Suriye ile ilgili kuşkusuz birçok belgesel çekildi ve hala çekilmeye devam ediliyor. Yönetmen Andreas Dalsgaard ve filmin eş-yönetmeni, esasında bir radyo sunucusu olan Obaidah Zytoon’un beraber kotardıkları belgesel The War Show, yedi epizoda bölünen yapısında Arap Baharı’na Suriye bağlamında bakıyor. Çoğunlukla Şam’da ve Zytoon’un memleketi Zabadani’de çekilen film, 300 saatlik görüntülerden bir araya getirilerek çatışmayı kişisel bir bakış açısıyla ve insani bir ölçekte inceliyor. Kamera ile sokaklara çıkmadan önce Esad’ın baskıcı rejimi altında radyoda başarılı bir kariyeri olan Zytoon, ülkesinde kendi sesinin gücünü biliyordu. Devrim onun etrafında patlak verdiğinde olayları hükümetle ve sansürle mücadelede kendi tarzıyla belgelemesi zorunlu hale geldi. Zytoon’un arkadaşları da ülkedeki ağır dikta rejimine rağmen onun bu filmi çekmesi için cesurca projede yer aldılar.

Wiam Simav Bedirxan’ın yönettiği 2014 tarihli “Gümüş Suyu: Suriye’nin Otoportresi” belgeseli Suriye’deki iç savaşa odaklanarak 1001 Suriyeli vatandaşın internete yüklediği savaş görüntülerini temel alıp ülkenin yakın tarihinin bir portresini çiziyordu. The War Show belgeseli de aynı konuya değindiği için büyük olasılıkla yakın tarihli bu belgeselle kıyaslanacaktır. The War Show’un Gümüş Suyu’ndan temel farkı filmi ‘devrim’, ‘bastırma’, ‘direniş’, ‘kuşatma’, ‘muhafaza’, ‘cephe’, ‘aşırıcılık’ olarak yedi epizoda bölmesi ve daha çok yönetmenlerin kişisel bir bakışının çalışması olması. Öyle ki, Zytoon’un arkadaşları şair Hisham, hukuk öğrencisi Lulu, aktivist Amal, heavy metal meraklısı Rabea, diş hekimi Argha, mimarlık öğrencisi Houssam ile tanışıyoruz. Zytoon, kamera üzerinde arkadaşlarının hayatlarını belgeleyerek (bazılarının isimlerini değiştirerek), devrimin ve baskıların ilk kıvılcımlarını gözler önüne seriyor.

The War Show: Ateş Altındaki Suriye’den Kişisel ve Cesur Bir Kesit

1971 yılından bu yana ailesi tarafından iktidarı elinde tutan Cumhurbaşkanı Beşşar Essad’ın istifasını ve 1963 yılından beri ülkeyi idare eden Baas Partisi’nin iktidarı bırakmasını talep ederek protesto gösterilerine katılan bu genç eylemciler grubu heyecanlı ve neşeli olarak gösteriliyor. Lulu, Amal, Houssam, Rabea, Argha, hepsi gülümsüyorlar. Kamera, gösterilerden sloganlara, evdeki insanlardan onların umutlarına, planlarına dair her şeyi belgeliyor. Askerlerin göstericilerin üzerine ateş açması ve muhalif güçlerin silahlı isyanla direnişe geçmelerinin ardından protestoların cenazelere dönüşmeye başladığına yutkunarak şahit oluyoruz. Zytoon’un isyanın merkez üssünü belgelediği bir tür yol filmi haline gelen yapıda şehirlerin terk edildiğine, tutuklamalara, işkencelere, cinayetlere, tanıklık ediyoruz. Savaşın yıkıcılığına, yüzbinlerce insanın ölümüne neden olan ve hala devam eden iç savaş sebebiyle silinen Suriye nesline tanıdığı insanlar çerçevesinde bir bakış atan Zytoon, daha çok Danimarkalı yönetmen Dalsgaard’ın becerisinden güç alarak bu 300 saatlik birbirinden farklı görüntüleri uygulanabilir bütün haline getirebiliyor. Elbette belgesel içerisinde çekim yapılan insanların birçoğu kendi kimliğini korumak için yüzleri bulanıklaştırmış şekilde karşımıza çıkıyor.

The War Show, son birkaç yılda sayıları artışa geçen Suriye konulu belgeseller içerisinde genel olarak bir farklılık yaratamasa da hala devam eden ve etkileri tüm Avrupa’ya yayılan bir süreci yansıttığı için önemini yitirmiyor. Yine de Zytoon’un sesi, cesareti ve arkadaşlarını ikna etmesi, Dalsgaard’ın hem yönetmen hem editoryal gözle filmi bir biçime sokmaya çalışması gibi faktörlerin Suriye’deki mevcut şartlar içerisinde takdir edilesi şeyler olduğunu söylemek gerek.

Suriye ile ilgili kuşkusuz birçok belgesel çekildi ve hala çekilmeye devam ediliyor. Yönetmen Andreas Dalsgaard ve filmin eş-yönetmeni, esasında bir radyo sunucusu olan Obaidah Zytoon’un beraber kotardıkları belgesel The War Show, yedi epizoda bölünen yapısında Arap Baharı’na Suriye bağlamında bakıyor. Çoğunlukla Şam’da ve Zytoon'un memleketi Zabadani'de çekilen film, 300 saatlik görüntülerden bir araya getirilerek çatışmayı kişisel bir bakış açısıyla ve insani bir ölçekte inceliyor. Kamera ile sokaklara çıkmadan önce Esad'ın baskıcı rejimi altında radyoda başarılı bir kariyeri olan Zytoon, ülkesinde kendi sesinin gücünü biliyordu. Devrim onun etrafında patlak verdiğinde olayları hükümetle ve sansürle mücadelede kendi tarzıyla belgelemesi zorunlu hale geldi. Zytoon’un arkadaşları da ülkedeki ağır dikta rejimine rağmen onun bu filmi çekmesi için cesurca projede yer aldılar. Wiam Simav Bedirxan’ın yönettiği 2014 tarihli “Gümüş Suyu: Suriye’nin Otoportresi” belgeseli Suriye’deki iç savaşa odaklanarak 1001 Suriyeli vatandaşın internete yüklediği savaş görüntülerini temel alıp ülkenin yakın tarihinin bir portresini çiziyordu. The War Show belgeseli de aynı konuya değindiği için büyük olasılıkla yakın tarihli bu belgeselle kıyaslanacaktır. The War Show’un Gümüş Suyu’ndan temel farkı filmi ‘devrim’, ‘bastırma’, ‘direniş’, ‘kuşatma’, ‘muhafaza’, ‘cephe’, ‘aşırıcılık’ olarak yedi epizoda bölmesi ve daha çok yönetmenlerin kişisel bir bakışının çalışması olması. Öyle ki, Zytoon’un arkadaşları şair Hisham, hukuk öğrencisi Lulu, aktivist Amal, heavy metal meraklısı Rabea, diş hekimi Argha, mimarlık öğrencisi Houssam ile tanışıyoruz. Zytoon, kamera üzerinde arkadaşlarının hayatlarını belgeleyerek (bazılarının isimlerini değiştirerek), devrimin ve baskıların ilk kıvılcımlarını gözler önüne seriyor. The War Show: Ateş Altındaki Suriye’den Kişisel ve Cesur Bir Kesit 1971 yılından bu yana ailesi tarafından iktidarı elinde tutan Cumhurbaşkanı Beşşar Essad’ın istifasını ve 1963 yılından beri ülkeyi idare eden Baas Partisi’nin iktidarı bırakmasını talep ederek protesto gösterilerine katılan bu genç eylemciler grubu heyecanlı ve neşeli olarak gösteriliyor. Lulu, Amal, Houssam, Rabea, Argha, hepsi gülümsüyorlar. Kamera, gösterilerden sloganlara, evdeki insanlardan onların umutlarına, planlarına dair her şeyi belgeliyor. Askerlerin göstericilerin üzerine ateş açması ve muhalif güçlerin silahlı isyanla direnişe geçmelerinin ardından protestoların cenazelere dönüşmeye başladığına yutkunarak şahit oluyoruz. Zytoon’un isyanın merkez üssünü belgelediği bir tür yol filmi haline gelen yapıda şehirlerin terk edildiğine, tutuklamalara, işkencelere, cinayetlere, tanıklık ediyoruz. Savaşın yıkıcılığına, yüzbinlerce insanın ölümüne neden olan ve hala devam eden iç savaş sebebiyle silinen Suriye nesline tanıdığı insanlar çerçevesinde bir bakış atan Zytoon, daha çok Danimarkalı yönetmen Dalsgaard’ın becerisinden güç alarak bu 300 saatlik birbirinden farklı görüntüleri uygulanabilir bütün haline getirebiliyor. Elbette belgesel içerisinde çekim yapılan insanların birçoğu kendi kimliğini korumak için yüzleri bulanıklaştırmış şekilde karşımıza çıkıyor. The War Show, son birkaç yılda sayıları artışa geçen Suriye konulu belgeseller içerisinde genel olarak bir farklılık yaratamasa da hala devam eden ve etkileri tüm Avrupa’ya yayılan bir süreci yansıttığı için önemini yitirmiyor. Yine de Zytoon'un sesi, cesareti ve arkadaşlarını ikna etmesi, Dalsgaard'ın hem yönetmen hem editoryal gözle filmi bir biçime sokmaya çalışması gibi faktörlerin Suriye’deki mevcut şartlar içerisinde takdir edilesi şeyler olduğunu söylemek gerek.

Yazar Puanı

puan - 60%

60%

The War Show, Suriye İç Savaşı’nın başlangıcından günümüze kadar olan etkilerini radyo sunucusu ve aktivist Zytoon’un kamerasının önderliğinde bir grup idealist gençle beraber belgeliyor.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
60
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi