Aşk Şehirleri serisinin üçüncü filmi Rio, I Love You (Seni Seviyorum Rio) şehir temalı bir filmin bütün vaat ettiklerini fazlasıyla sunuyor. Rio’nun olağanüstü silüetini sıkça kendisine arka plan olan seçen on yönetmenin ortaklaşa çalışması sonucu ortaya çıkan filmi izlemesi gayet keyifli.

Rio’nun egzotik havası eşliğinde aşkla dolu kısa anları bir araya getirerek ortaya koydukları Seni Seviyorum Rio, ortak bir sinema dili çerçevesinde birbirinden çok farklı konuları iyi bir kurguyla önümüze getiriyor. Birçok farklı duyguyu en yalın haliyle işleyen bu hikayelerin arasında bir takım fantastik hikayeler de var. Filmi bu kadar güzel kılan unsur ise, farklı ellerden çıkan bu kısa filmleri monoton bir sırayla değil de, bir bütünmüş gibi aktarılması.

Bu on farklı yönetmen her ne kadar ortak bir dil belirlemiş olsa da, elbette sinematografik tarzları birbirlerinden farklı. Bu durum filmi zenginleştiren başlıca unsur olsa da, aynı zamanda bazı hikayelerin neredeyse hiç ortak paydası olmadan apayrı kalmasına sebep olmuş. Genel olarak oluşturulan iskelet yerinde olsa da bazı kısımlarda ana konunun dışına çıkılıyor.

Rio’yu turist gözüyle, oranın yerlisi gözüyle ve yer yer objektif bir şekilde üçüncü bir kişi gibi izlediğimiz film, şehrin bütün renklerini ortaya koyabilmek amacıyla tasarlanmış. Elbette kısa filmlerden bazıları daha öznel hikayeler seçerek bu yelpazeyi kısmışlar. Öznel hikayeler filme ihtiyacı olan yoğun atmosferi sağlayarak bu açığı kapatıyorlar demek de pek yanlış olmaz.

Brezilya’nın toplumsal ve sosyal konularına da ufak dokunuşlar yaparak sorumluluk üstlenmesi de film içerisinde öne çıkıyor. Bu sahneler yüzeysel olduğundan ve hızlı geçtiğinden bir etki yaratması oldukça zor oluyor haliyle, yalnızca bir an olmaktan öteye gidemiyor. Genel itibariyle ortak bir senaryo iskeleti olmaması belli yerlerde kopukluğa sebep olsa da, başarılı bir kurguyla bu durum olabildiğince toparlanmış.

Kalabalık ve dikkat çeken oyuncu kadrosu da filmi ilginç kılıyor. Vincent Cassel’den Vanessa Paradis’e, Harvey Keitel’den Emily Mortimer’a geniş bir oyuncu kadrosuna sahip olan filmde, ne yazık ki beklenen ve istenen performansları görmek mümkün olmuyor. Kısa sahnelerde boy gösteren kimi oyuncular sanki projeyi hiç ciddiye almamış gibi duruyorlar. Bu da zaten belli kaçınılmaz sıkıntıları olan bu projeyi fazlaca sekteye uğratabiliyor.

Seni Seviyorum Rio, serinin önceki iki filminden çok farklı değil. Hikayelerin pek ortak noktası bulunmamasının yarattığı boşluk, var olanların iyi kurgulanıp bir bütün haline getirilmesiyle giderilmiş diyebiliriz. Bunun sonucunda seyahat etmeyi seven bütün sinemaseverlere hitap eden hoş bir film ortaya çıkmış.

Aşk Şehirleri serisinin üçüncü filmi Rio, I Love You (Seni Seviyorum Rio) şehir temalı bir filmin bütün vaat ettiklerini fazlasıyla sunuyor. Rio’nun olağanüstü silüetini sıkça kendisine arka plan olan seçen on yönetmenin ortaklaşa çalışması sonucu ortaya çıkan filmi izlemesi gayet keyifli. Rio’nun egzotik havası eşliğinde aşkla dolu kısa anları bir araya getirerek ortaya koydukları Seni Seviyorum Rio, ortak bir sinema dili çerçevesinde birbirinden çok farklı konuları iyi bir kurguyla önümüze getiriyor. Birçok farklı duyguyu en yalın haliyle işleyen bu hikayelerin arasında bir takım fantastik hikayeler de var. Filmi bu kadar güzel kılan unsur ise, farklı ellerden çıkan bu kısa filmleri monoton bir sırayla değil de, bir bütünmüş gibi aktarılması. Bu on farklı yönetmen her ne kadar ortak bir dil belirlemiş olsa da, elbette sinematografik tarzları birbirlerinden farklı. Bu durum filmi zenginleştiren başlıca unsur olsa da, aynı zamanda bazı hikayelerin neredeyse hiç ortak paydası olmadan apayrı kalmasına sebep olmuş. Genel olarak oluşturulan iskelet yerinde olsa da bazı kısımlarda ana konunun dışına çıkılıyor. Rio’yu turist gözüyle, oranın yerlisi gözüyle ve yer yer objektif bir şekilde üçüncü bir kişi gibi izlediğimiz film, şehrin bütün renklerini ortaya koyabilmek amacıyla tasarlanmış. Elbette kısa filmlerden bazıları daha öznel hikayeler seçerek bu yelpazeyi kısmışlar. Öznel hikayeler filme ihtiyacı olan yoğun atmosferi sağlayarak bu açığı kapatıyorlar demek de pek yanlış olmaz. Brezilya’nın toplumsal ve sosyal konularına da ufak dokunuşlar yaparak sorumluluk üstlenmesi de film içerisinde öne çıkıyor. Bu sahneler yüzeysel olduğundan ve hızlı geçtiğinden bir etki yaratması oldukça zor oluyor haliyle, yalnızca bir an olmaktan öteye gidemiyor. Genel itibariyle ortak bir senaryo iskeleti olmaması belli yerlerde kopukluğa sebep olsa da, başarılı bir kurguyla bu durum olabildiğince toparlanmış. Kalabalık ve dikkat çeken oyuncu kadrosu da filmi ilginç kılıyor. Vincent Cassel’den Vanessa Paradis’e, Harvey Keitel’den Emily Mortimer’a geniş bir oyuncu kadrosuna sahip olan filmde, ne yazık ki beklenen ve istenen performansları görmek mümkün olmuyor. Kısa sahnelerde boy gösteren kimi oyuncular sanki projeyi hiç ciddiye almamış gibi duruyorlar. Bu da zaten belli kaçınılmaz sıkıntıları olan bu projeyi fazlaca sekteye uğratabiliyor. Seni Seviyorum Rio, serinin önceki iki filminden çok farklı değil. Hikayelerin pek ortak noktası bulunmamasının yarattığı boşluk, var olanların iyi kurgulanıp bir bütün haline getirilmesiyle giderilmiş diyebiliriz. Bunun sonucunda seyahat etmeyi seven bütün sinemaseverlere hitap eden hoş bir film ortaya çıkmış.

Yazar Puanı

Puan - 64%

64%

Seni Seviyorum Rio, serinin önceki iki filminden çok farklı değil. Hikayelerin pek ortak noktası bulunmamasının yarattığı boşluk, var olanların iyi kurgulanıp bir bütün haline getirilmesiyle giderilmiş diyebiliriz. Bunun sonucunda seyahat etmeyi seven bütün sinemaseverlere hitap eden hoş bir film ortaya çıkmış.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
64
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi