Filmler, aralarında yalnızca türlere göre ayrılmıyorlar. Aynı zamanda amaçları, anlatımları ve temel aldıkları noktalar da onları sınıflandırmaya yarayan başlıca unsurlar oluyor. Ben de, filmler hakkında yorum yapmaya çalışırken genellikle bu başlıklar altında incelemenin olabilecek en doğru sonucu ortaya koyacağına inanıyorum. Ancak bazı filmler var ki, bir amaçtan ya da üsluptan yoksun ve tamamen sinemasal dertlerden bağımsız olabiliyorlar. Çünkü genellikle bu unsurları dert eden bir yönetmene sahip olmuyorlar. Savaşçı – The Dead Lands; tam olarak bu tanıma uyan, mekan ve kostüm kullanımı dışında hemen hemen hiçbir ögesini önemsememiş, aksiyondan başka hiçbir dikkat çekici özellik barındırmayan, “öylesine” bir film olarak karşımıza çıkıyor.

Tarih öncesi çağda, kabileler arası mücadelelerin yaşandığı zamanlarda geçen Savaşçı, iki kabile arasındaki uzun bir geçmişe sahip olan husumeti konu alıyor. Barış zamanlarını yaşayan bu kabilelerden olan Maori kabilesi, uzun savaşların yapıldığı toprakların hakimidir. Bu toprakları ziyaret etmek isteyen Wirepa ve yönetimindeki düşman kabile askerleri, Maoriler’e tuzak kurarak kendilerine savaş sebebi uydururlar. Aynı gece bütün Maori kabilesini kılıçtan geçiren askerler, yalnızca kabile şefinin oğlu olan Hongi’yi bulamazlar ve ellerinden kaçırırlar. Bu gecenin ardından, kabilesinin ve babasının intikamını almak isteyen Hongi, sabahın ilk ışıklarıyla Wirepa’nın peşinden gider.

Medeniyetin ilk zamanlarında geçen hikayesiyle Savaşçı; kutsallık, onur, intikam ve şöhret kavramları arasında yüzen ve bunların arasında kendisini bir dengeye oturmak için çabalayan bir film. Her kabilenin kendine has bir inanışı ve tanrı olgusu olduğu için, kutsallık kavramı bunlar arasında en baskını olarak karşımıza çıkıyor haliyle. Bu olguyu efsanevi özellikteki bazı hikayelerle besleyen film, tarih öncesi zamanlar üstüne mistik bir atmosfer kurmayı amaçlıyor. Bu mistisizmi hiç derinleştirmeden, yüzeysel bile denemeyecek kadar sözde işlemesi sebebiyle, kendi söylemleriyle çelişmesi yalnızca birkaç sahne sonrasını bulabiliyor. Yönetmen Toa Fraser, bu çelişkili anlatımı hiçbir sorun yokmuşcasına bütün film boyunca devam ettiriyor. Karakter derinliğine ihtiyaç duymayan ve karakterlerin neredeyse sadece belli fiziksel hareketlerle iletişim kurmasını isteyen yönetmen; ilkel dönemleri çağrıştıran bir mizansen kurmaya çalışmış olsa da, ortaya komik bir tablo koyuyor. Bu bağlamda, oyuncu performanslarının pek dikkate değer bir hali yok. Yani bahsettiğim bu durumlar; senaryonun belli kısımlarda eksik ya da temposuz kalmasından kaynaklanmıyor, baştan sona yapılan hatalı planlamanın sonucu olarak ortaya çıkıyor.

Fraser, ilkel insanın dünyasını Tanrı olgusunu üzerinden ve aksiyon ögeleri çerçevesinde oluşturuyor. Aksiyon sahnelerinin devamlılığı bazen aksıyor. Filmin düğüm kısmını oluşturan bir sahne ile sonuç kısmını hazırlayan bir sahne, filmin uzun ve kendi içindeki önemli aksiyon sekanslarını barındırıyor. Fakat bu sahneler, uzun sürenin altında ezilerek giderek temposuzlaşıyor, kendini tekrar ediyor. Yaklaşık on karakterin etrafında şekillenen filmin büyük bölümü, bu kalabalık sahnelerin yapılandırılması konusunda büyük sıkıntılarla karşılaşıyor. Filmdeki oyuncu seçimlerinin sadece aksiyonu desteklemek adına, fiziksel özelliklere göre yapıldığını anlamak için çok da düşünmeye gerek yok.

Kostüm ve sahne tasarımları ise Savaşçı’nın en önemli ve belki de tek özelliği diyebilirim. Abartılı olmayan ama yeterli gerçekçiliğe sahip olan kostümler, filmin atmosferinin önemli bir parçasını oluşturuyor. Çekimlerin yapıldığı alan da, ayrıca filmin ihtiyacı olan bütün özelliklere sahip. Bununla birlikte, yönetmen Fraser da, bu kısımda biraz olsun ağırlığını ortaya koyarak, mekan kullanımı konusunda başarılı bir işe imza atıyor.

Savaşçı, James Cameron ve Peter Jackson gibi isimlerin övgülerini arkasına alarak vizyona girmeye hazırlanıyor. Ancak, Cameron ve Jackson’ın sinemasal anlamda bu filme övgüler düzeceğini hiç mi hiç sanmıyorum. Bu tutum çok bariz bir PR çalışmasını işaret ediyor. Zaten Savaşçı da, ancak bir PR çalışması sonucunda bu tarz övgüler alabilir. Tür sineması içerisinde bile değerlendirdiğimizde, yalnızca aksiyonsever izleyicileri bile tatmin edemeyecek olan Savaşçı; bayat hikayesini tamamen tahmin edilebilir bir şekilde işleyerek başladığı noktadan bir adım bile ileri gidemiyor.

Filmler, aralarında yalnızca türlere göre ayrılmıyorlar. Aynı zamanda amaçları, anlatımları ve temel aldıkları noktalar da onları sınıflandırmaya yarayan başlıca unsurlar oluyor. Ben de, filmler hakkında yorum yapmaya çalışırken genellikle bu başlıklar altında incelemenin olabilecek en doğru sonucu ortaya koyacağına inanıyorum. Ancak bazı filmler var ki, bir amaçtan ya da üsluptan yoksun ve tamamen sinemasal dertlerden bağımsız olabiliyorlar. Çünkü genellikle bu unsurları dert eden bir yönetmene sahip olmuyorlar. Savaşçı - The Dead Lands; tam olarak bu tanıma uyan, mekan ve kostüm kullanımı dışında hemen hemen hiçbir ögesini önemsememiş, aksiyondan başka hiçbir dikkat çekici özellik barındırmayan, “öylesine” bir film olarak karşımıza çıkıyor. Tarih öncesi çağda, kabileler arası mücadelelerin yaşandığı zamanlarda geçen Savaşçı, iki kabile arasındaki uzun bir geçmişe sahip olan husumeti konu alıyor. Barış zamanlarını yaşayan bu kabilelerden olan Maori kabilesi, uzun savaşların yapıldığı toprakların hakimidir. Bu toprakları ziyaret etmek isteyen Wirepa ve yönetimindeki düşman kabile askerleri, Maoriler'e tuzak kurarak kendilerine savaş sebebi uydururlar. Aynı gece bütün Maori kabilesini kılıçtan geçiren askerler, yalnızca kabile şefinin oğlu olan Hongi’yi bulamazlar ve ellerinden kaçırırlar. Bu gecenin ardından, kabilesinin ve babasının intikamını almak isteyen Hongi, sabahın ilk ışıklarıyla Wirepa’nın peşinden gider. Medeniyetin ilk zamanlarında geçen hikayesiyle Savaşçı; kutsallık, onur, intikam ve şöhret kavramları arasında yüzen ve bunların arasında kendisini bir dengeye oturmak için çabalayan bir film. Her kabilenin kendine has bir inanışı ve tanrı olgusu olduğu için, kutsallık kavramı bunlar arasında en baskını olarak karşımıza çıkıyor haliyle. Bu olguyu efsanevi özellikteki bazı hikayelerle besleyen film, tarih öncesi zamanlar üstüne mistik bir atmosfer kurmayı amaçlıyor. Bu mistisizmi hiç derinleştirmeden, yüzeysel bile denemeyecek kadar sözde işlemesi sebebiyle, kendi söylemleriyle çelişmesi yalnızca birkaç sahne sonrasını bulabiliyor. Yönetmen Toa Fraser, bu çelişkili anlatımı hiçbir sorun yokmuşcasına bütün film boyunca devam ettiriyor. Karakter derinliğine ihtiyaç duymayan ve karakterlerin neredeyse sadece belli fiziksel hareketlerle iletişim kurmasını isteyen yönetmen; ilkel dönemleri çağrıştıran bir mizansen kurmaya çalışmış olsa da, ortaya komik bir tablo koyuyor. Bu bağlamda, oyuncu performanslarının pek dikkate değer bir hali yok. Yani bahsettiğim bu durumlar; senaryonun belli kısımlarda eksik ya da temposuz kalmasından kaynaklanmıyor, baştan sona yapılan hatalı planlamanın sonucu olarak ortaya çıkıyor. Fraser, ilkel insanın dünyasını Tanrı olgusunu üzerinden ve aksiyon ögeleri çerçevesinde oluşturuyor. Aksiyon sahnelerinin devamlılığı bazen aksıyor. Filmin düğüm kısmını oluşturan bir sahne ile sonuç kısmını hazırlayan bir sahne, filmin uzun ve kendi içindeki önemli aksiyon sekanslarını barındırıyor. Fakat bu sahneler, uzun sürenin altında ezilerek giderek temposuzlaşıyor, kendini tekrar ediyor. Yaklaşık on karakterin etrafında şekillenen filmin büyük bölümü, bu kalabalık sahnelerin yapılandırılması konusunda büyük sıkıntılarla karşılaşıyor. Filmdeki oyuncu seçimlerinin sadece aksiyonu desteklemek adına, fiziksel özelliklere göre yapıldığını anlamak için çok da düşünmeye gerek yok. Kostüm ve sahne tasarımları ise Savaşçı’nın en önemli ve belki de tek özelliği diyebilirim. Abartılı olmayan ama yeterli gerçekçiliğe sahip olan kostümler, filmin atmosferinin önemli bir parçasını oluşturuyor. Çekimlerin yapıldığı alan da, ayrıca filmin ihtiyacı olan bütün özelliklere sahip. Bununla birlikte, yönetmen Fraser da, bu kısımda biraz olsun ağırlığını ortaya koyarak, mekan kullanımı konusunda başarılı bir işe imza atıyor. Savaşçı, James Cameron ve Peter Jackson gibi isimlerin övgülerini arkasına alarak vizyona girmeye hazırlanıyor. Ancak, Cameron ve Jackson'ın sinemasal anlamda…

Yazar Puanı

Puan - 30%

30%

45

Tür sineması içerisinde bile değerlendirdiğimizde, yalnızca aksiyonsever izleyicileri bile tatmin edemeyecek olan Savaşçı; bayat hikayesini tamamen tahmin edilebilir bir şekilde işleyerek başladığı noktadan bir adım bile ileri gidemiyor.

Kullanıcı Puanları: 3.06 ( 7 votes)
30
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi