Şen: Sizi daha çok sinema yazarı kimliğinizle tanıyoruz aslında. Bu sene Randevu İstanbul’daki göreviniz nedir?

Senem Erdine: Evet, başlangıcından beri yaklaşık 20 yıl Sinema dergisi ekibindeydim. Muhabir olarak başladım, son 8 yılında derginin yayın yönetmenliğini yaptım. Hepimiz sinemaya ve sinema yayıncılığına dair çok şey öğrendik Sinema’da. Sinema dergisi hem yazarının hem de okurunun sinema kültürünü ve sinema zevkini geliştiren bir okuldu adeta. Ne yazık ki 2013’te dergimiz kapandı. Ben bir süre başka işlerle uğraştıktan sonra yıllardır emek verdiğim, deneyim kazandığım sinema alanında çalışmaya devam etmek üzere TÜRSAK’ta göreve başladım. Kültür sanat alanında kaliteli işler yapabilmenin giderek zorlaştığı bir dönemden geçiyoruz. Bu noktada 25 yıldır kültür ve sanat alanında pek çok başarılı iş gerçekleştirmiş olan TÜRSAK önemli bir kurum. Böyle bir iklimde yeni yönetimi ve deneyimli ekibiyle büyük bir azim ve tutkuyla sinema etkinlikleri gerçekleştirmeye devam ediyor. Bu sene uluslararası ilişkilerini ve festival program direktörlüğünü yürütmek üzere ben de ekibe katıldım. Önümüzdeki günlerde 19. Randevu İstanbul Uluslararası Film Festivali’ni gerçekleştireceğiz. 16-22 Aralık tarihleri arasında gerçekleşecek festivalin program direktörüyüm.

En iyi filmlerinden oluşan bir seçki hazırlamaya çalıştık.

Ecem Şen: Bu yıl Randevu İstanbul’da neler amaçlıyorsunuz?

Senem Erdine: Bu yıl küçük ama iddialı film seçkimizle mümkün olduğu kadar geniş bir izleyici kitlesine ulaşmayı amaçlıyoruz. Yılın son festivali olmanın dezavantajını avantaja dönüştürecek bir yol izledik. Seçkimizi herhangi bir temayla sınırlandırmadık. Tek kriterimiz filmlerin belli bir standardın üzerinde olmasıydı. Henüz ülkemizde seyirciyle buluşmamış en yeni ve en iyi filmlerinden oluşan bir seçki hazırlamaya çalıştık. Bu yılın dikkate değer filmlerinden görmediğiniz kalmasın diyoruz yani.

senem-basin-toplantisi

Ecem Şen: Bu sene festivalde yer alan ilgi çekici temalar var, bunlarla ilgili konuşalım biraz. Bu temalar nasıl oluştu ve bu temaları oluştururken neye dikkat çekmek istediniz?

Senem Erdine: Evet, bundan sonra Randevu’da her sene bir ülke sinemasına odaklanacağız, ilk konuğumuz İspanya. Ülkemizde de röportajları yayınlanan İspanyol sinema yazarı Nando Salvá’nın hazırladığı 7 filmlik seçkinin amacı, seyirciye İspanyol sinemasının bugünkü durumuna dair mümkün olduğu kadar çok şey söyleyen, bugünkü tabloyu ve çeşitliliği olabildiğince iyi yansıtan filmler göstermekti.  Yine belli bir kalitenin üzerindeki filmler seçkiye alındı. Bu yılın İspanya’da en çok ilgi gören, en çok tartışılan filmleri bunlar.

Bir de Gastronomi bölümümüz var. Gastronomiyi sinemayla birleştirmek dünyada yükselen bir trend. San Sebastián ve Berlin gibi önemli film festivalleri gastronomi filmlerine özel bir bölüm ayırıyorlar. Türkiye’de ilk kez biz yapıyoruz. Bu bölüm kapsamında sunduğumuz seçki dünya gastronomi gündemine ışık tutuyor. 2016’nın en fazla ilgi gören ve en çok tartışılan gastronomi temalı filmleri seyirciyle buluşacak. Türk mutfağındaki yenilikçi harekete, sokak satıcılarıyla birlikte yok olup gitme tehlikesiyle karşı karşıya olan geleneksel mutfaklara, dünyadaki açlık sorununa yönelik çeşitli çözüm önerilerine ve kendi ülkelerinde birer mutfak devrimi yaratmış şeflerin hikayeleri üzerinden yerel mutfakların taşıdığı olağanüstü potansiyele, bunun gibi pek çok güncel konuya dikkat çeken bir seçkimiz var.  Özellikle “The Turkish Way/Türk Mutfağına Övgü”yü mutlaka izlemelisiniz. Türkiye’de yeni bir mutfak hareketinin doğuşunu belgeleyen bir film olması bakımından çok ilgi çekici bir kere. Dünyanın en iyi restoranlarından, hatta 2015’te en iyi restoranı olan El Celler de Can Roca’nın sahibi Roca Kardeşlerin Türk mutfağını keşif hikâyesi… Türkiye’nin en iyi şeflerinin, gastronomi konusunda birikim sahibi isimlerinin eşlik ettiği bu gezi, bize kendi mutfağımıza farklı bir gözle bakma şansı sunuyor. Filmin Türkiye galası Mehmet Gürs’ün sunumuyla gerçekleşecek.

 İspanyol sineması seçkisini her sinemasevere şiddetle tavsiye ediyorum.

Ecem Şen: Randevu İstanbul’un bu yıl 19.su düzenleniyor. Bu kadar köklü ve uluslararası bir organizasyonun bunca yıldır özenle devam ettirilebiliyor olması ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Senem Erdine: Türkiye’de festivallerin sürekliliğini sağlamak zor, o nedenle Randevu’nun 19. kez seyirciyle buluşuyor olması büyük başarı gerçekten. Kültür Bakanlığı’nı desteği çok önemli bu noktada. Bir de vizyon ve ekip çok önemli elbette. TÜRSAK’ta çok deneyimli bir ekip var, bu sene yeni üyelerle tazelenmiş ve güçlenmiş olarak yoluna devam ediyor.

Ecem Şen: Peki  seçkiyi nasıl hazırladınız, nerelerden hangi filmleri getirdiniz, bu seçkiyi hazırlarken nelere önem verdiniz?

Senem Erdine: Söylediğim gibi bu yılın en önemli, en ilgiye değer filmlerinden oluşan bir seçkiyi Türkiye’de seyirciyle buluşturmayı hedefledik. Tek kriterimiz belli bir kalitenin üzerindeki filmleri seçkiye almaktı. Aralarında arthouse sinemanın sınırları zorlayan örnekleri de var, daha geniş kitlelere hitap eden filmler de var. Ortak özellikleri şu ya da bu şekilde her sinemaseverin görmek isteyeceği, belli bir kalitenin üzerinde, keşfe değer filmler olmaları. Bu sene Venedik’te Altın Aslan’ı kazanan The Woman Who Left örneğin, 4 saate yakın süresiyle biraz sabır istiyor ama siyah beyaz bir şaheser. Üstelik vizyonda bu tür filmleri görme şansımız giderek azalıyor. Sanat sinemasının seyirciyle buluşması giderek zorlaşıyor. O nedenle The Woman Who Left’i kaçırmamak gerek. Bu yılın en çok konuşulan ve daha da konuşulacak olan filmlerinden bazıları da var seçkimizde: Manchester by the Sea gibi, Neruda gibi. İspanyol sineması seçkisini her sinemasevere şiddetle tavsiye ediyorum.

Ecem Şen: Peki FilmLoverss okurları için, Randevu İstanbul’da görmelerini tavsiye ettiğiniz 5 filmlik bir liste alabilir miyiz sizden?

Senem Erdine: Dediğim gibi The Woman who Left’i kaçırmamak gerek. Onun dışında keşfe değer çok film var ama Francisco Sanctis’in En Uzun Gecesi’ni, Periler Akademisi’ni, Manchester by the Sea’yi, Neruda’yı özellikle tavsiye ederim.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi