*Spoiler içerir

Chihiro / Sen:  Açılış sekansında anne ve babasıyla yeni bir şehre taşınmak üzere, arabanın arka koltuğunda yolculuk eden 10 yaşındaki Chihiro, yolculuk boyunca mızırdanıp, taşınmak istemediğinden söz ediyor. Filmin başında Chihiro çocuk. Babası, ıssız bir tünelin girişinde arabayı durdurup mola vermek istediğinde korkuyor, tünelden geçmek istemiyor. Ancak anne ve babasını kaybedip, çalışmak ve kendi hayatını sürdürmek zorunda kaldığında, bir yetişkine dönüşüyor. Kendisine yeni bir isim veriliyor; Sen. Herkes ona böyle sesleniyor. Arkadaşı Haku ise onu bu konuda uyarıyor; herkes ona nasıl seslenirse seslensin, Chihiro adını ve nereden geldiğini unutmamalı. Haku, Chihiro’yu başına gelebilecek bütün tehlikelerden korurken, aynı zamanda büyümesine de yardımcı oluyor. Filmin sonlarında; Chihiro çok sevdiği arkadaşı Haku’nun başı derde girdiğinde, onu kurtarmak için, kilometrelerce uzaktaki bir başka şehre gitmeye gönüllü oluyor. Baştaki korkusunu yeniyor, kendi kendine yaşamayı öğreniyor.

Chihiro karakteri, iki farklı konuyu temsil ediyor. Filmde görünen en bariz tema; bir çocuğun büyüme süreci ve bu tema tamamen Chihiro karakteri üzerinden anlatılıyor. Bir de Chihiro ve Haku’nun birlikte temsil ettikleri “kimlik” teması var. Chihiro varlığını sürdürebilmek için ortama uyum sağlamak zorunda. Örneğin; saydamlaşmasını önlemek için, o dünyaya ait bir meyve yiyor. Çalışırken herkesin giymek zorunda olduğu bir forma giyiyor. Çalıştığı yerin yöneticisi sayılan Yubaba, onu geçmişinden koparmak için adını değiştiriyor. Chihiro ise, kökenlerine bağlı bir insan. Tek amacı ailesini kurtarmak ve geldiği yere geri dönmek. Bunun için ismine sahip çıkması gerekiyor.

Haku / Kohaku: Haku da, Chihiro gibi insan formunda yaşayan biri. O da Chihiro gibi, o fantastik dünyaya dışarıdan gelmiş. Geçmişte başka bir adı varmış (Kohaku) ancak bu ismi hatırlayamıyor. Haku, Chihiro’nun adını unutmamasına yardım ederken, Chihiro da Haku’nun gerçek ismini hatırlamasına yardım ediyor. Geldikleri yere dönmelerinin tek yolu bu. Haku’nun, Chihiro’nun daha ilkel hali olduğunu söylemek mümkün çünkü ikisi de aynı yollardan geçiyorlar ancak, Haku’nun aksine, Chihiro’nun yanında ona yol gösterecek biri var. Bu sayede Chihiro, geçmişte Haku’nun düştüğü hatalara düşmüyor.

Haku, aynı zamanda Chihiro’nun çalıştığı şirketin yöneticisi olan Yubaba’nın hizmetkârı. Yubaba’dan daha sonra tekrar bahsedeceğim ama şimdilik sadece, Haku’nun onu korumak için beyaz bir ejderhaya dönüştüğünü söylemekle yetineceğim. Haku, onun yanında çalışmaktan mutlu değil ama hayatının buna bağlı olduğunu düşünüyor.

Yubaba: Chihiro’nun çalıştığı şirketin yöneticisi. Filmde kapitalizmi temsil eden karakterlerden biri. Başta kapitalist sistemin lideri olarak betimlenen Yubaba, kendisinden daha zengin birinin; yönettiği şirkete müşteri olarak gelmesi sonucu otoritesini kaybediyor. Halk, kendisine daha çok para verene hizmet ediyor. (Bu konuya daha sonra “Suratsız” bölümünde devam edeceğim)

Yubaba aslında bir cadı. Herkese karşı sert ve agresif tavırlar sergiliyor. Sadece bebeğine karşı son derece yumuşak ve nazik. Herkes, bebeğini çok sevdiğini düşünüyor ama bebeğinin fareye dönüştüğü sahnede görüyoruz ki; bebeğinin kendisini değil, sadece dış görüntüsünü seviyor. Chihiro’nun; Haku’yu beyaz ejderha formundayken tanıması veya domuza dönüşen annesiyle babasını diğer domuzlardan ayırt edebilmesi, bir kişinin, sevdiği birini tanımak için dış görüntüsüne gerek olmadığını gösteriyor. Buradan da Yubaba’nın materyalist biri olduğu sonucunu çıkarabiliriz. Burada bir kez daha kapitalist düzene gönderme yapılıyor. İçeriğe değil, görüntüye önem verildiği gösteriliyor.

Yubaba’nın yönettiği şirket, çeşit çeşit birçok canlının birlikte çalıştığı bir hamam. Canlıların birbirinden farklı olması, farklı yerlere ait olduklarını gösteriyor. Yubaba ise birliği sağlamak adına; hepsinin adlarını değiştirerek, kültürel geçmişlerini onlara unutturmaya çalışıyor.

Çalışanlardan biri Haku, Yubaba’nın hizmetkârı. Yubaba’nın her türlü emrine, sorgulamadan uyan Haku’nun aslında en önemli görevi Yubaba’yı koruyor olması. Burada anlatılmak istenen; kapitalizmde üst sınıfların, herkese hükmedebilmelerine rağmen, ayakta kalmak için alt sınıfların desteğine ihtiyaçları olduğudur.

Yubaba’nın bir de ikiz kardeşi var; Zeniba. Bu kardeşlerin görüntüleri aynı olsa da, birbirlerine taban tabana zıt iki insan olduklarını görüyoruz. Başta hangisinin iyi hangisinin kötü olduğunu anlaşılmıyor ama sonrasında bunların ying-yang denen sembole karşılık geldiği fark ediliyor. Yubaba siyahı, Zeniba beyazı temsil ediyor. Herkesin bildiği üzere; ying-yang’da siyahın üstünde beyaz, beyazın üstünde siyah vardır.

Ruhların Kaçışı

Bou: Yubaba’nın bebeği. Bebek dediysem, bildiğimiz bebeklerden değil. Yubaba tarafından, yastıklarla dolu bir odada, lüks içinde büyütülen kocaman bir bebek o. Annesi ne onun dışarı çıkmasına, ne de bir başkasının içeri girmesine izin veriyor. Dışarıdaki dünyanın onun için çok tehlikeli olduğunu düşünüyor. Burada da; yine kapitalist düzende, ailelerin çocuklarını rahat ettirebilmek için çalışıp, istedikleri her şeyi onlara sağlamalarından dolayı çocukların bir türlü büyüyemediğinden yakınılıyor. Çocuklar fiziken büyüyor olsalar da, kendilerini dış dünyaya hazırlayamıyorlar.

Kaonashi / Suratsız: Bunun filmdeki en belirsiz karakter olduğu söylenebilir. Adının suratsız olduğunu öğrenebilmek için bile birçok araştırma yapmak zorunda kaldım. En sonunda yabancı bir sitede “kaonashi” ifadesine rastladım ve ben de bu ifadeyi “suratsız” olarak Türkçe ’ye çevirdim çünkü bu karakter gerçekten oldukça suratsız. Yalnız, mutsuz, gotik bir yaratık. Siyah bir vücudun içine gizlenmiş, soluk bir yüz var ancak bu yüz karakterin kendisine mi ait, yoksa maske mi, bilmiyoruz. Suratsız, film boyunca hep bir yerlerde karşımıza çıkıyor. Sanki görünmez biri gibi, herkes yanından geçip gidiyor, kimse onun farkına varmıyor. Ta ki yağmurda ıslanmasına göz yumamayan Chihiro, onu korumak için çalıştığı hamama girmesine izin verene kadar… Bu sahnede Suratsız’ın yeni bir özelliğini keşfediyoruz; o altın üretebiliyor. Ürettiği altınlar karşılığında hamamda çok iyi hizmet görüyor. Herkes onu konuşmaya başlıyor. Böyle bir müşteriyi ağırlamaktan dolayı mutlular. Ancak zamanla Suratsız, alışık olmadığı bu ilgi sebebiyle, gerçekte olmadığı birine dönüşüyor. Çalışanlara zarar vermeye başlıyor. Kendisine hizmet edenleri tek tek yiyor ve gittikçe kötü biri haline geliyor. Bir zamanlar kimsenin farkında bile olmadığı bu acayip görünüşlü karakter, Yubaba’nın şirketini çok ciddi bir zarara uğratıyor.

Nehir Tanrısı: Hamama gelen bir müşteri. O kadar kirli ve kötü kokulu ki; onunla kimse ilgilenmek istemiyor. Bu görev Chihiro’ya kalıyor. Uzun bir uğraştan sonra Nehir Tanrısı tamamen temizleniyor ama içinden bütün şehrin pisliği akıyor. Burada çevresel temizlik konusu vurgulanıyor. Hatta yönetmen Hayao Miyazaki’ye bir röportajında bu Nehir Tanrısı’nın neyi ifade ettiği soruluyor ve Miyazaki; bir nehrin temizliği esnasında orada bulunduğunu, dibinden çıkanları gördüğünü söylüyor. Bu karakteri kendi gördüklerinden esinlenerek yaratmış.

Aslında temizlik konusu bir kez de; Haku’nun geçmişini anımsadığı sahnede gündeme geliyor. Geçmişinde o da bir çeşit nehir tanrısıymış. Sonra, içinde yaşadığı nehir kurutularak, üzerine apartmanlar yapılmış ve Haku’nun gidecek yeri kalmamış. Sonrasında yolu buraya düşmüş.

Üç Yeşil Kafa: Yubaba’nın peşinden ayrılmayan, vücutsuz üç tane adam kafası. Bunların vücudunun olmaması; kendi kendilerine hareket edemediklerini gösteriyor. Yubaba nereye giderse, peşinden zıplayarak onu takip ediyorlar. Bunu yapmalarındaki sebep biraz hayranlık, biraz korku. Yubaba, filmdeki en güçlü karakter olarak gösteriliyor. Onlar da kendilerini güçlü olanın himayesinde muhafaza edebileceklerini düşünüyorlar. Yubaba’nın kendisine değil, gücüne hayranlar.

Kamaji ve İşçileri: Kamaji, kazan dairesinde çalışan örümcek benzeri bir yaratık. Burada önemli olan Kamaji’den çok, yanında çalışan küçük siyah tüy yumakları. Bu yaratıklar kesinlikle işçi sınıfını temsil ediyor. Konuşmuyorlar, düşünmüyorlar, sadece kendilerine söyleneni yapıyorlar. Yemek saati gelince hepsi yapmakta oldukları işi bırakıp, yemeğin başına üşüşüyorlar. Bitirdiklerinde ise işlerine geri dönüyorlar.

Chihiro’nun Annesi ve Babası: Sahipsiz bir restoranda buldukları bin bir çeşit yemeği afiyetle midelerine indirirken domuza dönüşen insanlar. Açgözlülüğü temsil ediyorlar. Bunun kötü bir şey olduğunun farkında değiller. Öyle ki; her şey olup bittikten sonra, Chihiro’yu da yanlarına alıp, yollarına devam ediyorlar. O tünelin arkasında başlarına gelen hiçbir şeyi hatırlamıyorlar.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi