Osman Fahir Seden’in 1965 yapımı, Sadri Alışık’ın Ofsayt Osman karakterini canlandırdığı ve performansıyla büyülediği, mahkeme sahnesiyle kült mertebesine yükselen Şaka ile Karışık filmini hem dönemini hem de günümüz Türkiye’sini göz önüne alarak incelememiz gerektiğini düşünüyorum.

Şaka ile Karışık Hulusi Kentmen’in, dördüncü duvarı yıkıp, seyirciyle birebir göz teması kurduğu ve bir nevi anlatıcı olarak karşımıza çıktığı bir sekansla açılır.

Efendim, ben deniz müdavim akşamcılardan çift uskur Hulusi reis… Bu film yenik, ezik ve beceriksiz bir gencin hikayesidir; adı Osman’dı. Bütün ömrü boyunca hiç gol olacak bir iş yapamadığından Ofsayt Osman demişlerdi adına. Ofsayt Osman.”

Bu konuşmaya, Ofsayt Osman’ın bir dilim balık-ekmek için şarkı söyleyerek birkaç kabadayıyı eğlendirdiği bir sahne ile ara verilir, ardından Hulusi Kentmen, yeniden seyirci ile göz teması kurarak devam eder.

Kazandığı birkaç kuruşla gününü gün etmesini bilen, hayatı hep iyi tarafından görmeye çalışan, can düşmanını, kendisiyle alay eden ipsizi bile yürekten seven, sevimli bir serseriydi Osman, beceriksiz Osman; Ofsayt Osman.

Bu konuşmanın ardından, Ofsayt Osman’ın şarkı söylediği mekan tekrar gösterilir; anlatıcı rolündeki Hulusi Kentmen, Osman’dan bahsetmeye devam eder ve ardından görmeye alışık olmadığımız bir sekans yansır perdeye. Ofsayt Osman ve tek arkadaşı Kemal, az önce dördüncü duvarı yıkan; anlatıcı rolünde olan Hulusi Kentmen ile konuşur ve yanından geçerek giderler.

Yukarıda bahsettiğim açılış sekansı, Osman Fahir Seden’in seyircinin filmi nasıl izlemesi gerektiğine dair verdiği bir mesajdır. Seyirciye, bir masal anlatıldığı izlenimi verilirken aynı zamanda anlatılanların tamamen gerçek olduğu vurgusu yapılır. Beyazperdede bunu yapmak çok zordur; seyirci çoğu zaman izlediğinin bir film olduğunun farkına varır ve neler olacağını tahmin etmeye çalışır; izlediği şeyin bir kurmaca olduğu düşüncesi seyir zevkini düşürürken karakterlerle empati yapmayı da zorlaştırır. Oysa, ilk bakışta son derece kolay gözüken bir yöntem ile bu sorunu çözen yönetmen, anlattığı masalın gerçek olduğunu ve buna göre izlememiz gerektiğini naif bir dille anlatır. Filmin adından da yola çıkacak olursak, yönetmen ele aldığı hikayeyi “şaka ile karışık” bir şekilde anlatır.

Ofsayt Osman, açılış sekansında Hulusi Kentmen’in de bahsettiği gibi, temiz kalbi dışında hiçbir şeyi olmayan bir adamdır. Kendisini, çevresindekilere ispat etmek, bir nevi hayatta bir kez dahi olsa gol atmak için fırsat arayan Osman’ın ayağına birgün bir fırsat gelir. İki milyoner, serseri takımından birine bir milyon türk lirası vererek, bu serserinin o parayı şerefi gibi koruyabilmesi üzerine bahse girer. Bir komiserden kendilerine herhangi bir serseriyi önermesini isterler; komiser Ofsayt Osman’ı önerir ve hikayemiz başlar.

Şaka ile Karışık: Ofsayt Osman’ın Gerçek Hikayesi

Yeşilçam melodramlarını ele aldığımız zaman, hayatına yoksulluk içinde başlayan birçok karakterin zengin olmak için çabaladığını çokça görürüz. Bu filmlerin birçoğunda, karakter parayı ve şöhreti bir intikam aracı olarak görürken, birçoğunda ise zenginlik ulaşılması gereken amacın kendisidir. Yine özellikle dönemin romantik komedilerinde, zengin ailelerin şımarık çocuklarının fakir birine aşık olarak paradan vazgeçme hikayelerini izleriz. Tüm bu filmlerin ortak özelliği karakterlerin bir şekilde para ile olan ilişkilerinin, karakterler üzerinde etkisidir. Şaka ile Karışık’ı da bu şekilde ele aldığımızda, senaryosunu benzer bir formata oturttuğunu görüyoruz. Fakat, dönemin filmleriyle karşılaştırdığımız zaman Şaka ile Karışık’ın bir farkını görürüz. Para veya zenginlik Osman’ın hayatında hiçbir zaman olmamış, olması planlanmamış ve hayatta olmak istediği yerle ilgili bir araç olmamıştır. Osman, paranın ne demek olduğunu bilmeyen bir karakterdir. Bu sebeple Osman’ın zengin olması, üzerine uzunca konuşulması gereken bir detaydır.

“Para ile ilgili herhangi bir deneyimi olmayan bir insanı, zenginlik nasıl değiştirebilir? “

Bu soruyla yola çıkan yönetmen, düşüncesini seyirciye empoze etmek için bu konuda birden fazla sahneye yer veriyor. Önünde eğilenleri dik durmaya yönlendiren, kendisine saygı gösterenlere “bir kağıt parçasına tapıyorsun.” diyebilen, zenginlerin neler yaptığını sadece gözlemledikleri doğrultusunda anlayabilen ve buna göre davranmaya çalışan bir karakter Osman. Hal böyle olunca yönetmenin kendi sorduğu soruya da cevabı belli oluyor; paranın ne olduğunu bilmeyen insan değişmiyor, paranın ne olduğunu bilen insanların ona karşı olan düşünceleri değişiyor.

Şaka ile Karışık’ın senaryosu tek bir olay üzerinden ilerlemiyor, ulaşılmak istenen finale kadar Yeşilçam melodramlarından farklı olarak birden fazla hikaye ve karakter izliyoruz; Osman’ın en yakın arkadaşı Kemal ile ilişkisi, Kemal’in milyonerlerden birinin kızı Zühre ile olan ilişkisi, Zühre’nin gazeteci kimliği, Osman’ı zengin sanan para avcıları, kabadayılar ve tabii ki Osman’ın hayatına girdikten sonra filmin tüm akışının değişmesine neden olan şarkıcı Filiz karakteriyle olan ilişkisi. Bu denli fazla karakter ve hikaye olması filmin seyir zevkini düşürmüyor aksine süresini daha başarılı şekilde kullanmasını sağlıyor; film zaman zaman bu karakterlerin de etkisiyle gerçeklikten uzaklaşıyor ancak bu kez de akıllara anlatılanın bir masal olduğu geliyor. Karakter seçimleri de hem bu masalsılığı yansıtıyor hem de dönemin filmleri ve Türkiye’nin izlerini taşıyor; para için pavyonlarda şarkı söyleyen kadın, haber almak için halkın arasına sızan gazeteci, kötü adam, kötü kadın, serseriler ve babacan milyoner… Bu karakterler arasından Osman’ın hayatında etkisi olan, en önemli karakteri Filiz. Fakat, hikayenin gidişatında yukarıda bahsettiğim gibi çok fazla katman olduğu için Filiz’in, Osman’ın hayatına girmesi filmin neredeyse yarısında gerçekleşiyor. Osman’ın elindeki parayı kullanıp kullanmaması arasında tercih yaparken vicdanıyla verdiği savaş karakteri daha iyi anlamamızı sağlıyor. Aslında, Filiz’in kardeşinin hasta olduğunu öğrendiğimiz ilk andan itibaren Osman’ın çocuğu kurtarmak için elinden geleni yapacağını biliyoruz ancak Osman’ın bu kararı verirken yaşadığı duygular, böylesine saf bir insanın dahi önemli kararlar verirken duygularıyla mantığı arasında kaldığını gözler önüne seriyor. Karakterlerden bahsetmişken Ofsayt Osman karakteriyle Sadri Alışık’ın beyazperdede büyüdüğünü biliyoruz. Sadri Alışık’a eşlik eden, Filiz Akın, Efkan Efekan, Ajda Pekkan, Çolpan İlhan, Nubar Terziyan, Kadir Savun ve Aziz Basmacı leziz performanslar sergiliyorlar.

Ölecekmiş… Ölmesin dedim, bir can kurtulsun dedim. Bütün o hayatımda ofsayt dediler, bir şeye yaramaz sümsük dediler varsın yine desinler dedim. Hayatımda bir defacık bir kız sevdim, onu da kaybedeyim dedim. Hayatımda bir kerecik bir şey kazanacak oldum onu da kaybedeyim dedim. Tek bir can kurtulsun dedim; çocuğu kurtaracak kadarını aldım üst tarafına el sürmedim, fena mı oldu? Sizler, hepiniz, hepiniz hakem olun ağabeyler! Ya bu maç, tıpkı bir maç. Ama hayat sahasında oynanıyor, oyuncuları bizleriz, topumuz da namusunuz, vicdanımız, insanlığımız. Ben Osman, Ofsayt Osman, söyleyin be Allah rızası için söyleyin, yine mi atamadım golü be, bu da mı gol değil? Adaletine insanlığına kurban olayım hakim bey, bu da mı gol değil?

Filmin, kült mertebesine yükselmesinde büyük etkisi olan mahkeme sahnesine gelecek olursak; bu sahnede Sadri Alışık’ın oyunculuğunu kelimelerle tasvir etmek kolay değil; büyüleyici. Fakat, sahnenin kendisi de en az Sadri Alışık’ın performansı kadar etkileyici. Adalet sistemi hakkında, kendisini ciddiye alan filmlerden bile daha cesur bir sahne var karşımızda. Bu sahnede Ofsayt Osman’ın ağzından dökülen “Milyonerlerin fakire yardım etmek varken, giriştikleri bu iddia suç değil de benim ölüm döşeğinde bir çocuğa yardım etmem mi suç?” sözleri 60’larda, belki de henüz bu kadar yozlaşmamış insanlığın suratına bir tokat indirirken, günümüz dünyasında kapitalizmin geldiği boyutu daha net anlamamızı sağlıyor. Kişisel olarak yorumlayacak olursak bu sahnenin her geçen yıl daha değerli görülmesi sürpriz değil. Eminim ki gün geçtikçe bu sahne daha da değerli olacaktır çünkü insanlık her geçen gün Ofsayt Osman’ın sözlerinden daha çok utanacağımız bir hal alıyor.

Sözün özü, Sadri Alışık’ın büyüleyici performansıyla, yarı masal yarı gerçek olan Ofsayt Osman’ın bu hikayesi Türkiye sinemasının en değerli filmlerinden bir tanesidir. Her ne kadar, mahkeme sahnesiyle çok daha geniş kitlelere ulaşmış olsa da her sahnesiyle değerli, Ofsayt Osman’ın ağzından çıkan her kelimesiyle kıymetlidir.

Yönetmen: Osman Fahir Seden
Senaryo: Osman Fahir Seden
Yıl: 1965
Yapımcı: Recai Akçaoğlu , İrfan Ünal
Sinematografi: Kenan Kurt
Oyuncular: Sadri Alışık, Ajda Pekkan, Filiz Akın, Efkan Efekan, Vahi Öz, Hulusi Kentmen, Hüseyin Baradan, Kadir Savun, Çopan İlhan, Aziz Basmacı, Hasan Ceylan, Nubar Terziyan, Niyazi Vanlı, Ali Seyhan

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi