Geçmişe dönüp baktığımda bununla hep karşılaştım: yasak olan durumlar ve kural ihlalleri. Yöneten ve yönetilen arasındaki ince çizgi olarak tanımlayabileceğim ‘yasak’ tuhaf bir şekilde caziptir. Yüzyıllar boyunca bin bir kılıfa uydurulmuş yine de varlığını daima belli etmiştir.

Amerika, tecimsel yayınlardan televizyon yayıncılığına geçiş yaparken 60’lı yılların Avrupasında radyo en parlak çağını yaşamaktadır. Amerika’nın aksine, en başından devletin elinde olan radyo yayıncılığı, Avrupa’da korsan radyoculuğu kaçınılmaz hale getirmiştir. İktidardaki hükümetin tutucu tavrına, gelenekçi, fazlasıyla ciddi haber anlayışına ve klasik müziğin dayatılmasına karşın halk; pop ve rock müziğe karşı müthiş bir açlık hissetmektedir. Elbette yoğun bir talebin olduğu konularda arz bir grup asinin ödevidir. Ne var ki bu başına buyruk hareket etme hâli hiçbir iktidarın hoşuna gitmez ve olaylar gelişir…

X

Rock’n Roll Teknesi (The Boat That Rocked), 2009 yapımı bir müzikal dönem komedisi. Radio Caroline’in gerçek hikâyesinden ilham alınarak kurgulanan film, eğlenceli ve özgün diliyle dikkat çekiyor. Geniş oyuncu kadrosu,  oyuncuların karakter performansları ve arşivlenmeye değer müzikleriyle hafızalara kazınacağını düşündüğüm film, bilhassa bugün çok daha önemli bir amaçla izlenmelidir. Dönüştürme projeleri adı altında sinemalarımızın bir bir yıkıldığı kederli günler yaşıyoruz. Dün radyo yayınlarına reva görülenlerle bugün sinemalarımızın başına gelenlerin tek sebebi var aslında.

“Hükümet olmak demek birşeyden hoşlanmadığın zaman yeni bir yasayla onu yasadışı ilan etmek demektir.”

Filmde bu cümleyi sarf eden; İngiliz Hükümeti Bakanı Sir Alistair Dormandy (Kenneth Branagh). Bu ifade bana hiç yabancı gelmedi. Ama yabancı gelmeyen bir ifade daha var, cevap niteliğinde. Kont (Philip Seymour Hoffman) :

“Tanrı hepinizi korusun. Ve siz bizi yöneten şerefsizler, bittiğini sanmayın sakın. Yıllar geçti, yıllar geçecek… Ve politikacılar dünya daha iyi bir yer olsun diye kılını kıpırdatmayacak. Ama tüm dünyanın genç kadın ve genç erkekleri her zaman hayal kuracak ve hayalleri şarkıya dökecekler. Bu gece önemli bir şey ölmüyor. Boktan bir gemideki birkaç çirkin adam sadece. Bu gece yaşanan tek üzücü olay, önümüzdeki yıllar… Çıkacak bir sürü muhteşem şarkıyı sizlere çalma ayrıcalığına sahip olamayacak olmamız. Ama inanın bana, onlar hâla yazılıyor olacaklar, hâla söyleniyor… Ve dünyanın mucizesi olmaya devam edecekler. İşte bu!”

still-of-emma-thompson-and-bill-nighy-in-the-boat-that-rocked-horz
60’lar, 70’ler, 80’ler ve 90’lar… Dönüp baktığımda yaşamak için çıldırdığım yıllar bunlar. Evet, kurallara karşı gelen insanlar olmuştur her dönemde. Ama birilerinin sus dediğinde sustuğumuz, konuş dediğinde konuştuğumuz; fikrimizi irademizle beyan edemediğimiz bu günlerde yaşayamadığımız yıllara özlem gidermek bizimki.  Quentin’in (Billy Nighy) de dile getirdiği gibi hükümetler özgür insanlardan iğrense de, artık şunun bilincine varmak gerekir; aslında güç bizim elimizde.

Filmin yönetmeni ve senaristi Richard Curtis’e teşekkürlerimle…  Ahlak takıntısı olmadan da ahlaklı olabilenlere, müzik tutkunlarına, rock sevdalılarına, geçmişe özlem duyanlara, özgür ruhlara önerimdir.

İyi Seyirler.


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi