Sabotaj özellikle Tehlikeli Takip filmiyle bilinen David Ayer’in yönettiği ve senaryosunu Skip Woods’la birlikte yazdığı, çok güzel başlayıp finalde fena halde ıskalayan bir aksiyon ve dram filmi.

Arnold Schwarzenegger’in canlandırdığı Breacher karakterinin liderliğini yaptığı bir narkotik özel timinin çok iyi korunan bir malikaneye baskına gidişiyle başlıyor film. Aslında bundan önce kısa bir sahne var fakat ondan daha sonra bahsedeceğim. Bol aksiyonlu çatışmalardan sonra tam olarak anlam veremediğimiz bir dizi olaylar olur ve film asıl olarak ondan sonra başlar. Ortada büyük miktarda kaybolan bir para vardır. Fakat kimin aldığı bilinmez ve sonunda tüm tim üyeleri zan altında kalarak görevlerinden uzaklaştırılır. Sonrasında aksiyonu yeniden arttırabilmek adına birkaç pekte tutarlı olmayan sahneyle birlikte kendimizi yeniden bir kovalamacanın içinde buluruz.

Filmin genel olarak iki genel problemi ve iki genel başarısı var. İlk problem senaryonun kabaca iki farklı hikayeden oluşması. İlk hikaye yukarıda bahsettiğimiz hikaye ki filmin hemen hemen tamamı bu hikaye üzerinden gidiyor. Bu hikayenin diyaloglar açısından oldukça yaratıcı olduğunu söylemek yanlış olmaz. Gerçekten de oldukça ilgi çekici ve başarılı. Fakat bu hikayeyle oldukça başarılı olabilecek bu filmin sonunu getiren şey filmin finalini epik bir hale getirme çabası içinde oluşturulmuş olan yan hikaye. İlk olarak söylemek gerekir ki yan hikaye inanılmaz sıkıcı ve klişe, ayrıca finali epik bir hale getirmekten çok uzak. Bu, filmi güzel bir kliple bitirmekten farksız bir hava katmış maalesef. Üstüne üstlük finali berbat eden bu yan hikayeyi anlatabilmek için ana hikayeyi kesip aktarılan bölümler de tüm ritmi ve atmosferi bozuyor. Yönetmenin tüm olayları çözme takıntısı yüzünden sıkı sıkıya bağlandığı bu yan hikayeyi filmin giriş sahnesi olarak seçmesi de aslında ana hikayeyi bu hikaye üzerinde kurduğunun bir göstergesi. Fakat ilginç bir şekilde yönetmen en beklediği yerden başarıyı yakalayamazken en beklemediği yerden başarıyı yakalayıveriyor.

İkinci problemse yönetmenin aksiyon filmlerinin olmazsa olmazı haline gelen milliyetçi ve cinsiyetçi göndermelerden bir türlü kendini alıkoyamamış olması. Birde buna yan karakterlerin birer tiplemeden ibaret olması eklenince öncüllerinden pekte farklı bir şey ortaya koyamıyor maalesef.

Filmin iyi yanlarından biri hiç kuşkusuz Schwarzenegger’in şöhretinden nemalanma gibi bir çaba içine hiçbir şekilde girmiyor olması ki bu gerçekten takdire şayan bir davranış. Nihayetinde Schwarzenegger’in birazda yaşlanmış olduğunu göz önüne aldığımızda onu tanımama ihtimaliniz yüksek. Senaryodaki hatalara rağmen yönetmende özellikle kurgu ve görsellik konusunda gözle görülür bir orijinallik havası var. Bazı sahnelerin kurgusu bir an için filme sanat filmi havası katmıyor değil, birde görsellik konusunda oldukça farklı kamera açıları ve kompozisyonlarının azda olsa denenmesi iyi bir şey.

Genele baktığımızda teknik olarak başarılı bir şekilde kotarılan fakat senaryo konusunda çok büyük hatalara düşüldüğü bir yapım olmuş. Ama yönetmenin kendine has bir tarz oluşturma çabası ve senaryonun esas hikayesindeki yer yer klişeye de hapsolsa oldukça iyi işleyen yapı yönetmenin sonraki filmleri için iyi birer işaret.

Sabotaj özellikle Tehlikeli Takip filmiyle bilinen David Ayer’in yönettiği ve senaryosunu Skip Woods’la birlikte yazdığı, çok güzel başlayıp finalde fena halde ıskalayan bir aksiyon ve dram filmi. Arnold Schwarzenegger’in canlandırdığı Breacher karakterinin liderliğini yaptığı bir narkotik özel timinin çok iyi korunan bir malikaneye baskına gidişiyle başlıyor film. Aslında bundan önce kısa bir sahne var fakat ondan daha sonra bahsedeceğim. Bol aksiyonlu çatışmalardan sonra tam olarak anlam veremediğimiz bir dizi olaylar olur ve film asıl olarak ondan sonra başlar. Ortada büyük miktarda kaybolan bir para vardır. Fakat kimin aldığı bilinmez ve sonunda tüm tim üyeleri zan altında kalarak görevlerinden uzaklaştırılır. Sonrasında aksiyonu yeniden arttırabilmek adına birkaç pekte tutarlı olmayan sahneyle birlikte kendimizi yeniden bir kovalamacanın içinde buluruz. Filmin genel olarak iki genel problemi ve iki genel başarısı var. İlk problem senaryonun kabaca iki farklı hikayeden oluşması. İlk hikaye yukarıda bahsettiğimiz hikaye ki filmin hemen hemen tamamı bu hikaye üzerinden gidiyor. Bu hikayenin diyaloglar açısından oldukça yaratıcı olduğunu söylemek yanlış olmaz. Gerçekten de oldukça ilgi çekici ve başarılı. Fakat bu hikayeyle oldukça başarılı olabilecek bu filmin sonunu getiren şey filmin finalini epik bir hale getirme çabası içinde oluşturulmuş olan yan hikaye. İlk olarak söylemek gerekir ki yan hikaye inanılmaz sıkıcı ve klişe, ayrıca finali epik bir hale getirmekten çok uzak. Bu, filmi güzel bir kliple bitirmekten farksız bir hava katmış maalesef. Üstüne üstlük finali berbat eden bu yan hikayeyi anlatabilmek için ana hikayeyi kesip aktarılan bölümler de tüm ritmi ve atmosferi bozuyor. Yönetmenin tüm olayları çözme takıntısı yüzünden sıkı sıkıya bağlandığı bu yan hikayeyi filmin giriş sahnesi olarak seçmesi de aslında ana hikayeyi bu hikaye üzerinde kurduğunun bir göstergesi. Fakat ilginç bir şekilde yönetmen en beklediği yerden başarıyı yakalayamazken en beklemediği yerden başarıyı yakalayıveriyor. İkinci problemse yönetmenin aksiyon filmlerinin olmazsa olmazı haline gelen milliyetçi ve cinsiyetçi göndermelerden bir türlü kendini alıkoyamamış olması. Birde buna yan karakterlerin birer tiplemeden ibaret olması eklenince öncüllerinden pekte farklı bir şey ortaya koyamıyor maalesef. Filmin iyi yanlarından biri hiç kuşkusuz Schwarzenegger’in şöhretinden nemalanma gibi bir çaba içine hiçbir şekilde girmiyor olması ki bu gerçekten takdire şayan bir davranış. Nihayetinde Schwarzenegger’in birazda yaşlanmış olduğunu göz önüne aldığımızda onu tanımama ihtimaliniz yüksek. Senaryodaki hatalara rağmen yönetmende özellikle kurgu ve görsellik konusunda gözle görülür bir orijinallik havası var. Bazı sahnelerin kurgusu bir an için filme sanat filmi havası katmıyor değil, birde görsellik konusunda oldukça farklı kamera açıları ve kompozisyonlarının azda olsa denenmesi iyi bir şey. Genele baktığımızda teknik olarak başarılı bir şekilde kotarılan fakat senaryo konusunda çok büyük hatalara düşüldüğü bir yapım olmuş. Ama yönetmenin kendine has bir tarz oluşturma çabası ve senaryonun esas hikayesindeki yer yer klişeye de hapsolsa oldukça iyi işleyen yapı yönetmenin sonraki filmleri için iyi birer işaret.
Puan - 57 / 100

5.7

Genele baktığımızda teknik olarak başarılı bir şekilde kotarılan fakat senaryo konusunda çok büyük hatalara düşüldüğü bir yapım olmuş.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
6
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi