“Senin hissettiğin her şey, o tasmadan aşağı iniyor.” Hayvanlar ve insanlar arasındaki dostluk, hayvanların sonsuz sadakati ve insanlara karşı güveni sebebiyle arkadaşlığın en samimi ve en saf hali olarak nitelendirilebilir. İnsanlar, her ne kadar bazen fark edemese, bazen de unutsa da, onları her zaman koruyacak, sonsuz sadakatleriyle onların her zaman, karşılıksız yanında olacak en yakın dostları hayvanlar. Sadakat Yolunda, insani duyguların yitirildiği savaş koşulları arasında daha önce anlatılmamış, yepyeni, sevgi dolu bir bakış açısına yer veren bir savaş filmi. Yaşanmış hikayesiyle Sadakat Yolunda, 2003 yılında kendi hayatındaki problemlerden kaçarak askeri güçlere katılan Megan Leavey’nin eğitim sırasında yaptığı bir hatadan dolayı cezalandırılma amacıyla gönderildiği K-9 eğitimli köpekler bölümünde tanıştığı çalışma arkadaşı Rex ile kurduğu güçlü dostluk bağını seyircisi ile buluşturuyor. Pamela Gray, Annie Mumolo ve Tim Lovestadt’a ait senaryosuyla film, izleyenlerine hayvanlar ve insanlar arasında kurulabilecek muhteşem dostluğun en zor koşullarda bile var olabileceğini kanıtlıyor. 2003 yılında başladığı askeri görevine 2006 yılındaki savaş sırasında Irak’ta devam etmesi gereken Leavey’nin bu süre zarfında yanındaki tek dostu, onu daima koruyan ve hiçbir zaman arkada bırakmayan Rex oluyor. Rex ve Leavey arasındaki bu güçlü can yoldaşlığı izleyiciye gerçek dostluğun ne demek olduğunu bir kez daha öğretirken duygusal anlar yaşatıyor. Filmin yönetmen koltuğunda, 2013 yılı yapımı Blackfish isimli belgeseli ile tanıdığımız belgesel Gabriela Cowperthwaite oturuyor. Sadakat Yolunda, belgesel türündeki işleri ile tanıdığımız Cowperthwaite’in ilk kurmaca filmi olma özelliği taşıyor. Sadakat Yolunda: "Burada olsa ona, bana sevmeyi öğretmeye çalıştığı için teşekkür ederdim." Megan Leavey (Kate Mara), en yakın ve dünya üzerindeki tek arkadaşını kaybettikten sonra bu acının üstesinden gelememiş, hayatı karmakarışık olmuş ve insanlarla bağ kurma problemleri olan bir genç kadın. Film, bizlere bu kadının sebeplerini, askeri kuvvetlere katılırken yaşadığı zorlukları uzun uzun göstermektense, laf aralarına gizlenmiş küçük noktalarla zaman zaman tahmin ettirerek anlatmayı tercih ediyor. Bu riskli tercih, filmin izleyicisine anlatmak istediği en önemli hikayenin Rex ve Megan arasında kurulacak dostluk olduğunu izleyicisine fark ettirme amacına hizmet ediyor, bu dostluğu izleyici için film boyunca odak merkezine yerleşen en çarpıcı hikaye haline getiriyor. Yani Megan’ın hikayesi, kendisi gibi insanlarla kolay bir şekilde bağ kuramayan Alman kurdu Rex ile tanışana dek bir türlü tam anlamıyla başlatılmıyor. Aynı zamanda geçmiş hikayesinin üstünkörü bir şekilde hızlı montaj tekniği ile anlatılıyor olması, filmin ritminin artmasına yardımcı oluyor. Filmi izleyicisi için etkili kılan ilk ve en önemli nokta elbette ki, ilk dakikalarda karşımıza çıkan “gerçek bir hikayeden alınmıştır” yazısı oluyor. Savaş döneminde geçen yaşanmış bir hikaye olarak tanıştığımız filmin, üzerimizde yoğun bir etki bırakması beklentilerimiz arasında yer alıyor. Filmin ritminin ve izleyici üzerindeki etkisinin artmasına yardımcı olan bir diğer etken ise hareketli kamera kullanımı olarak gösterilebilir. Filmin neredeyse tamamında kamera hareketliliğini koruyor ve savaş koşulları altında geçen bu hikaye sırasında izleyicinin rahatlamasına hiç izin vermiyor. Özellikle Irak’ta geçen Rex ve Megan’ın bomba arama sahnesi, izleyicisine oldukça gergin anlar yaşatıyor. Megan’ın geçmişi hızlıca geçilirken bu sahnenin hızı, yaşattığı duygusal yoğunluğu artırmak üzere ağırlığını koruyor ve bu sahne, filmin geneline hakim olan yakın planların aksine başrollerimizin içinde bulunduğu hiçliği ve tehlikeyi izleyiciye yaşatabilmek adına uzak planlarla veriliyor. Görüntü yönetmeni Lorenzo Senatore’ın özellikle Irak’ta…

Yazar Puanı

puan - 75%

75%

Sadakat Yolunda, insani duyguların yitirildiği savaş koşulları arasında daha önce anlatılmamış, yepyeni, sevgi dolu bir bakış açısına yer veren bir savaş filmi.

Kullanıcı Puanları: 3.33 ( 2 votes)
75

“Senin hissettiğin her şey, o tasmadan aşağı iniyor.” Hayvanlar ve insanlar arasındaki dostluk, hayvanların sonsuz sadakati ve insanlara karşı güveni sebebiyle arkadaşlığın en samimi ve en saf hali olarak nitelendirilebilir. İnsanlar, her ne kadar bazen fark edemese, bazen de unutsa da, onları her zaman koruyacak, sonsuz sadakatleriyle onların her zaman, karşılıksız yanında olacak en yakın dostları hayvanlar. Sadakat Yolunda, insani duyguların yitirildiği savaş koşulları arasında daha önce anlatılmamış, yepyeni, sevgi dolu bir bakış açısına yer veren bir savaş filmi.

Yaşanmış hikayesiyle Sadakat Yolunda, 2003 yılında kendi hayatındaki problemlerden kaçarak askeri güçlere katılan Megan Leavey’nin eğitim sırasında yaptığı bir hatadan dolayı cezalandırılma amacıyla gönderildiği K-9 eğitimli köpekler bölümünde tanıştığı çalışma arkadaşı Rex ile kurduğu güçlü dostluk bağını seyircisi ile buluşturuyor. Pamela Gray, Annie Mumolo ve Tim Lovestadt’a ait senaryosuyla film, izleyenlerine hayvanlar ve insanlar arasında kurulabilecek muhteşem dostluğun en zor koşullarda bile var olabileceğini kanıtlıyor. 2003 yılında başladığı askeri görevine 2006 yılındaki savaş sırasında Irak’ta devam etmesi gereken Leavey’nin bu süre zarfında yanındaki tek dostu, onu daima koruyan ve hiçbir zaman arkada bırakmayan Rex oluyor. Rex ve Leavey arasındaki bu güçlü can yoldaşlığı izleyiciye gerçek dostluğun ne demek olduğunu bir kez daha öğretirken duygusal anlar yaşatıyor. Filmin yönetmen koltuğunda, 2013 yılı yapımı Blackfish isimli belgeseli ile tanıdığımız belgesel Gabriela Cowperthwaite oturuyor. Sadakat Yolunda, belgesel türündeki işleri ile tanıdığımız Cowperthwaite’in ilk kurmaca filmi olma özelliği taşıyor.

Sadakat Yolunda: “Burada olsa ona, bana sevmeyi öğretmeye çalıştığı için teşekkür ederdim.”

Megan Leavey (Kate Mara), en yakın ve dünya üzerindeki tek arkadaşını kaybettikten sonra bu acının üstesinden gelememiş, hayatı karmakarışık olmuş ve insanlarla bağ kurma problemleri olan bir genç kadın. Film, bizlere bu kadının sebeplerini, askeri kuvvetlere katılırken yaşadığı zorlukları uzun uzun göstermektense, laf aralarına gizlenmiş küçük noktalarla zaman zaman tahmin ettirerek anlatmayı tercih ediyor. Bu riskli tercih, filmin izleyicisine anlatmak istediği en önemli hikayenin Rex ve Megan arasında kurulacak dostluk olduğunu izleyicisine fark ettirme amacına hizmet ediyor, bu dostluğu izleyici için film boyunca odak merkezine yerleşen en çarpıcı hikaye haline getiriyor. Yani Megan’ın hikayesi, kendisi gibi insanlarla kolay bir şekilde bağ kuramayan Alman kurdu Rex ile tanışana dek bir türlü tam anlamıyla başlatılmıyor. Aynı zamanda geçmiş hikayesinin üstünkörü bir şekilde hızlı montaj tekniği ile anlatılıyor olması, filmin ritminin artmasına yardımcı oluyor. Filmi izleyicisi için etkili kılan ilk ve en önemli nokta elbette ki, ilk dakikalarda karşımıza çıkan “gerçek bir hikayeden alınmıştır” yazısı oluyor. Savaş döneminde geçen yaşanmış bir hikaye olarak tanıştığımız filmin, üzerimizde yoğun bir etki bırakması beklentilerimiz arasında yer alıyor. Filmin ritminin ve izleyici üzerindeki etkisinin artmasına yardımcı olan bir diğer etken ise hareketli kamera kullanımı olarak gösterilebilir. Filmin neredeyse tamamında kamera hareketliliğini koruyor ve savaş koşulları altında geçen bu hikaye sırasında izleyicinin rahatlamasına hiç izin vermiyor. Özellikle Irak’ta geçen Rex ve Megan’ın bomba arama sahnesi, izleyicisine oldukça gergin anlar yaşatıyor. Megan’ın geçmişi hızlıca geçilirken bu sahnenin hızı, yaşattığı duygusal yoğunluğu artırmak üzere ağırlığını koruyor ve bu sahne, filmin geneline hakim olan yakın planların aksine başrollerimizin içinde bulunduğu hiçliği ve tehlikeyi izleyiciye yaşatabilmek adına uzak planlarla veriliyor. Görüntü yönetmeni Lorenzo Senatore’ın özellikle Irak’ta geçen sahnelerde filmi, Hollywood’un ışıltısından uzak tutan kararları ise, hikayenin yaşanmışlığını ve gerçekçiliğini destekliyor. İzleyiciye bütün bu hiçliğin, yaşam ve ölüm arasındaki çizginin içinde var olan Kate Mara’nın insanlara karşı soğuk ve gergin yapısını başarıyla yansıttığı Megan’ın tek ve en yakın arkadaşı, en sinirli anlarına da, acı çeken anlarına da şahit olduğu Rex olarak gösteriliyor ve bu ikilinin arkadaşlığının seyircinin içini ısıtması sağlanıyor. Filmin farklı olarak gösterilebilecek en önemli tavrı, izleyiciye bağ kurması için tek bir karakter vermezken, bir köpek ve bir insan arasındaki ilişkiyi veriyor olması. Film boyunca neredeyse Andrew Dean (Tom Felton), Gunny Martin (Common) gibi bütün önemli karakterler köpekler ve köpekleri ile olan ilişkiler üzerinden seyirciye aktarılıyor. İzleyiciye karakterlerin, katı ve duygusuz veteriner Dr.Turbeville (Geraldine James) gibi, iyi veya kötü olup olmadığı da yine aynı şekilde gösteriliyor. Megan ve Morales (Ramon Rodriguez) arasında yaşanan ilişkinin hikayesi bile, bu amaca hizmet etmesi için filme dahil edilmiş gibi kalıyor çünkü, bu bir kadın ve bir erkek arasında yaşanan sıradan bir aşk hikayesinin değil, sevgi ve sadakat dolu bir dostluğun hikayesi. Yaşanan savaş ve onun vahşeti bile çok detaylı bir şekilde işlenmiyor, zira film, bir aşk hikayesi olmadığı gibi, sadece bir savaşın hikayesi de değil. Film boyunca izleyici, başka hiçbir şeye odaklanmadan, yalnızca Megan ve Rex arasındaki arkadaşlığa bağlanıp, duygularını bu arkadaşlığın peşinde yaşıyor. Filmin sonuna eşlik eden ev videoları ve anlatılan hikayenin kahramanlarının gerçek durumlarının anlatımı ise filmin 116 dakika boyunca inşa ettiği duygu yükünü tepe noktasında bırakmasını sağlıyor.

Filmin ritmini destekleyen hızlı anlatımı, Megan Leavey hakkında bildiklerimizin derinliğini azaltarak başrolümüzle kurmamız gereken bağı zedeliyor ve hikayesini tahminlerimize bırakan tavrı onu gerçekten anlamamızı güçleştiriyor. Ailesi ile yaşadığı problemler konusundaki anlatımı Edie Falco (Jackie Leavey) ve Bradley Whitford (Bob)’un başarılı oyunculuklarına rağmen zayıf kalıyor. Bunun yanı sıra, filmin hızlıca anlatmayı tercih ettiği bir diğer nokta ise Leavey ve Rex arasında geçen bağ kurma dönemi. Megan’ın geçmişini hızlıca anlatmayı tercih ediyor olması zaten Rex ve Megan’ın beraberken ki ilişkilerini merkezine oturtmayı amaçladığı için filme çok büyük zarar vermese de, ikisi arasındaki güçlü bağı kurmayı aceleye getirmesi izleyici üzerinde yaratmayı hedeflediği etki açısından tehlike oluşturuyor. Leavey ve Rex’in dostluğu daha önce başlamışken ve bu anlara tanık olsaydık bizler için daha fazla bağ kurulabilir olabilecekken, aralarındaki bu dostluğun gücüne neredeyse ilk kez Irak’ta yaşadıkları sırasında tanık oluyoruz. Film, Hollywood’un ışıltısından uzak durmayı tercih etse de, “pisliğin başkenti” olarak adlandırdığı Irak’ta yaşananları gösterirken  zaman zaman klişeleri anımsatmaktan uzak kalamıyor. Savaşı, Hollywood filmlerinin alıştığımız kahramanlaştıran düzenine uygun olarak gösterirken, Iraklıların köpekleri sevmediğini ve bunun kültürlerinin bir parçası olduğunu laf arasında geçirerek ilginç bir genellemeye yer veriyor. Aynı zamanda ilk fırsatta başrolümüzü duş alırken gösterip, diğer askerlerin dikkatini çektiğini belirtip, üstü Morales ile apar topar bir ilişki içerisine sokarak bizlere onun, asker olsa da öncelikli olarak bir kadın olduğunu hatırlatarak bizlere bazı klişeleri hatırlatıyor. Film boyunca Megan Leavey ile tek başına iken güçlü bir bağ kurmamıza fırsat verilmemesi, Rex ile aralarındaki ilişkinin öne çıkması bakımından mantıklı bir hareket olarak gösterilebilir olsa da, Rex için başlattığı savaşta ve Rex olmadan yaşadığı zaman içerisinde onunla birlikte üzülüp onunla savaşmamızın önüne geçiyor, her ne kadar çok üzgün olsak da, kendimizi onun hissettiği kadar tükenmiş ve çaresiz hissedemiyoruz. Ayrıca önemli detayların gizlendiği diyaloglar ve üstünkörü bir şekilde yer verilen savaş sahneleri de, zaman zaman gerginlik seviyesi bakımından filmin yetersiz kalan özellikleri arasında yer alıyor. Megan ve Rex için endişelensek de filmin sonunu tahmin edebiliyor, çok derin bir çaresizliğe kapılmıyoruz. Film bittiğinde üzerimizde aktif olarak etkisini hissettiğimiz tek şey, Megan ve Rex arasındaki dostluk bağının gücü oluyor.

Sadakat Yolunda, savaşa en az değinen savaş filmi olarak nitelendirilebilir. Zira filmin derdi savaşı anlatmak veya iki asker arasında yaşanan aşkı anlatmak değil, bir köpek ve bir insan arasında yaşanmış bu sevgi ve sadakat dolu dostluğu izleyici ile buluşturmak. Film, özellikle Megan’ın beklenenin aksine bir son ile gerçek aşkının ve onun için en önemli şeyin dostu Rex olduğunun altını çizerek bu amacına ulaşmayı ve izleyicisini etkilemeyi başarıyor.

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi