Bazı filmleri izledikten bir süre sonra unutursunuz, bazılarını güzel hatırlarsınız, bazılarını bir kez izlemeniz yetmez ama bazı filmler vardır ki defalarca izleseniz doyamazsınız. Benim için de yeri özel olan birkaç tane film var. Daha önce eleştirisini yazdığım Braveheart (Cesur Yürek), Shawshank Redemption (Esaretin Bedeli) ve bu yazımın da konusu olan Scent of  a Woman (Kadın Kokusu) ‘özel filmler’ listemin en üst sıralarındalar. 

Giovanni Arpino’nun 1969 yılında yazdığı roman ilk kez 1974 yılında Dino Risi yönetmenliğinde beyazperdeye uyarlandı. Ancak 1992 yılında Martin Brest yönetmenliğinde yapılan uyarlama, romandan ve önceki uyarlamadan daha çok duyulup hafızalardan silinmeyecek bir film haline geldi. Burslu öğrenci Charlie Simms’in paraya ihtiyacı olmasıyla birlikte tatil sırasında iş aramasıyla başlar her şey. Bulduğu iş, gözleri görmeyen emekli yarbaya hafta sonu eşlik etmek olmuştur. Ancak iş hiç kolay değildir. Çünkü emir vermeye fazlasıyla alışmış yarbay huysuz bir ihtiyardır. İşi tereddütle kabul eden Charlie bundan sonrasında ise yarbaya göz kulak olmaktan çok onun peşinde sürüklenip durur. 

Senaryosundan ve yönetmenliğinden çok Al Pacino’nun oyunculuğuyla adından söz ettiren film, 1993 senesinde, daha önce 6 kez Oscar’a aday gösterilmesine rağmen ona “En İyi Erkek Oyuncu” ödülünü kazandıran film olması itibariyle de önemlidir. Aynı yıl “Glengarry Glen Ross” filmiyle “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” ödülüne de aday olan Al Pacino, toplamda 8 kez aday olduğu Oscar törenlerinde “The Godfather” filmleriyle dahi kazanamadığı heykelciği bu filmdeki üstün performansıyla elde etti. Öyle ki gerçekten gözlerinin görüp görmediğini düşündürecek kadar rolünün hakkını veren usta oyuncu, Gabrielle Anwar ile tango yaptığı sahnenin sonunda ayakta alkışlanmayı bile hak etti. Bu sahne için yapılabilecek en güzel yorumu yapan bir arkadaşımın sözlerini size aynen aktarmak istiyorum: “Tango sahnesi öyle bir sahne ki film boyunca bizi gözlerinin görmediğine inandıran Al Pacino, dans ettiği sırada ‘acaba gözleri görüyor mu’ diye düşündürecek kadar bizi şaşkına çeviriyor.” Büyük oyuncu Al Pacino’nun neden büyük oyuncu olduğu sorusunun da en güzel cevabıdır bu film. 

Filmin bir diğer başrol oyuncusu Chris O’Donnell da bu filmle beraber oyunculuğu konusunda bizi umutlandırmıştı. Ancak sonrasında Batman’in genç yardımcısı Robin olmaktan öte bir rolle karşımıza çıkamadı. Son olarak bir televizyon dizisinde rol alan O’Donnell’ın kariyerinin en iyi filmi Scent of a Woman dersek diğer rol aldığı filmlere haksızlık etmiş olmayız sanırım. 

Her taşın altından çıkan, Scent of a Woman filmiyle ekranlarda yeni yeni görünen Philip Seymour Hoffman da performansıyla gelecekte nasıl bir oyuncu olacağını göstermiş ve Chris O’Donnell’ın aksine bunu da başarmıştır. 

Scent of a Woman farklı bir filmdir. İzledikten sonra ağzınızda değişik bir tat bırakacak, koku duyunuzu hassaslaştıracak, gözlerinizi kör edecek kadar başarılı bir yapımdır. Tekrar tekrar izlemekten sıkılmayacağınıza emin olduğum filmin Carlos Gardel’in ‘Por una Cabeza’ eşliğindeki en akılda kalıcı sahnesiyle sizleri baş başa bırakıyorum. 

İyi Seyirler…

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi