Filmografisindeki Gelibolu, Devrim Arabaları, Kaybedenler Kulübü gibi işlerle adını ülkenin kalburüstü yönetmenleri listesine yazdıran Tolga Örnek, bu kez de Instructions Not Included / Çocuk Büyütme Rehberi adındaki 2013 yapımı Meksika filminin yeniden çevrimiyle aramızda. Tolga Çevik’in kendi kızı Tuna Çevik ile başrolü paylaştığı, oğlu Tan Çevik’in de kendi çocukluğunu canlandırdığı Sen Benim Her Şeyimsin, komedi ve dram arasında gidip gelen bir baba-kız filmi.

Film, kahramanımız Sedat’ın çocukluğu ve babasıyla arasındaki ilişkiden bir kesit vererek açılıyor. Oğlunun korkularıyla yüzleşmiş, cesur bir insan olarak büyümesini isteyen, onu bu yüzden bir hayli zorlayan ve sonra onu yarım bırakıp giden bir baba figürü var karşımızda. Bu fantastik dokunuşlarla örülü açılış sekansından sonra Sedat’ı büyümüş, bir yetişkin olarak görüyoruz. Gerçi bu biraz da yetişkinlikten ne anladığımıza bağlı. Zira Sedat Çıralı’da yaşayan, hatta oradan hiç ayrılmamış, İstanbul’u ya da başka bir büyük şehri görmemiş, kadınlarla kurduğu ilişki sadece cinsellikten ibaret olan, sorumluluk almaktan kaçan, çocuk ruhlu bir adam haline gelmiş. Satır aralarını okumayı bilen seyirciler için bu durumun, hem korkularıyla gerçekte yüzleşememiş olmasıyla hem de babasının hayatından düzgün bir veda etmeden çıkmasıyla bağlantılı olduğunu anlamak zor değil. Sedat cephesinde durum özetle böyle. Bir gün çalınan bir kapı, elinde bir bebekle çıkagelen bir kadın ve aniden sırtına yüklenen babalık sorumluluğu, Sedat’ı İstanbul yollarına düşürürken aynı zamanda yapacağı içsel yolculuğun ve bu yolculukla birlikte olgunlaşıp bir yetişkin olacak olmasının da habercisi.

Sen Benim Her Şeyimsin: Çıralı’dan İstanbul’a, Komediden Drama Uzanan Yolculuk

Başta istemediği, annesini bulup geri vermek istediği kızıyla harika bir 8 yıl geçiren, ona hem anne hem baba olan, her istediğini yapan, sorumluluk sahibi bir adam ve harika bir babaya dönüşen Sedat’ın hayatı kızının annesinin aniden çıkagelmesiyle değişecek; filmin komediden yana görünen tonu da bu gelişle birlikte ağdalı bir drama kayacaktır. “Gerçek bir aile olmanın temelinde yatan şey nedir, çocuğu doğuran yoksa mı büyüten mi gerçekten onun ailesidir?” gibi kalıplaşmış sorulara cevap arayan film ortaya koyduklarıyla klişelerin dışına çıkıp yenilikçi açılımlar yapıyor diyemeyiz. Yer yer modernize edilmiş bir Kramer Kramer’e Karşı tadını yakalasa da gerek annenin gidişi ve geri dönüp çocuğunu geri istemesi kısımlarının altını çok fazla boş bırakan, bu boşluk yüzünden inandırıcılığını büyük ölçüde yitiren, kendi babasıyla yaşadığı döngüyü kızıyla tekrar ederken bocalayan Sedat’ın iç dünyasına istediğimiz şekilde hâkim olamadığımız için etkileyiciliğini de kaybeden bir film var karşımızda. Bu sıkıntıların orijinal filmin metnindeki zayıflıktan kaynaklandığına inanmak istiyorum. Ancak yine de uyarlama aşamasında daha özenli bir metin ortaya konularak bu sorunlar aşılmaya çalışılabilirmiş.

Tolga Çevik gayet yetenekli bir aktör. Ancak burada mimiklerine gereksizce çok yüklenerek oyunculuğunu doğallıktan uzaklaştırmış. Melis Birkan da daha önce başarılı performanslarını izlediğimiz bir oyuncu ancak Sen Benim Her Şeyimsin filminde “benim burada ne işim var?” dercesine bir oyunculuk sergilemiş. Tolga Çevik ve kızı Tuna Çevik arasındaki duygusal sahnelerde gerçek hayatta da baba-kız olmalarından kaynaklanan duygusal yoğunluğu sezmek mümkün. Bu durum filmin artı hanesine yazılacak bir yanı denebilir. Meksika yapımı orijinal filmi izlemedim; izleyenler son derecek renkli bir film olduğunu aktardılar. Sen Benim Her Şeyimsin de renkli bir film evet ancak bu renklendirme, kullanılan filtreler ve görsel geçişler öyle acemice görünüyor ki izleyenin seyir zevki azalıyor. Filmin fantastik bir tarafı var evet, bazı yazınsal sıkıntılar bu dokunuşlarla aşılmaya çalışılıyor belli ki ancak teknik tercihler fantastik etki yaratmak yerine filmi doğallıktan ve inandırıcılıktan bir hayli uzaklaştırmış.

Genel anlamda sıkıntıları olsa da iyi niyetlerle yola çıktığı çok açık bir aile ve sevgi filmi olan Sen Benim Her Şeyimsin, perdede gerçek bir baba-kızı izlemek isteyenler, duygusal hikâyeleri ve dramatik finalleri seven seyirciler için doğru tercih olabilir. İyi seyirler.

Filmografisindeki Gelibolu, Devrim Arabaları, Kaybedenler Kulübü gibi işlerle adını ülkenin kalburüstü yönetmenleri listesine yazdıran Tolga Örnek, bu kez de Instructions Not Included / Çocuk Büyütme Rehberi adındaki 2013 yapımı Meksika filminin yeniden çevrimiyle aramızda. Tolga Çevik’in kendi kızı Tuna Çevik ile başrolü paylaştığı, oğlu Tan Çevik’in de kendi çocukluğunu canlandırdığı Sen Benim Her Şeyimsin, komedi ve dram arasında gidip gelen bir baba-kız filmi. Film, kahramanımız Sedat’ın çocukluğu ve babasıyla arasındaki ilişkiden bir kesit vererek açılıyor. Oğlunun korkularıyla yüzleşmiş, cesur bir insan olarak büyümesini isteyen, onu bu yüzden bir hayli zorlayan ve sonra onu yarım bırakıp giden bir baba figürü var karşımızda. Bu fantastik dokunuşlarla örülü açılış sekansından sonra Sedat’ı büyümüş, bir yetişkin olarak görüyoruz. Gerçi bu biraz da yetişkinlikten ne anladığımıza bağlı. Zira Sedat Çıralı’da yaşayan, hatta oradan hiç ayrılmamış, İstanbul’u ya da başka bir büyük şehri görmemiş, kadınlarla kurduğu ilişki sadece cinsellikten ibaret olan, sorumluluk almaktan kaçan, çocuk ruhlu bir adam haline gelmiş. Satır aralarını okumayı bilen seyirciler için bu durumun, hem korkularıyla gerçekte yüzleşememiş olmasıyla hem de babasının hayatından düzgün bir veda etmeden çıkmasıyla bağlantılı olduğunu anlamak zor değil. Sedat cephesinde durum özetle böyle. Bir gün çalınan bir kapı, elinde bir bebekle çıkagelen bir kadın ve aniden sırtına yüklenen babalık sorumluluğu, Sedat’ı İstanbul yollarına düşürürken aynı zamanda yapacağı içsel yolculuğun ve bu yolculukla birlikte olgunlaşıp bir yetişkin olacak olmasının da habercisi. Sen Benim Her Şeyimsin: Çıralı’dan İstanbul’a, Komediden Drama Uzanan Yolculuk Başta istemediği, annesini bulup geri vermek istediği kızıyla harika bir 8 yıl geçiren, ona hem anne hem baba olan, her istediğini yapan, sorumluluk sahibi bir adam ve harika bir babaya dönüşen Sedat’ın hayatı kızının annesinin aniden çıkagelmesiyle değişecek; filmin komediden yana görünen tonu da bu gelişle birlikte ağdalı bir drama kayacaktır. "Gerçek bir aile olmanın temelinde yatan şey nedir, çocuğu doğuran yoksa mı büyüten mi gerçekten onun ailesidir?" gibi kalıplaşmış sorulara cevap arayan film ortaya koyduklarıyla klişelerin dışına çıkıp yenilikçi açılımlar yapıyor diyemeyiz. Yer yer modernize edilmiş bir Kramer Kramer’e Karşı tadını yakalasa da gerek annenin gidişi ve geri dönüp çocuğunu geri istemesi kısımlarının altını çok fazla boş bırakan, bu boşluk yüzünden inandırıcılığını büyük ölçüde yitiren, kendi babasıyla yaşadığı döngüyü kızıyla tekrar ederken bocalayan Sedat’ın iç dünyasına istediğimiz şekilde hâkim olamadığımız için etkileyiciliğini de kaybeden bir film var karşımızda. Bu sıkıntıların orijinal filmin metnindeki zayıflıktan kaynaklandığına inanmak istiyorum. Ancak yine de uyarlama aşamasında daha özenli bir metin ortaya konularak bu sorunlar aşılmaya çalışılabilirmiş. Tolga Çevik gayet yetenekli bir aktör. Ancak burada mimiklerine gereksizce çok yüklenerek oyunculuğunu doğallıktan uzaklaştırmış. Melis Birkan da daha önce başarılı performanslarını izlediğimiz bir oyuncu ancak Sen Benim Her Şeyimsin filminde “benim burada ne işim var?” dercesine bir oyunculuk sergilemiş. Tolga Çevik ve kızı Tuna Çevik arasındaki duygusal sahnelerde gerçek hayatta da baba-kız olmalarından kaynaklanan duygusal yoğunluğu sezmek mümkün. Bu durum filmin artı hanesine yazılacak bir yanı denebilir. Meksika yapımı orijinal filmi izlemedim; izleyenler son derecek renkli bir film olduğunu aktardılar. Sen Benim Her Şeyimsin de renkli bir film evet ancak bu renklendirme, kullanılan filtreler ve görsel geçişler öyle acemice görünüyor ki izleyenin seyir…

Yazar Puanı

puan - 45%

45%

Yer yer modernize edilmiş bir Kramer Kramer’e Karşı tadını yakalasa da gerek annenin gidişi ve geri dönüp çocuğunu geri istemesi kısımlarının altını çok fazla boş bırakan, bu boşluk yüzünden inandırıcılığını büyük ölçüde yitiren, kendi babasıyla yaşadığı döngüyü kızıyla tekrar ederken bocalayan Sedat’ın iç dünyasına istediğimiz şekilde hâkim olamadığımız için etkileyiciliğini de kaybeden bir film var karşımızda.

Kullanıcı Puanları: 3.65 ( 2 votes)
45
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi