Önceki Sayfa1 / 4Sonraki Sayfa

Seinfeld denildiğinde aklınıza önce dört efsanenin hemen ardından da daha onlarcasının peşi sıra geldiğini tahmin etmek zor değil. Bazen Jerry Seinfeld’in kendisinden bile önce George Costanza (Jason Alexander), Cosmo Kramer (Michael Richards), Elaine Benes (Julia Louis-Dreyfus) dans ediyorsa kafalarımızda, artık Seinfeld’in anlamının çok daha büyük olduğunu kabul etmek gerekir. Biz yine de ilk teşekkürleri bugün 62 yaşına giren ve efsanenin yaratıcılarından olan Jerry Seinfeld’e iletip 1989 – 1998 yılları arasında 9 sezon boyunca 180 bölüm ile evlere misafir olup bugün hala defalarca dönüp bakmaktan usanmadığımız Seinfeld’in kahkahalarının içinde bir kez daha kaybolalım!

George: Bak bu dizi olabilir. Dizi budur!

Jerry: Ne?

George:  Bu! Sadece konuşma.

Jerry: Evet, tabii.

George: Ciddiyim. Bence güzel bir fikir.

Jerry: Sadece konuşma mı? Peki dizinin konusu ne olacak?

George: Hiçbir şey.

Jerry: Hikâye yok mu?

George: Unut hikâyeyi.

The Pitch (4. Sezon 3. Bölüm)

George ve Jerry’nin yukarıdaki diyaloğunda anlatıldığı gibi NBC’ye sunmak için ortaya attıkları bu ‘hiçbir şey hakkında bir dizi’ fikri, gerçekten de Seinfeld’in en kısa özeti gibidir. Her ne kadar dizinin yaratıcıları Larry David ve Jerry Seinfeld gerçek görüşmelerinde diziyi ‘bir komedyenin gündelik hayattan materyal toplaması’ olarak sunduklarını belirtmişlerse de, bu, dizinin içinde sonradan kurdukları mottonun değerini aşağı çekmeye yetmez. Jerry her bölümde sunduğu stand-up şovlarından kesitlerle dizinin plotunu paralel tutup materyalleri gerçek hayattan toplayışının altını besler ve bir komedyenin mizahı yaşam stili haline getirişini, sahnede sunduğu gözlemlerinin gündelik hayat karşılıklarını verir. Fakat David ve Seinfeld de dizinin Jerry’nin sahne şovunu aştığını fark etmiş olmalılar ki dizinin ‘hiçbir şey hakkında’ olmasının diğer her şeyin önüne geçmesine izin vermişler. Çünkü Seinfeld, yalnızca bir komedyenin hayatını değil, dört eşsiz karakterinin birbirleri ve absürt yaşamları ile kurdukları/kuramadıkları ilişkilerden doğan mizahı yansıtır izleyicisine. Önemsiz görülebilecek gündelik detayların aslında ne kadar önemli olduğunu onlardan bir bölüm konusu yaratarak gösteren Seinfeld, karakterlerinin hayatlarındaki dönüm noktalarını değil, kafalarına taktıkları – gerekliliğini sorgularken aslında daha da takıldığımız – ayrıntıları gösterir. İşte bu yüzden aslında hiçbir şey hakkındadır ve tam da bu nedenle her şeyimiz oluvermiştir.

Ayakkabısından mutfağına tipik bir tüketici, banyosundan koltuğuna tam bir düzen ve temizlik ‘hastası’ Jerry; karakteristik özellikleri ile Larry David’in bir temsili olarak karşımıza çıktığını bildiğimiz ve en kaba tabirle cimri, yalancı, kıskanç ve gerek ilişkileri gerekse işsizliği ile kendi tabiriyle de başarısız George; ‘geleneksel kadın’ tanımını yıkacak şekilde özgür ruhlu, duygusuz, çevresindeki çoğu insana göre işi ile görece daha iyi bir konumda yer alan ve arzuları doğrultusunda hareket etmekten çekinmeyen Elaine; ve slapstick komedilerden fışkırarak kapıları alaşağı eden dürtüsel Kramer… Uzun zaman misafir olduğumuz Seinfeld dörtlüsünden sadece bahsetmek bile gülmeye yeterken onları tanımlamak elbette bu kadar kolay değil. Fakat su götürmez bir gerçek olarak hepsinin ortak noktası bencil bireyci duruşlarıdır. 30 küsür yaşlarında bu bekâr dört insan, hayatın anlamsızlığını küçük detaylarda – genelde içinde boğularak – bulmaya çalıştıkları anlamla telafi etmeye çalışırlar. Ekranda izlemeye alışık olduğumuz aşk, evlilik, ayrılık, ölüm, aile gibi ‘büyük ama kısıtlayıcı’ meselelere hiç girmeden hepsinin kıyısında güneşlenmeyi seçerek post-modern gerçeklikte kendilerini var etme çabasıyla yaşar giderler.

Dönemin – The Cosby Show gibi – favori sitcom örneklerinden, hiçbir ahlaki mesaj kaygısı gütmemesi ile ayrılan Seinfeld, bencil ve toplumsal normlar karşısında kötücül olarak kodlanabilecek karakterleri ile aslında değişmekte olan izleyicisinin başta imkansız gözükse de aslında çok daha özdeşleşebileceği bir evren sunarak yeni bir kapı aralar televizyon tarihinde. Larry David’in sunduğu ‘sarılma yok, öğrenme yok’ çerçevesini benimseyen Seinfeld, aile bağlarının dış etkilerle zedelenip bölüm sonunda bir kucaklaşma ve ders alma ile onarıldığı temel anlatı yapısına tamamen sırt çevirmesi, değerleri ile kendini tanımlayan Amerikan toplumunda bir taklaya sebep olur. Televizyonun normatif dilini çekerek konuşulamayacakların sınırını zorlarken bugün dahi her sitcomda izine rastlayabileceğimiz yepyeni bir akım yaratır ve sadece ‘ahlaklı’ iyilerin kazandığı yapımlara mahkum olmaktan kurtararak ‘çok da iyi olmayan’ yansımaları ile yüzleşmesini sağlar izleyicisinin. Artık seks üzerine konuşmalar kablolu kanaldadır; doğum kontrol, mastürbasyon, orgazm taklitleri, yatak pozisyonları, kürtaj veya cinsel yolla bulaşan hastalıklar tabu olmaktan çıkıp dört arkadaşın rahatlıkla tartışabileceği konular olarak kendisine yer bulur televizyonda. Bazen politik doğruculuk konusunda sıkıntılar yaşadığı kabul edilebilecekse de, Seinfeld’in 90’lar Amerika’sının beyaz orta sınıf bireyci yaklaşımını – karakterleri Yahudi asıllı olduğu için kendini görece kısıtlasa da – çok net aktardığı rahatlıkla söylenebilir. Sıradan ve gündelik yaşama dair küçük ama üste yapıştıkça izi kalan ayrıntılarla debelenen kendine düşkün karakterlerin geçirdiği nihilistik bakışın içimizdeki yansımalarına bakmak hiç bu kadar eğlenceli ve aynı zamanda yürek burkucu olamazdı herhalde. Seinfeld’in kuşkusuz en önemli özelliği ise kendi kendini referans veren mizah anlayışıdır. Bunu daha önce yapan örneklerine rağmen şov içinde şov anlayışının başarılı öncülerinden biri olarak günümüz komedi dizilerinin önünü açan efsane seri, kurgu ve gerçeği iç içe geçirerek post-modernizmin tam zamanında ve tam yerinde başarılı bir temsilini yaratır. En başta kendini oynayan Jerry Seinfeld ile bunu sağlayan dizinin asıl vurucu noktası ise dördüncü sezon itibari ile dizinin içinde, tam da izlediklerimizden bir dizi yaratmaya başlamasıdır. Bununla beraber, artık her bölümü birbirinden bağımsız, ‘sil baştan’ bir hikaye anlatımı yerine, hikayesinin belli kısımlarını devam ettiren bir yapıya evrilme de sitcom anlayışının değişiminde büyük rol oynar. Kameranın ‘anlatma, göster!’ görevini de illa cebinde tutmak zorunda olmadığını hatırlatıp görülenlerin üstüne dilin ve iletişimin önemini dizi konusu yapması da Seinfeld’in televizyon tarihinde her zaman tutacağı önemli yerin oluşmasındaki etkenlerden yalnızca biri.

seinfeld-3-filmloverss

Hayatlarının hatırı sayılır bir kısmına bakış attığımız karakterlerden öğrendiğimiz bir şey varsa, o da hiçbir şey öğrenmiyor oluşumuzdur. Jerry, Elaine, George ve Kramer’ın dokuz sene içinde girdikleri türlü olaylardan hiçbir ‘ders’ çıkaramamış. Bir şekilde hayatlarına dahil olan yan karakterleri çoğu zaman mahveden bu dörtlü, daima kendilerine dönük bakışlarıyla var olmaya devam etmiş ve onların dışında gelişerek ötekileşen hiçbir şeyi umursamamıştır. Dayatıldığı gibi tek bir ahlaki bakış açısının varlığını kabul etmeyen ve bundan doğan çatışmalar sonunda ‘dokunaklılık’ tuzağına düşmeyen karakterleri, belli açılardan varoluşçu ve çoğunlukla nihilist kabul etmek pek tabii mümkün. Çünkü onların ‘hiçbir şey’e bağlı olarak kendilerini var edişleri, anlam yüklediğimiz her şeyi yıkarak değerlerin en baştan kurulmasını sağlar. Yazar Matt Zoller Seitz, Seinfeld’in Tony Soprano’nun doğumuna hazırladığı yolu anlattığı makalesinde, önemli klasiklerin çoğunun Seinfeld’in bencil karakterlerinin anti-kahramanlığının gerçekliği sayesinde ortaya çıktığının altını çizer. Bence de Larry David’in daha sonra Curb Your Enthusiasm ile daha da beslediği bu anlatı yapısının bir klasik haline gelmesini sağlayan en önemli özellik kesinlikle tam da budur. Hayatın absürtlüğü ve başıboşluğundan doğan mizahtan beslenen Seinfeld ‘hiçbir şey’ hakkında iken ‘çok şey’ kazandırdı bize. Unutulmaz oyunculukları, titiz gözlemleri, zihinlere kazınan hikâyelerinin bağlayıcılığının da ötesinde, post-modern hayatın absürt gerçekliğinde yuvarlanıp giden insanların hayatlarına konuk edilmemizi sağlaması ve biçimini olabildiğince abartılı bir şekilde bozarak yarattığı aynaya önce gülerek sonra da yansımamızın netliğine şaşırarak bakmamıza vesile oluşuyla her zaman çok değerli bir yapım olacak ve her bir araya gelme anında kalbimizi ağzımıza çıkarmaya devam edecek. Hepsi gönlümüzde ve zihnimizde yer eden bölümleri arasından anlamlı bir seçki yapmak çok zor olsa da, en azından bu 15 bölüm ile Seinfeld’i klasik yapan özellikleri nelerdi tekrar hatırlayalım!

Önceki Sayfa1 / 4Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi