Önceki Sayfa1 / 6Sonraki Sayfa

İngiliz sinema dergisi Empire internet sitesinde daha önce yayınlanmamış, 2006 tarihli bir Robin Williams röportajı yayınladı.

Empire dergisi röportajı, Man of The Year filminin İngiltere gösterimini baz alarak yapmıştı. Gösterim tarihi değişince, röportaj yayınlanamadı. Sizin için Türkçeleştirdiğimiz röportajın orjinaline, buradan ulaşabilirsiniz.

Röportajı bir “kariyer retrospektivi” olarak adlandırmak mümkün. 1951 doğumlu, anne babasının önceki evliliklerinden çocukları olsa da tek çocuk olarak yetiştirilmiş, okulda kabadayılığa maruz kalınca direksiyonu komediye çevirmiş, 28 yaşında bu sayede dünyanın en çok tanınan yüzlerinden biri haline gelmiş oyuncuyu, bu röportaj sayesinde biraz daha tanıma şansı buluyoruz.

 robin-williams2-filmloverss

Geçen sene seni rehabilitasyona götüren şey neydi Robin, beyaz mı yoksa alkol mü?

Esasında beni rehabilitasyona götüren, küçük bir sedandı (gülüşmeler). Gerçekten komik, eskiden birileri rehabilitasyona gittiğinde kullanılan teknik bir tabir vardı “fiziksel olarak bitkin” oldukları söylenirdi. Sanırım ben “sıvısal olarak bitkin” dim. (Sesini değiştirerek)  “Bu adam fiziksel olarak bitkin!” dendiğinde ben “Hmmm… Etrafı göremiyorum şu an, acaba bardağın yarısı dolu mu boş mu? Neyse sen ağzına kadar dolduruver” der hale gelmiştim.

Çok mu sıkı çalışıyordun peki?

Yani evet, biraz molaya ihtiyacım vardı. Bir sene içerisinde Amerika’da rol aldığım altı film vizyona girdi. Alkolle ilgili sıkıntılarım işe yansımıyordu, fakat geçen yıl gerçekten çok çalıştım ve o kadar çalışmama da gerek yoktu. Ne de olsa istediğim iş benim değil mi? İnsanların benden hoşlanıp hoşlanmaması da pek umurumda sayılmaz. Tek istediğim arkama yaslanıp, San Fransisco’da ailem ve arkadaşlarımla vakit geçirip, dünyayla olan aşk-nefret ilşkimin tadını çıkartmak.

Peki eşin, Marsha, yardım almazsan seni bırakmakla falan tehdit etmeye niyetli miydi?

Hiç sanmıyorum. Sadece artık elimi taşın altına koymam gerekiyordu. Normalde kendi standartlarımı esnetebileceğimden çok daha hızlı bir biçimde, o standartları ihlal eder hale gelmiştim. Üç yıl boyunca tek başımayken içiyordum fakat istediğim an bırakabileceğimi sandım. Sonra fark ettim ki, hayır, tek başıma bırakmam mümkün değil. Yardıma ihtiyacım var. Bir bağlılık yemini ediyorsun ve sonradan fark ediyorsun ki yalnız değilsin. Benim gibi bir sürü insan var, Amerikan Meclisi’nde bile mevcutlar.

robinmarsha-filmloverss

Mesela kim?

İlahi, seni severim ama bunu paylaşacak kadar da değil.

Peki şu an kendini nasıl hissediyorsun?

Valla parmaklarımı hissedebiliyorum (gülüşmeler). İyi hissediyorum ve hayatımın başka bir noktasında olmadığı kadar kendimmiş gibi hissediyorum. Bazen bunu fark etmek için bir uçtan diğerine bir yolculuk yapmak lazım. ‘Bu benim, bu benim kimliğim. Hatalarım ve zaaflarım var ama bu çok normal ve muhteşemmişim gibi davranmam lüzumsuz’ diye düşünmeye başlıyorsun. Oysa insanlar genellikle fena olmadıklarını söylüyorlar, “fena değilim”in mealiyse “her şeyi batırmış vaziyetteyim, güvensiz bir ilgi manyağıyım, nevrotiğim ve duygusalım”(gülüşmeler).

Önceki Sayfa1 / 6Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi