Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa

Sinema tarihi, oyunculuğun yalnızca replik ezberlemekten ibaret olmadığını kanıtlayan örnekler ile doludur. Şüphesiz her oyuncunun karakterine hazırlanma süreci birbirinden farklıdır. Canlandıracağı karakterin belli olması ile başlayan bu hazırlanma sürecinde oyuncular, rollerinin hakkını verebilmek için her yönden yeni kimliklerini inşa etmeye başlar. Kimi oyuncu rolü için bedenini hiçe sayıp keskin bir fiziksel değişim geçirirken, kimi oyuncu canlandırdığı karakterin en basit olayda bile nasıl tepki verip nasıl düşüneceğine tamamıyla hakim olmak için karakterin zihinini ele geçirmesine izin verir. Binbir türlü metoda rağmen her oyuncu aslında aynı şeyi hedefler: gerçeklik.

Bugün, büyük bir kısmı ödüller ile taçlandırılan, sinema tarihinin en başarılı performansları arasında gösterilen oyunculukların arkasında inanılmaz bir hazırlanma süreci olduğunu görüyoruz. Karakterinin çektiği acının aynısını çekmek için kendisine zarar vermek olsun, rolüne odaklanabilmek için konforlu hayatını bir kenara bırakıp sefalet içinde yaşaması olsun; performanslarını bir üst seviyeye taşıyacak gerçekliği yakalamak için inanılmaz aşamalardan geçmiş.

Hatırlarsanız daha önce Jared Leto’nun merakla beklenen yeni Suicide Squad filminde canlandırdığı Joker karakterine bürünmek için neler yaptığını sizlerle paylaşmıştık. Bugün ise sizler için, ünlü oyuncuların en ünlü filmlerinde canlandırdıkları karaktere bürünmek için uyguladıkları inanılmaz yöntemleri sizler için derledik.

Robert De Niro – Taxi Driver (1976)

taxi-driver-robert-de-niro-filmloverss

Listemizin ilk sırasını efsane oyuncu Robert de Niro’ya ayırmak istedik. Oscar ödüllü oyuncu, 1976 yapımı Taxi Driver’daki rolüne hazırlanmak için gerçek bir taksi ehliyeti aldı. Bir taksiciyi canlandırmaya hazırlanan de Niro, Travis Bickle’a dönüşmek için bir ay boyunca her gün New York sokaklarında yolcu taşıdı. O sırada 33 yaşında olan oyuncunun rolüne hazırlanmak için taksici olarak çalıştığı saat ise epey dikkat çekici; De Niro her gün 12 saat boyunca taksi şöförlüğü yaptı. Taksicilikten kalan vaktinde zihinsel hastalıkları araştıran efsane oyuncu, performansı ile sinema tarihinin en unutulmaz karakterlerinden birine hayat vermiş oldu.

Söz konusu Robert De Niro gibi bir isim olduğunda elbette tek bir film ile yetinemiyoruz. 1987 yapımı The Untouchables’da Al Capone’u canlandıran oyuncu, gelmiş geçmiş en ünlü gangsterlerden birini canlandırmak için oldukça sıra dışı bir istekte bulunmuş.  Robert De Niro, çekimler boyunca, 1930’larda yaşayan Al Capone’un o dönem giydiği tarzda ipek iç çamaşırı giymeyi talep etti. İpek iç çamaşırları işe yaradı mı bilinmez, ancak Robert De Niro’nun muhteşem bir performansa imza attığı kesin!

Robert De Niro’nun karakteri için gerçekten sınırları zorladığı film ise Raging Bull kabul edilebilir. Ünlü boksör Jake LaMotta’yı canlandırmak için gerçek bir boksöre dönüşen ve boks müsabakalarında yarışan De Niro, LaMotta’nın son zamanlarını canlandırabilmek için 4 ayda 48 kilo alarak kalp krizinin eşiğine gelmişti. Robert De Niro’nun Jake LaMotta’yı canlandırırken başına gelenler hakkında daha fazla bilgi almak için Performansları Uğruna Ölümden Dönen 10 Metot Oyuncu! listemize göz atabilirsiniz.

Tom Cruise – Collateral (2004)

of-tom-cruise-collateral-filmloverss

Tom Cruise’un, bugün dünyada en çok tanınan simalardan biri olduğunu olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Durum böyle olunca, Tom Cruise’un peşindeki medya ordusundan kurtulup, kimse tarafından tanınmadan rahatça kalabalığa karışması pek de mümkün görünmüyor. Tom Cruise’u gördüğümüzde tanımamak pek mümkün değil, ancak ünlü oyuncu zoru başarıyor ve hiç beklemediğimiz bir kimlikte halkın arasına karışmayı başarıyor.

Elbette Tom Cruise’un bunu yapmaktaki amacı huzurlu bir gün geçirmek değil. 2004 yapımı Collateral’de Vincent isimli kalpsiz kiralık katili canlandıran oyuncu, hazırlıklar sırasında tıpkı bir tetikçinin kolaylıkla yapabileceği gibi kalabalığın içinde kaybolmayı öğrenmesi gerektiğini fark ediyor. Kalabalıkta tanınıp tanınmayacağını denemek için Cruise bir FedEx çalışanı olarak günler boyunca kalabalık alışveriş merkezlerine kargo teslimatı yapıyor. Kargoculuğun yanı sıra ünlü oyuncu yoldan geçerken bir kahveciye giriyor, birkaç kişiye kahve ısmarlıyor ve uzun uzun muhabbet ediyor.

tom-cruise-fed-ex-filmloverss

Asıl inanılmaz olan ise, dış görünüşünde oldukça küçük değişiklikler yapmış olmasına rağmen kimsenin Tom Cruise’u tanımamış olması. Ünlü oyuncunun bir kuryeye dönüşümünü aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz.

Elbette kiralık katil rolü için yaptığı tek hazırlık bu değil. Silahlar konusunda oldukça kapsamlı bir eğitim alan Cruise, hızlı ve isabetli ateş etme konusunda kendini epey geliştiriyor. Hatta bu konuda o kadar iyi oluyor ki çekimler sırasında üç saniyeden kısa bir sürede silahını çekip ateş edebilir hale geliyor.

Jamie Foxx – Ray (2004)

jamie-foxx-ray-1-filmloverss

2004 yapımı Ray filmi şüphesiz Jamie Foxx’un kariyerinde apayrı bir yere sahiptir. Filmde efsane müzisyen Ray Charles’ı canlandıran Jamie Foxx, rolüne hazırlanmak için epey zorlu bir süreçten geçmiş.

Foxx’un canlandırdığı isim, beş yaşında görme yetisini kaybetmeye başlayan ve yedi yaşında tamamen görme kabiliyetini kaybeden Ray Charles olduğunda, efsane müzisyenin imkansızlıklar içerisinden yükselip en büyük tutkusu müzik ile devleşmesini kusursuz bir şekilde yansıtmaya çalışmak için başarılı oyuncu filmin çekimlerini görme duyusunu bir kenara bırakarak gerçekleştirmiş.

Çekimler süresince protez göz kapaklarının yardımıyla körleşen Foxx’a her hareketinde asistanları eşlik etmek zorunda kalmış. Başlangıçta görememenin verdiği panik ve korkudan kaçamayan oyuncu, bir süreliğine de olsa görememenin Ray Charles’ın dünyasını daha iyi anlaması için ona çok yardımcı olduğunu ifade ediyor ve ekliyor:

“Altı saat kör kaldıktan sonra, bir insanın görünüşünün neye benzediğini unutuyorsunuz. Etrafındaki en küçük fısıltıyı bile duymak inanılmaz bir şey. “

Çekimler sırasınca uyanık kalmak için sık sık kendine sarılan ve olduğu yerde sallanan Foxx’un günde 14 saat boyunca protezleri çıkarmadan çalıştığı olmuş. Bunun yanı sıra Jamie Foxx’un bu rol için Braille Institute’da uzun bir süre piyano eğitimi aldığı ve filmde izlediğimiz tüm piyano sahnelerinde kendi çaldığı düşünüldüğünde, En İyi Erkek Oyuncu Oscarı’nı ne kadar hak ettiğini bir kez daha görüyoruz.

Jamie Foxx’a Oscar kazandıran Ray Charles performansı bir yana, başarılı oyuncu Ray kadar başarılı olamayan filmleri için de büyük zorlukları göze almış. 2009 yapımı The Soloist’te şizofreni hastası viyolonselist Nathaniel Ayers’ı canlandıran Foxx, evsiz bir adam olan Ayers’i canlandırmak için görünüşünden vazgeçti. Dişçi koltuğuna oturan Foxx’un düzgün dişleri yamultuldu.

Billy Bob Thornton – Sling Blade (1996)

sling-blade-billy-bob-thornton-filmloverss

1996 yapımı Sling Blade, Billy Bob Thornton’un ilk uzun metraj filmi. Yönetmen koltuğunda yer almanın yanı sıra filmin senaryosuna imza atan ve filmde başrolde yer alan Thornton filmde, kısmen engelli Karl Childers’a hayat verdi.

İlk uzun metraj filminin olabildiği kadar gerçek görünmesi uğruna Oscar ödüllü oyuncu oldukça sıra dışı bir yol tercih etti. Karakterinin sakatlığını en iyi şekilde yansıtabilmek ve sürekliliği sağlayabilmek için ayakkabılarının içine kırık cam parçaları koyan Thornton, çekimler boyunca bu metottan vazgeçmedi.

Filmdeki performansı ile 1997’de En İyi Erkek Oyuncu Oscarı’na aday gösterilen Thornton ödülü kazanamamasına rağmen törenden Sling Blade’in senaristi olarak En İyi Uyarlama Senaryo Oscarı ile ayrıldı.

Nicolas Cage – Ghost Rider (2007)

nicolas-cage-ghost-rider-2-filmloverss

Popüler kültürde kendine has bir yere sahip olan Nicolas Cage’in bu listede bulunmaması sanırım hepimiz için oldukça şaşırtıcı olurdu. Geniş filmografisinde birbirinden değişik rollerde karşımıza çıkan Nicolas Cage, filmlerinin yanı sıra karaktere girme aşamasında yaptıkları ile dikkatleri üzerine toplamayı başaran bir isim.

Nicolas Cage’in karaktere girmek için yaptığı en garip hareketlerin, oyuncunun başrolünde yer aldığı 2007 yapımı Ghost Rider yani Hayalet Sürücü filminde buluştuğunu söyleyebiliriz. Marvel yapımı süper kahraman filminde Johnny Blaze adındaki hayalet motorcuyu canlandıran Cage, intikam peşindeki karakterinin dönüştüğü hayaleti olabildiği kadar iyi canlandırmak için epey çaba sarf etmiş.

Nicolas Cage, çekimler boyunca voodoo mitolojisinde önemli bir yere sahip olan Baron Samedi’ye benzemek için yüzünü siyah ve beyaza boyamış. Hem bir süper kahramanı hem de bir hayaleti canlandırdığı düşünüldüğünde Cage’in neden ilham almak için Baron Samedi’yi seçtiğini daha iyi anlıyoruz, zira voodoo inancına göre Baron Samedi ruhlar ailesinin en güçlü üyesidir ve hayatla ölüm arasındaki kavşakta dolaşmakla görevlendirilmiştir.

cage-ghost-rider-1-filmloverss

Bu dünyayla öbür dünya arasındaki kavşakları geçitleri kontrol eden Baron Samedi’nin görüntüsüne bürünme çabasının yanı sıra Cage sürekli üstünde, kutsal kabul ettiği Antik Mısır sembolleri bulundururmuş. Ünlü oyuncu bunu yapmaktaki amacı ise bir o kadar ilginç; Nicolas Cage, sembollerden enerji almak ve hayal gücünü, bu eserlerin onu yüceltip antik ruhlar ile iletişime geçmesini sağladığına dair kandırmaya yönelik kullanmak için sürekli üstünde taşıyormuş.

Korkunç görüntüsü ile tüm setin huzurunu kaçıran ve ruhları kaçırıp karakterini güçsüzleştirmemek için rol aldığı diğer oyuncular ile hiç konuşmayan Cage ve Ghost Rider, bütün manevi çabaya rağmen gişede başarısız olmaktan kaçamadı.

Kendini voodoo ruhlarına teslim ettiği Ghost Rider vakasının dışında Nicolas Cage’in ilginç karaktere girme sürecinin başka örnekleri de mevcut. Hatta bu performanslardan bir tanesi, oyuncuya En İyi Erkek Oyuncu Oscarı’nı da kazandırmayı başarıyor. Bahsettiğimiz film, 1995 yapımı Leaving Las Vegas. Nicolas Cage, karakterinin sarhoş halini en iyi şekilde canlandırabilmek için sürekli sarhoş olup kendini videoya çekiyormuş.

Nicolas Cage’in performansı uğruna yaptıkları arasında belki de en inanılmazı 1984 yapımı Birdy filminde karşımıza çıkıyor. Henüz oyunculuk kariyerinin başlarında olan ve Birdy ile altıncı uzun metraj filminde rol alan Nicolas Cage, canlandırdığı Al Columbato’nun iki dişi olmadığı için kendi dişlerinin de çekilmesini talep ediyor. Ancak Cage’in sıra dışı isteği bununla sınırlı kalmıyor; oyuncu iki dişinin, 50’lerde yaşayan Al Columbato’nun yaşadığı şartlar altında, yani uyuşturulmadan çekilmesini istemiş.

Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi