Korku sineması için 2000’li yılların parlak geçtiğini söylemek mümkün değil. 80’lere damga vuran birçok kült filmin yeniden çevrimiyle türü canlandırmaya çalışan yapımcılar bu denemelerde başarılı olamadılar. James Wan ise türün prestij kaybetmeye başladığı bu dönemde önce Saw (Testere) ile seneler sonra kült mertebesine erişebilecek bir filme, ardından da sırasıyla Ruhlar Bölgesi (Insidious), Korku Seansı (The Conjuring) ve Ruhlar Bölgesi: Bölüm 2 (Insidious: Chapter 2) ile 2000’li yılların en başarılı korku filmlerine imza attı. Filmlerin seyirciler üzerindeki etkisini arttırabilmek adına tercih ettiği çekim teknikleri ve ses efektlerinin en önemli özelliği ise yenilikçi de olsa 80’lerden bolca referans barındırıyor olmasıydı. Tüm bu sebeplerle James Wan ve filmleri kısa süre içerisinde korku filmi hayranları için bulunmaz bir nimete dönüştü.

Devam filmi çekmeyi tercih etmediğini söyleyen Wan, bu kararını Ruhlar Bölgesi için askıya almıştı. İkinci film, serinin devamlılığı açısından da oldukça önemli bir konumda bulunuyordu. Nitekim, ilk filmin yarattığı başarılı evreni devam ettiren ikinci film, üstüne eklediği sürpriz hikaye ile ilk filmin başarısını tekrar ettiren ender korku filmlerinden biri olmayı başarmıştı.

Yukarıda bahsettiklerim doğrultusunda serinin üçüncü filmi Ruhlar Bölgesi: Bölüm 3’ün konusuna göz atacak olursak; hikaye ilk iki filmin öncesine dayanıyor. İlk iki filmde de yer alan Elise, Lambert ailesiyle karşılaşmadan birkaç yıl önce medyumluğu bırakmıştır. Fakat, yakın zamanda annesini kaybeden ve annesiyle iletişim kurduğunu düşünen Quinn, Elise’ten yardım istemektedir. Elise ilk başta genç kıza yardımcı olmasa da Quinn’in etrafındaki varlığın gücünü fark edince kıza yardım etmesi gerektiğine karar verir.

Yazının başına dönecek olursak, James Wan’ı anlatan bir girizgah yapmamın sebebi, üçüncü filmde Wan’ın yönetmen koltuğunda oturmuyor olması. Bu doğrultuda Wan’ın yönetmenlikten, yapımcılığa geçiş yapması film ile ilgili beklentileri azalttı. Azalan beklentinin haksız olduğu da söylenemez; bu tip yönetmen değişikliği yaşayan filmlerin akıbeti genelde aynı oluyor. Üstelik serinin üçüncü filmi herhangi bir deneyimi olmayan Leigh Whannell’a* emanet edildi. Fakat tüm bu dezavantajlara rağmen Ruhlar Bölgesi: Bölüm 3 (Insidious: Chapter 3) için büyük bir fiyaskodan bahsetmek mümkün değil. Film, süresi boyunca sıklıkla korkutmayı, aralıklarla da korkuttuğu sahnelerin ardından gülüşmeler yaratmayı başarıyor.

Ruhlar Bölgesi: Bölüm 3’ün en büyük avantajı hiç kuşkusuz ki teknik özellikleri. James Wan’ın yolundan devam eden Whannell, kamera ve ses kullanımı açısından ilk iki filmi aratmayacak bir titizlikle çalışmış. Teknik özelliklerin yanı sıra mekan kullanımı da aynı titizliğin ürünü. Quinn’in odası ve olayların ana merkezi olarak adlandırabileceğimiz bina, Stanley Kubrick’in kült filmi The Shining’in geçtiği The Overlook Hotel’i aratmıyor. Yönetmenin ve dolayısıyla filmin tökezlediği nokta ise senaryosu. Whannell tarafından kaleme alınan senaryo ilk iki filmde yer alan; Lambert’lara musallat olan varlığın nereden geldiği, Elise’in kocasıyla olan diyaloğunun temeli ve Specs ile Tucker’ın ekibe dahil olma süreci gibi merak edilen konulara cevap verme misyonunu üstlense de tüm bu detaylar havada kalıyor. Burada yönetmenin filmi, seriden bağımsız “tek bir film” olarak değerlendirilmesini istemesine de bağlayabiliriz ancak film süresince anlatılan hikayeyi göz önüne alacak olursak tutarlı bir görüş olmayacaktır.

Atmosfer yaratımında ustasını aratmayan Whannell, filmin en önemli teması olan astral seyahat sahnelerinde kullandığı kırmızı tonlarla vadettiği gerilimi sağlamayı başarıyor. Ancak, burada da yönetmenin hikaye yazımı konusundaki başarısızlığını kendini gösteriyor. Yaratılan atmosfer seyirciyi ürkütebilmek konusunda ne kadar başarılı olursa olsun, ilk iki filmin uyandırdığı merak duygusunu sağlayamıyor. Yaşayanların dünyasından, ölülerin dünyasına geçiş yaptığımız bu sahneler ne yazık ki ilk iki filmi mumla aratıyor.

Özetleyecek olursak, Ruhlar Bölgesi: Bölüm 3 korkutmayı sonuna kadar başaran bir film. Senaryo ve karakter yazımı konusunda tökezlemesine rağmen sene içerisinde vizyona giren çöp filmlerin varlığı, Ruhlar Bölgesi: Bölüm 3’ün değerini arttırıyor. En azından birçok sahnesinde koltuklarınızdan zıplayacağınızın garantisini verebilirim.

* Filmin yönetmeni Leigh Whannel, Testere (Saw) filminin başrol oyuncusuydu. Whannel filmde,  Adam Faulkner-Stanheight’i canlandırıyordu. Aynı zamanda Whannel, Insidious serisinde Specs karakterini de canlandırıyor.

Korku sineması için 2000’li yılların parlak geçtiğini söylemek mümkün değil. 80’lere damga vuran birçok kült filmin yeniden çevrimiyle türü canlandırmaya çalışan yapımcılar bu denemelerde başarılı olamadılar. James Wan ise türün prestij kaybetmeye başladığı bu dönemde önce Saw (Testere) ile seneler sonra kült mertebesine erişebilecek bir filme, ardından da sırasıyla Ruhlar Bölgesi (Insidious), Korku Seansı (The Conjuring) ve Ruhlar Bölgesi: Bölüm 2 (Insidious: Chapter 2) ile 2000’li yılların en başarılı korku filmlerine imza attı. Filmlerin seyirciler üzerindeki etkisini arttırabilmek adına tercih ettiği çekim teknikleri ve ses efektlerinin en önemli özelliği ise yenilikçi de olsa 80’lerden bolca referans barındırıyor olmasıydı. Tüm bu sebeplerle James Wan ve filmleri kısa süre içerisinde korku filmi hayranları için bulunmaz bir nimete dönüştü. Devam filmi çekmeyi tercih etmediğini söyleyen Wan, bu kararını Ruhlar Bölgesi için askıya almıştı. İkinci film, serinin devamlılığı açısından da oldukça önemli bir konumda bulunuyordu. Nitekim, ilk filmin yarattığı başarılı evreni devam ettiren ikinci film, üstüne eklediği sürpriz hikaye ile ilk filmin başarısını tekrar ettiren ender korku filmlerinden biri olmayı başarmıştı. Yukarıda bahsettiklerim doğrultusunda serinin üçüncü filmi Ruhlar Bölgesi: Bölüm 3’ün konusuna göz atacak olursak; hikaye ilk iki filmin öncesine dayanıyor. İlk iki filmde de yer alan Elise, Lambert ailesiyle karşılaşmadan birkaç yıl önce medyumluğu bırakmıştır. Fakat, yakın zamanda annesini kaybeden ve annesiyle iletişim kurduğunu düşünen Quinn, Elise’ten yardım istemektedir. Elise ilk başta genç kıza yardımcı olmasa da Quinn’in etrafındaki varlığın gücünü fark edince kıza yardım etmesi gerektiğine karar verir. Yazının başına dönecek olursak, James Wan’ı anlatan bir girizgah yapmamın sebebi, üçüncü filmde Wan’ın yönetmen koltuğunda oturmuyor olması. Bu doğrultuda Wan’ın yönetmenlikten, yapımcılığa geçiş yapması film ile ilgili beklentileri azalttı. Azalan beklentinin haksız olduğu da söylenemez; bu tip yönetmen değişikliği yaşayan filmlerin akıbeti genelde aynı oluyor. Üstelik serinin üçüncü filmi herhangi bir deneyimi olmayan Leigh Whannell’a* emanet edildi. Fakat tüm bu dezavantajlara rağmen Ruhlar Bölgesi: Bölüm 3 (Insidious: Chapter 3) için büyük bir fiyaskodan bahsetmek mümkün değil. Film, süresi boyunca sıklıkla korkutmayı, aralıklarla da korkuttuğu sahnelerin ardından gülüşmeler yaratmayı başarıyor. Ruhlar Bölgesi: Bölüm 3’ün en büyük avantajı hiç kuşkusuz ki teknik özellikleri. James Wan’ın yolundan devam eden Whannell, kamera ve ses kullanımı açısından ilk iki filmi aratmayacak bir titizlikle çalışmış. Teknik özelliklerin yanı sıra mekan kullanımı da aynı titizliğin ürünü. Quinn’in odası ve olayların ana merkezi olarak adlandırabileceğimiz bina, Stanley Kubrick’in kült filmi The Shining’in geçtiği The Overlook Hotel’i aratmıyor. Yönetmenin ve dolayısıyla filmin tökezlediği nokta ise senaryosu. Whannell tarafından kaleme alınan senaryo ilk iki filmde yer alan; Lambert’lara musallat olan varlığın nereden geldiği, Elise’in kocasıyla olan diyaloğunun temeli ve Specs ile Tucker’ın ekibe dahil olma süreci gibi merak edilen konulara cevap verme misyonunu üstlense de tüm bu detaylar havada kalıyor. Burada yönetmenin filmi, seriden bağımsız “tek bir film” olarak değerlendirilmesini istemesine de bağlayabiliriz ancak film süresince anlatılan hikayeyi göz önüne alacak olursak tutarlı bir görüş olmayacaktır. Atmosfer yaratımında ustasını aratmayan Whannell, filmin en önemli teması olan astral seyahat sahnelerinde kullandığı kırmızı tonlarla vadettiği gerilimi sağlamayı başarıyor. Ancak, burada da yönetmenin hikaye yazımı konusundaki başarısızlığını kendini gösteriyor. Yaratılan atmosfer seyirciyi ürkütebilmek konusunda ne kadar başarılı olursa olsun,…

Yazar Puanı

Puan - 60%

60%

Ruhlar Bölgesi: Bölüm 3 korkutmayı sonuna kadar başaran bir film. Senaryo ve karakter yazımı konusunda tökezlenmesine rağmen sene içerisinde vizyona giren çöp filmlerin varlığı Ruhlar Bölgesi: Bölüm 3’ün değerini arttırıyor. En azından birçok sahnesinde koltuklarınızdan zıplayacağınızın garantisini verebilirim.

Kullanıcı Puanları: 4.65 ( 1 votes)
60
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi