Fotoğraf tarihinin en önemli isimlerinden Robert Frank, eserleriyle 8 Kasım’a kadar Ortaköy’de olacak. Biz de bu şansı değerlendirip size sergiden kısaca bahsedelim dedik.

Bizim sergilerden bahsetmemize pek aşina değilsiniz, tabii duyuruları saymazsak. Ama Fotoistanbul sergisi bizleri Robert Frank‘in eserleriyle buluşturunca, ufak bir istisna yapmaya karar verdik. Hatırlayanlarınız vardır, böyle bir istisnayı daha önce Türkiye Sinemasının 100. yılını kutlarken de yapmıştık. Bu defa ise “Göz bakmadan önce dinlemeyi öğrenmelidir” diyen Robert Frank‘in eserleri hakkında üç-beş kelam edelim dedik.

Robert Frank‘e gelmeden Fotoistanbul‘dan şöyle yüzeysel olarak bir bahsedelim. Daha sergilerden bir tanesini bile ziyaret etmeden, sergiyi takdir etmememiz pek mümkün değildi. Neden söz ettiğimizi sergi haritasına bakınca anlayacaksınız:

fotoistanbul-filmloverss

Esasında geçen sene de bu lokasyonların bir kısmı kullanıldı. Yine de bu seneki kadar geniş çaplı değildi, Barbaros Meydanı, Demokrasi Meydanı ve terk edilmiş bir yetimhane kullanılmıştı geçen sene. Bu sene yeni eklenen lokasyonlar; hem yoldan geçen insanları daha çok sergiye çeker vaziyette ve bir süredir kullanılmayan alanların değerlendirilmesini sağlıyor, hem de gerçekten fotoğrafla ilgilenen insanların kolaylıkla ulaşabileceği bir biçimde konumlandırılmış durumdalar. Bahsedeceğimiz sergi ise, Palanga Caddesi üzerinde kalan Yetimhanedeki enstalasyonlardan bir tanesi. Zaten bahçeye adımınızı atar atmaz sizi kendi atmosferine sürükleyen binada, şansınız yaver giderse içeride fotoğrafları yayınlanan sanatçılara rastlama ihtimaliniz bile var.

Robert Frank: Kitaplar ve Filmler 1947-2015

İçeri girip binanın sağ kısmına doğru ilerleyince karşınıza çevresi sanatçının tabandan sarkan resimleriyle kaplı ve ortasında da Robert Frank‘in fotoğraf kitaplarının olduğu kocaman, yüksek tabanlı bir oda çıkıyor. Duvarlarda ise sepya kağıda basılmış birkaç açıklamaya denk geliyorsunuz. Bunlardan bir tanesi şu metni içeriyor:

“Robert Frank fotoğraf ve filmleri durağan ve hareketli imgenin estetiğini yeniden tanımlanmış, fotoğraf tarihinin en etkili kişiliklerinden biridir. Yine de, Frank’in -başta fotoğraf kitabı sanatındaki büyük etkisine rağmen, yapıtlarının sergilerinin sayısı görece azdır. Geçici bir sergi olan ve başta üniversite ve okullarda gösterilecek olan Robert Frank, Kitaplar ve Filmler, 1947-2015 de bu eksiği gidermeyi amaçlamaktadır.

Frank’in orijinal gümüş jelatin baskıları günümüzde narin nesnelerdir ve çoğu da kamusal olarak sergilenmemektedir. Galeriler, müzeler ve yatırımcıların fahiş sigorta fiyatları koşuluyla kiraladığı bu Frank orijinalleri, geleneksel anlamda sergileri oldukça güç kılmaktadır.

Robert Frank, Kitaplar ve Filmler, 1947-2015 bunun aksine, herhangi bir mekanda kolayca kurulabilecek biçimde ucuz kağıtlarına basılı olup, maddi olarak yüksek değere sahip değildir. Dahilindeki yapıtların sergilerinin ardından imha edileceği bu sergiler, bu yolla sanat piyasasının alışılagelmiş spekülatif ve tüketimci döngüsünü aşmayı amaçlamaktadır. Robert Frank Kitaplar ve Filmler, 1947-2015, Frank’in yapıtları gibi cüretkar, erişilebilir ve mütevazi olup, genç nesilleri eserleriyle buluşturmayı hedeflemektedir.”

frank-americans

Odanın içerisinde sergilenen bir sürü siyah-beyaz iş olmasına karşın, sizi ısrarla kendisine çeken The Americans/Amerikalılar oluyor. Her ne kadar neden bu monograma bu kadar vurulduğunuzu anlamakta zorlansanız da, aslında bunu yapanın ilk siz olmadığınızı, Frank‘i fotoğraf alanında bu kadar özel kılan eserlerin çoğunun Amerikalılar’da yer aldığını öğreniyorsunuz. Sanatçının 1955’te çıktığı ve iki yıl süren Amerika yolculuğunda bambaşka bir Amerika yorumunu yalnızca objektifini kullanarak anlatması, o günkü gücünü bugünlerde de muhafaza ediyor. Amerikalılar 1958 yılında “Les Américains” ismiyle Encyclopédie Essentielle serisinin bir parçası olarak ilk kez yayınlandığında, Almanya doğumlu, İsviçre vatandaşı bir adam tutup da Simone de Beauvoir, William Faulkner gibi isimlerin metinleri eşliğinde Amerikan rüyasının görünmez yanını aktararak ortalığı birbirine katıyor.

Robert Frank‘in eserleri üç ayrı kategoride değerlendiriliyor bugün: fotoğraflar, fotoğraf kitapları ve filmler. Fotoğraf kitaplarını ayrıca bir kategori haline getiren şey, Frank‘in bu alanda yaptığı üretimin fotoğraf kitabına bakış açısını da bambaşka yerlere taşımış olması. Frank‘in sergisinin hemen yanında kalan odada bir fotoğraf kitabı seçmecesi var ve o odaya geçince acaba Robert Frank olmasa o kitapların kaçta kaçı bugün elinizde olurdu sorusunu kendinize bir soruyorsunuz. Frank’in kitaplarını kurcalarken de mutlaka Me and My Brother‘a göz atın, çünkü elinizde hem bir fotoğraf kitabı, hem de sanatçının 1969 yapımı filminin senaryosunu tutuyor olacaksınız.

me and my brother -filmloverss

Sanatçının filmlerine nispeten değinecek olursak; bugün en çok anımsanan filmi, 1972 yılındaki Rolling Stones turnesini kaydetmiş, içeriğinde uyuşturucu ve grup seks sahnelerinin yer alması itibarıyla yayınlanma ihtimali bizzat Rolling Stones‘un kendisini korkutmuş olan Cocksucker Blues. Ama biz sizinle Robert Frank‘in ilk filmi olan 1959 yapımı Papatyamı Çek/Pull My Daisy‘sini paylaşacağız aşağıda. Me and My Brother dahil sanatçının başka sekiz filmini ve serginin tamamını merak ediyorsanız, 8 Kasım’da sergi bitmeden Yetimhaneyi ve sergi kapsamındaki diğer mekanları ziyaret etmeyi ihmal etmeyin.

[vimeo width=”650″ height=”350″ video_id=”55668342″]

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi