Sıradan insanların hayatlarını anlatmayı seven usta yönetmen Woody Allen bu defa da farklı ve birbirinden bağımsız hayatların eğlenceli hikayelerini konu alıyor. Son dönemde çektiği filmlerde Amerika dışındaki ülkeler ve farklı kültürleriyle bu ülke insanlarının hayatlarını anlatan yazar / yönetmen, Barcelona ve Paris’ten sonra bu defa Roma’yı ele alıyor. Roma’ya Sevgilerle (To Rome with Love) kalabalık kadrosu, eğlenceli “insani” hikayeleri ve de uzun bir aradan sonra kameranın önüne de geçen ustayla daha da eğlenceli hale geliyor. Kişisel fikrim Allen’ın genelde kamera arkasında kalması yönünde olsa da bu filmle tonton ama aksi bir dede imajı çizen yönetmen bu yargıyı kırmak ister gibi. Aynı zamanda başka bir geri dönüşten daha söz etmek mümkün. 2003 yılında Jim Jarmusch’un yönettiği Coffee and Cigarettes filminden bu yana Amerikan yapımı bir filmde rol almayan, Hayat Güzeldir (La Vita e Bella) filmiyle akıllara yer etmiş usta bir oyuncuyu daha izleme şansı buluyoruz; Roberto Benigni. 

Paris’te bir gece yarısı yaşanan yarı fantastik, yarı gerçekçi gecenin sabahında Roma’da uyanmış hissi yaratan film şehri ziyaret eden, şehirde yaşayan ya da bir şekilde yolu bu masalsı şehre düşmüş birbirinden farklı kişilerin yaşadığı hikayeleri anlatıyor. Emekliliği ölümle bir tutan Jerry (Allen), sıradan bir hayat sürerken ansızın bir sabah ünlü olan Leopoldo (Benigni), köyden indim şehre havasında Roma’da sınıf atlama hayalleri kuran orta sınıf Milly-Antonio çiftinin başına gelenler ve daha niceleri Roma’da bir araya geliyor; bu şehir onların ortak noktaları oluveriyor.

Tipik Woody Allen dehasını yansıtan film, Paris’te Gece Yarısı kadar ağır ve edebi esprililerle yol almaktansa İtalya’nın ve ülke insanlarının karakterine uygun şekilde daha basit ve komik bir havayı yansıtan bilinçli bir tempoyla ilerliyor. Hatta itiraf etmeliyim ki bir o kadar da Türkleri yansıtıyor. 

Film boyunca Allen tarafından uydurulmuş ve ilk defa 1980’de Stardust Memories filminde kullanılmış olan Ozymandias Melancholia terimini de sıkça duyuyoruz. 1818 yılında İngiliz şair Shelley’nin yayımlamış olduğu Ozymandias isimli şiirinde zamana karşı koyamayan insanın halet-i ruhiyesine sıkça göndermeler yapılır. Roma’ya Sevgilerle filminde de karşımıza çıkan hemen hemen her karakterde kalıcı olma, adını tarihe yazdırma sevdasını alttan alta hissediyoruz. 

Kısacası Roma’ya Sevgilerle, bugün 77 yaşındaki Woody Allen’ın hala daha ne kadar yaratıcı ve başarılı olabileceğinin somut bir göstergesi olarak beyazperdede ülkemiz izleyicisiyle buluşmayı bekleyen başarılı bir yapım. İzlerken daha önce seyretmiş olduğunuz Allen yapımlarından farklı olarak olumlu ya da olumsuz ön yargılarınızı yeniden gözden geçirmeyi vaat ediyor. Sıkılmadan izlenecek bir 112 dakika, bu hafta vizyona giren filmler arasında ilk sırayı almayı kesinlikle hak ediyor. 

Keyifli seyirler…

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi