Asghar Farhadi, İran sinemasının ünü dünyaya yayılmış, çektiği her filmiyle ses getirmiş, A Separation (Bir Ayrılık) filmiyle hem Altın Küre hem de Yabancı Dilde En İyi Film Oscarı ile ödüllendirilmiş bir yönetmen. Farhadi’nin neredeyse iki  yılda bir çektiği filmlerinin sonuncusu The Salesman, yönetmenin filmografisinde çizdiği yolu daha da sağlamlaştırıyor.

The Salesman filminde Farhadi, yine kadın erkek ilişkisi üzerinden bazı sırlar üretiyor ve karakterlerinin bu sırlarla yüzleşme sürecini ahlaki yönden ele alıyor.  Oyuncu kadrosunda Farhadi filmlerinde daha önceden de sık sık başrollerde ya da yan rollerde karşımıza çıkan Taraneh Alidoosti ve Shahab Hosseini yer alıyor. Taraneh Alidoosti, About Elly filminde Elly’yi başarılı bir şekilde canlandırsa da The Salesman filminde Rana karakteriyle Elly performansının çok üzerinde bir oyunculuk sergiliyor ve karakterin içine düştüğü tüm ikilemleri oldukça gerçekçi bir şekilde izleyiciye sunmayı başarıyor. Shahab Hosseini de, A Separation filminde yan karakter olan Hajjit’i canlandırırken About Elly’de Ahmad karakteriyle Almanya’dan gelen ve arkadaşlarından vizyonu biraz daha gelişkin bir karakteri etkileyici bir biçimde canlandırmıştı. The Salesman’de hayat verdiği Emad karakteriyle ise artık Farhadi filmlerindeki kariyerinin zirvesine çıktığını söylemek mümkün.

Hikaye, kazı çalışmaları sebebiyle oturdukları evin zarar görmesinin ardından kendisine kalacak yeni yer arayan Rana ve Emad çiftinin içine düştüğü çıkmazları, dini ve toplumsal ahlak ile bireysel dürtülerin çatışması üzerinden ele alır. Rana ve Emad, arkadaşları Babak’ın yardımıyla kendilerine kalacak bir yer bulurlar ancak evle ilgili bilmedikleri ve onlardan gizlenen bir detay vardır. Eski kiracının eşyalarını bir türlü almaya gelememesi, başlarına hiç beklenmedik bir olayın gelmesiyle sonuçlanır. Tiyatro oyuncusu bir çift olan Rana ve Emad hem ilişkilerini hem de sergiledikleri tiyatro oyununu, gerçekleşen olayın karmaşasının yarattığı tehditten korumaya çalışırlar.

The Salesman: Satıcının Ölümü

Filminde, Arthur Miller’ın Satıcının Ölümü adlı tiyatro oyunuyla paralellikler kurarak ilerleyen Asghar Farhadi, benzerlikleri hem iki hikayenin gidişi, hem yer alan karakterler hem de kullanılan nesneler üzerinden destekler. Her biri birer tiyatro oyuncusu olan ve Satıcının Ölümü oyununu sergileyen Rana, Emad ve Babak kendilerini farkında olmasalar da oyunun bir başka temsilini yaşarken bulurlar.

***Bu yazı Satıcı – The Salesman hakkında keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerir.***

Rana ve Emad taşınacakları eve ilk kez girdiklerinde, banyoda elektrikle ilgili bir sorun göze çarpar. Bu durum, aslında evin banyo tarafında işlerin yolunda gitmediğinin ya da gitmeyebileceğinin ilk sinyalini verir. Yine garip bir şekilde eski kiracı eşyalarını almamış, hepsini bir odaya toplayarak kilitlemiştir. Eşyaları almaya uzun bir süre gelmeyen kiracı filmin uzunca bir bölümünde gizemini korur. Bu gizem ana hikayede yerini alırken ekibin sergilediği Satıcının Ölümü’nde Emad’ın canlandırdığı Willy karakteri ile bir seks işçisinin diyaloglarını izleriz. Kadın Willy’den ona söz verdiği çorapları vermesini ister.

Ana hikaye mutlu bir şekilde ilerlerken Rana’nın Emad’ın geldiğini sanarak kapıyı açması ve banyoya girmesi üzerine eve tanımadıkları bir erkek girer ve Rana banyoda baygın halde bulunur. Ana hikaye ilerledikçe evde kalan eski kiracının da tiyatro oyunundaki ile benzer bir şekilde seks işçisi olduğu ve onu ziyaret etmeye gelmiş olabileceği anlaşılır. Bu noktada oyundaki çorap imgesi de yeniden karşımıza çıkar. Babak eski kiracının bir seks işçisi olduğunu bildiği halde Rana ve Emad’dan saklamıştır. Babak ve Emad arasında çıkan ve bu meseleden ileri gelen gerginlik ise yine tiyatro oyununda kullanılan replikler üzerinden izleyiciye aktarılır.

Rana ve Emad’ın mutlu giden ilişkileri Asghar Farhadi’nin diğer tüm filmlerinde olduğu gibi bir bilinmezlik durumuyla sarsılır. Yaşadığı travmatik saldırıdan sonra yalnız kalamayan ve ne olduğunu hiçbir şekilde tam olarak anlatmayan Rana’nın karşısında git gide tahammülsüzleşen ve olayı, birleştirdiği parçalarla kendi kendine çözmeye çalışan bir Emad görürüz.

Rana’nın ne yaşadığını tam olarak bilemesek de tecrübe ettiği korku ve Emad’ın zaman zaman su yüzüne çıkan tahammülsüz, bencil ve bazen de suçlayıcı davranışları izleyiciyi özdeşleşeceği karakter konusunda desteksiz bırakır. Ana akım sinemadan alışkın olduğumuz taraf tutma süreci ve bu taraf oluşun kolaylığı Farhadi filmlerinin hiçbirinde gerçekleşmez. Herkesin kendi açısından haklı bulunabileceği başarılı bir senaryo ve bu başarıyı katlayan doğal diyaloglar ile her bir karakter kendi manifestosunu yazar. Ancak tüm bunlar izleyicinin filmin sonlarına doğru içine düşeceği ikilemin yanında adeta hiçbir şeydir. The Salesman bir intikam hikayesine evrilen yapısıyla film sonunda izleyicisine mutlak bir katharsis yaşatıp alınan intikamın beraberinde gelen rahatlamayı sunmaz.

Saldırganın, anahtarlarını evde bırakıp kaçmasıyla evin önünde kalan arabasının izini süren Emad, arabanın bir fırına ait olduğunu bulur. Aracın sahibine bir eşya taşıma işi teklif ederek onunla yalnız kalmaya çalışır ancak eşyaları taşımaya gelen kişi adamın zar zor nefes alan yaşlı kayınpederidir.  Olayların sonucunda ise Rana’ya saldıran kişinin kayınpeder olduğu ortaya çıkar. Asghar Farhadi’nin izleyicisini sıkıştırdığı ahlaki ikilem ise tam da burada başlar. Genç bir erkekten alınacak intikamın izleyiciye sunacağı olası rahatlama, Farhadi’nin Emad’ın karşısına yaşlı ve savunmasız görünen bir erkeği koymasıyla filmik diegesis içinde “meşruluğunu” kaybeder; doğru ve yanlışın üzerine kurulduğu temel, her saniye tekrar tekrar sarsılır. Kayınpederin kendini savunamayacak yaşlılığı, ailesinin endişeleriyle bir araya gelince kimin iyi kimin kötü, kimin suçlu kimin suçsuz olduğu iyice birbirine karışır. Yaşlı adam bir şekilde cezasını çekmelidir ancak cezası ne olmalıdır? Bu cezaya adli boyutunun dışında bireysel bir öç alma güdüsüyle bakıldığında bu öç neye tekabül eder? Toplumsal ahlakın da bir getirisi olarak yaşlılara duyulan saygı, hangi noktada tökezler ya da bir durumda savunmasız görünen bir birey, başka durumlarda karşısındakini savunmasız bıraktığında tüm bu çıkmazlardaki gerçek savunmasız kimdir? Asghar Farhadi, The Salesman ile izleyicisini tüm bu sorularla baş başa bırakarak üzerine uzunca bir süre düşünülmesi mümkün olan başarılı bir filme imza atıyor.

Satıcının Ölümü ile şekillenen senaryonun katmanlı yapısı, diyalogların doğallığı ve her bir karakterin haklılığıyla hikayesini düğümleyen Asghar Farhadi, düğümü çözerken izleyicisinin boğazına yeni düğümler atmayı ihmal etmiyor. Başarılı oyunculukları ve izleyicisini sürüklediği doğru ve yanlışın ahlaki boyutları göz önünde bulundurulduğunda The Salesman, yönetmenin dehasını doğrularken izleyiciye seyri zor ancak kıymetli bir hikaye sunuyor.

 

Asghar Farhadi, İran sinemasının ünü dünyaya yayılmış, çektiği her filmiyle ses getirmiş, A Separation (Bir Ayrılık) filmiyle hem Altın Küre hem de Yabancı Dilde En İyi Film Oscarı ile ödüllendirilmiş bir yönetmen. Farhadi’nin neredeyse iki  yılda bir çektiği filmlerinin sonuncusu The Salesman, yönetmenin filmografisinde çizdiği yolu daha da sağlamlaştırıyor. The Salesman filminde Farhadi, yine kadın erkek ilişkisi üzerinden bazı sırlar üretiyor ve karakterlerinin bu sırlarla yüzleşme sürecini ahlaki yönden ele alıyor.  Oyuncu kadrosunda Farhadi filmlerinde daha önceden de sık sık başrollerde ya da yan rollerde karşımıza çıkan Taraneh Alidoosti ve Shahab Hosseini yer alıyor. Taraneh Alidoosti, About Elly filminde Elly’yi başarılı bir şekilde canlandırsa da The Salesman filminde Rana karakteriyle Elly performansının çok üzerinde bir oyunculuk sergiliyor ve karakterin içine düştüğü tüm ikilemleri oldukça gerçekçi bir şekilde izleyiciye sunmayı başarıyor. Shahab Hosseini de, A Separation filminde yan karakter olan Hajjit’i canlandırırken About Elly’de Ahmad karakteriyle Almanya’dan gelen ve arkadaşlarından vizyonu biraz daha gelişkin bir karakteri etkileyici bir biçimde canlandırmıştı. The Salesman’de hayat verdiği Emad karakteriyle ise artık Farhadi filmlerindeki kariyerinin zirvesine çıktığını söylemek mümkün. Hikaye, kazı çalışmaları sebebiyle oturdukları evin zarar görmesinin ardından kendisine kalacak yeni yer arayan Rana ve Emad çiftinin içine düştüğü çıkmazları, dini ve toplumsal ahlak ile bireysel dürtülerin çatışması üzerinden ele alır. Rana ve Emad, arkadaşları Babak’ın yardımıyla kendilerine kalacak bir yer bulurlar ancak evle ilgili bilmedikleri ve onlardan gizlenen bir detay vardır. Eski kiracının eşyalarını bir türlü almaya gelememesi, başlarına hiç beklenmedik bir olayın gelmesiyle sonuçlanır. Tiyatro oyuncusu bir çift olan Rana ve Emad hem ilişkilerini hem de sergiledikleri tiyatro oyununu, gerçekleşen olayın karmaşasının yarattığı tehditten korumaya çalışırlar. The Salesman: Satıcının Ölümü Filminde, Arthur Miller’ın Satıcının Ölümü adlı tiyatro oyunuyla paralellikler kurarak ilerleyen Asghar Farhadi, benzerlikleri hem iki hikayenin gidişi, hem yer alan karakterler hem de kullanılan nesneler üzerinden destekler. Her biri birer tiyatro oyuncusu olan ve Satıcının Ölümü oyununu sergileyen Rana, Emad ve Babak kendilerini farkında olmasalar da oyunun bir başka temsilini yaşarken bulurlar. ***Bu yazı Satıcı - The Salesman hakkında keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerir.*** Rana ve Emad taşınacakları eve ilk kez girdiklerinde, banyoda elektrikle ilgili bir sorun göze çarpar. Bu durum, aslında evin banyo tarafında işlerin yolunda gitmediğinin ya da gitmeyebileceğinin ilk sinyalini verir. Yine garip bir şekilde eski kiracı eşyalarını almamış, hepsini bir odaya toplayarak kilitlemiştir. Eşyaları almaya uzun bir süre gelmeyen kiracı filmin uzunca bir bölümünde gizemini korur. Bu gizem ana hikayede yerini alırken ekibin sergilediği Satıcının Ölümü’nde Emad’ın canlandırdığı Willy karakteri ile bir seks işçisinin diyaloglarını izleriz. Kadın Willy’den ona söz verdiği çorapları vermesini ister. Ana hikaye mutlu bir şekilde ilerlerken Rana’nın Emad'ın geldiğini sanarak kapıyı açması ve banyoya girmesi üzerine eve tanımadıkları bir erkek girer ve Rana banyoda baygın halde bulunur. Ana hikaye ilerledikçe evde kalan eski kiracının da tiyatro oyunundaki ile benzer bir şekilde seks işçisi olduğu ve onu ziyaret etmeye gelmiş olabileceği anlaşılır. Bu noktada oyundaki çorap imgesi de yeniden karşımıza çıkar. Babak eski kiracının bir seks işçisi olduğunu bildiği halde Rana ve Emad’dan saklamıştır. Babak ve Emad arasında çıkan ve bu meseleden ileri gelen gerginlik…

Yazar Puanı

puan - 85%

85%

Başarılı oyunculukları ve izleyicisini sürüklediği doğru ve yanlışın ahlaki boyutları göz önünde bulundurulduğunda The Salesman, yönetmenin dehasını doğrularken izleyiciye seyri zor ancak kıymetli bir hikaye sunuyor.

Kullanıcı Puanları: 4.1 ( 16 votes)
85
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi