Dünya prömiyerini 39. Montreal Film Festivali’nde yapan Saklı, 52. Uluslararası Antalya Film Festivali’nden Film-Yön En İyi Yönetmen ödülüyle döndü. 35. İstanbul Film Festivali’nde de izleyiciyle buluşan film 22 Nisan’da vizyona giriyor. Filmin yönetmeni Selim Evci, kısa film geleneğinden gelen ve kısa filmi seven, destekleyen bir yönetmen olmasının yanı sıra uzun metraj filmleriyle de oldukça ön plana çıkıyor. Yurtiçi ve yurtdışı festivallerde beğeni toplayan ilk uzun metraj filmi İki Çizgi’den sonra Rüzgarlar ve nihayet Saklı ile çıtasını her gün yükselten ve değinilmesi hem gerekli hem de güç alanlara değinen Evci, Saklı filmiyle her bir izleyeni “saklı”larıyla yüzleştiriyor.

Duru (Türkü Turan) yetiştiği ailenin içerisinde farklı ve başına buyruk olan evin küçük kızıdır. Ablasının kabullenmiş ve evcimen halinin yanında dikenlerinin altı daha da çizilen Duru, yakın arkadaşının babası ünlü besteci Mahir Bey (İlhan Şeşen) ile gizli bir ilişki yaşamaya başlar. Oldukça baskıcı bir baba olan Ali’nin (Settar Tanrıöğen) gözü sürekli olarak Duru’nun üzerindedir. Duru bu hikayede çok şey saklıyor gibi görünse de aslında her karakterin karanlık bir alanı bulunmaktadır. Bu noktada Duru’yu sorgulayan toplumun da aile kurumunun da aslında salt masum olmadığını gözler önüne seren film izleyicisine ahlak, ikiyüzlülük ve doğru-yanlış ayrımı konusunda sorgulanacak geniş bir alan açıyor.

Filmin en önemli noktalarından biri yönetmenin Saklı’da izleyiciye belirlenmiş doğru ve yanlışların bir hikayesini sunmuyor oluşu. Olaylara doğru ve yanlışın tam ortasından bakan, her karakteri yaptığı eylemlerin sebepleriyle birlikte kurabilen bir film Saklı. Didaktik bir anlatıdan uzak olması, meseleleri tartışmaya açması ve izleyicisine özgürce sorgulama imkanı sunması açısından da kıymetli.

Filmdeki kadın karakterlerin çok belirgin arketiplerden oluşması ve bunu kıranın, kırdığı halde suçluluk duyanın Duru olması filmin anlatısını desteklese de bir metresin o kadar belirgin kalıplarda “metres” olması ve tamamen eviyle alakalı, sesi çıkmayan bir annenin varlığı, filmin kadın karakterlerini biraz köşeye sıkıştırmış gibi görünüyor. Duru ise başkaldıran tavrı ve içinde hissettiği farklı yanıyla bu düzenin kendisi için böyle gitmek zorunda olmadığını bilen ve durumların yanlışlığının farkında olan bir karakter. Yine de bu başkaldırıyı sonuna kadar sürdüremeyişi ve toplum tarafından belirlenen, aile tarafından birincil uygulanan ahlaki sınırların altında ezilmeye ve geri adım atmaya başlayan bir karakter oluşu bireyin olmak istediği ve olmak zorunda bırakıldığı kişi arasındaki gelgitlerini başarılı bir şekilde yansıtıyor. Yine de film, belirsiz ama tamamlanmış sonuyla her türlü durum için açık bir kapı bırakmayı da ihmal etmemiş.

Kasvetli havası ve kasvetli renkleri adeta Mahir karakteriyle bütünleşen filmde izleyiciden en çok reaksiyon alan karakter ise Ali. Settar Tanrıöğen Ali karakterini oldukça başarılı bir şekilde canlandırmış, filmin sessiz ve kasvetli atmosferini esprili tavır ve diyaloglarıyla dengelemiş, böylece izleyici özellikle festival filmleriyle son zamanda maruz kaldığı negatif ve bireyci tavrın içinde boğulmuyor. Çünkü Saklı ne kadar bireyselse o kadar toplumsal ve bir yandan kasvet içindeyken bir yandan da keyifli.

Dünya prömiyerini 39. Montreal Film Festivali’nde yapan Saklı, 52. Uluslararası Antalya Film Festivali’nden Film-Yön En İyi Yönetmen ödülüyle döndü. 35. İstanbul Film Festivali’nde de izleyiciyle buluşan film 22 Nisan’da vizyona giriyor. Filmin yönetmeni Selim Evci, kısa film geleneğinden gelen ve kısa filmi seven, destekleyen bir yönetmen olmasının yanı sıra uzun metraj filmleriyle de oldukça ön plana çıkıyor. Yurtiçi ve yurtdışı festivallerde beğeni toplayan ilk uzun metraj filmi İki Çizgi’den sonra Rüzgarlar ve nihayet Saklı ile çıtasını her gün yükselten ve değinilmesi hem gerekli hem de güç alanlara değinen Evci, Saklı filmiyle her bir izleyeni “saklı”larıyla yüzleştiriyor. Duru (Türkü Turan) yetiştiği ailenin içerisinde farklı ve başına buyruk olan evin küçük kızıdır. Ablasının kabullenmiş ve evcimen halinin yanında dikenlerinin altı daha da çizilen Duru, yakın arkadaşının babası ünlü besteci Mahir Bey (İlhan Şeşen) ile gizli bir ilişki yaşamaya başlar. Oldukça baskıcı bir baba olan Ali’nin (Settar Tanrıöğen) gözü sürekli olarak Duru’nun üzerindedir. Duru bu hikayede çok şey saklıyor gibi görünse de aslında her karakterin karanlık bir alanı bulunmaktadır. Bu noktada Duru’yu sorgulayan toplumun da aile kurumunun da aslında salt masum olmadığını gözler önüne seren film izleyicisine ahlak, ikiyüzlülük ve doğru-yanlış ayrımı konusunda sorgulanacak geniş bir alan açıyor. Filmin en önemli noktalarından biri yönetmenin Saklı’da izleyiciye belirlenmiş doğru ve yanlışların bir hikayesini sunmuyor oluşu. Olaylara doğru ve yanlışın tam ortasından bakan, her karakteri yaptığı eylemlerin sebepleriyle birlikte kurabilen bir film Saklı. Didaktik bir anlatıdan uzak olması, meseleleri tartışmaya açması ve izleyicisine özgürce sorgulama imkanı sunması açısından da kıymetli. Filmdeki kadın karakterlerin çok belirgin arketiplerden oluşması ve bunu kıranın, kırdığı halde suçluluk duyanın Duru olması filmin anlatısını desteklese de bir metresin o kadar belirgin kalıplarda “metres” olması ve tamamen eviyle alakalı, sesi çıkmayan bir annenin varlığı, filmin kadın karakterlerini biraz köşeye sıkıştırmış gibi görünüyor. Duru ise başkaldıran tavrı ve içinde hissettiği farklı yanıyla bu düzenin kendisi için böyle gitmek zorunda olmadığını bilen ve durumların yanlışlığının farkında olan bir karakter. Yine de bu başkaldırıyı sonuna kadar sürdüremeyişi ve toplum tarafından belirlenen, aile tarafından birincil uygulanan ahlaki sınırların altında ezilmeye ve geri adım atmaya başlayan bir karakter oluşu bireyin olmak istediği ve olmak zorunda bırakıldığı kişi arasındaki gelgitlerini başarılı bir şekilde yansıtıyor. Yine de film, belirsiz ama tamamlanmış sonuyla her türlü durum için açık bir kapı bırakmayı da ihmal etmemiş. Kasvetli havası ve kasvetli renkleri adeta Mahir karakteriyle bütünleşen filmde izleyiciden en çok reaksiyon alan karakter ise Ali. Settar Tanrıöğen Ali karakterini oldukça başarılı bir şekilde canlandırmış, filmin sessiz ve kasvetli atmosferini esprili tavır ve diyaloglarıyla dengelemiş, böylece izleyici özellikle festival filmleriyle son zamanda maruz kaldığı negatif ve bireyci tavrın içinde boğulmuyor. Çünkü Saklı ne kadar bireyselse o kadar toplumsal ve bir yandan kasvet içindeyken bir yandan da keyifli.

Yazar Puanı

Puan - 72%

72%

Saklı ne kadar bireyselse o kadar toplumsal ve bir yandan kasvet içindeyken bir yandan da keyifli.

Kullanıcı Puanları: 3.75 ( 1 votes)
72
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi