Shekaspeare'in İngiltere Kralı 3. Richard üzerine yazdığı oyun, 1955 yılında Laurence Olivier tarafından yönetilip canlandırılmış, film Golden Globe ve Bafta kazanmış, En İyi Erkek Oyuncu dalında da Oscar Ödülleri'nde aday gösterilmişti. 3.Richard'ın bir sonraki macerası ise bu yıl 36. İstanbul Film Festivali'nin onur konuğu olan Sir Ian McKellen tarafından 1995 yılında canlandırılmasına tekabül ediyor. Richard III'nin 1995 yılında çekilen bu versiyonu da aynı şekilde Golden Globe ve Bafta ödüllerini kazanmış, Oscar Ödülleri'nde En İyi Sanat Yönetimi ve En İyi Kostüm Tasarımı dallarında aday gösterilmişti. Shekaspeare'nin Sir Ian McKellen tarafından mizahi yönleri de ön plana çıkarılarak oldukça başarılı bir şekilde beyazperdeye aktarılan oyunu geçmişten günümüze iktidar mücadelesi bağlamında hiçbir değişiklik yaşanmadığının gösterişli bir kanıtını sunuyor. Festival kapsamında, beyazperdede Ian McKellen'ın sunumuyla izleme onuruna eriştiğimiz film, eleştirel mizah dozunu çok iyi ayarlayan epik bir anlatı yapısına sahip. Ian McKellen'ın, konuşmasında Richard III filmiyle ilgili bazı önemli noktalara değinmeyi ihmal etmediğini belirtmek gerek. 3. Richard'ın modern bir yorumunu beyazperdeye aktarma gayesiyle 22 yıl önce yola çıkmış olsalar da filmin aradan geçen 20 yıla rağmen dünya çapında yaşanan gelişmeler göz önünde bulundurulduğunda güncelliğini, iktidar mücadelesinin getirdiği vahşeti ve bu vahşetin ne denli normalleştirildiğini gözler önüne seriyor. İktidar için her şeyi yapan soylular günümüzde şekil değiştirerek de olsa varlığını sürdürmeye devam ediyor. Filmin oldukça dolu bir biçimde ilerleyen politik alt metni bir yana, Ian McKellen'ın oyunculuğuyla yine devleştiği bir yapım var karşımızda. McKellen'ın neredeyse filmin villian'ı 3. Richard'ı sevdirecek bu başarısı onun Shakespeare'i ve yarattığı karakterlerini ne denli doğru okuduğunu kanıtlar nitelikte. Filmin yönetmeni Richard Loncraine ile bir araya gelen McKellen, aklındaki düşüncelerden bahsettiğinde Loncraine'in Shakespeare konusunda pek de bilgili olmadığını belirtiyor ancak bu noktada McKellen'ın düşüncesi filmin sunumunda belirttiği üzere "Ben Shakespeare'e hakimim, sen de sinemaya. Yapalım şu işi." yönünde olmuş. Sinemada genel anlamda yabancılaştırma efekti olarak kullanılan kameraya bakma davranışı, filmde sık sık kullanılarak özünde bir bakıma seyirci de 3. Richard'ın suçlarına ortak edildiği yorumu yapılabilir. Her ne kadar bu tavrı Ian McKellen Shakespeareyen bulduğu için seçtiğini söylese de 3. Richard'ın planlarını, düşüncelerini en net bir biçimde izleyiciye ifade ediyor olması günümüzde yetki verdiğimiz liderlerin işlediği her suçun bir anlamda ortağı olduğumuzu gözler önüne sermesi açısından oldukça kıymetli. Mutlak gücü elde eden ancak hiçbir şekilde tatmin olmayan kralın trajik bir biçimde birçok cinayet ve tuzakla elde ettiği tahttan "Bir at için krallığımı veririm." cümlesiyle vazgeçişi, filmin ve tabi ki de Shakespeare'in gerçek dünyayla trajik bir hesaplaşmaya giren karakterinin çöküşünü en net biçimde özetliyor. Sonuç olarak Richard III, Sir Ian McKellen'ın katılımıyla gerçekleştirilen gösterimlerinde yarattığı sıcak havayla ve beyazperdede canlandırdığı villiana sert eleştiri okları yöneltmesiyle tüm izleyicilerin hafızalarına kazındı. Richard III, politik, güncel, iyi ayarlanan mizahi dozu ve kralın suçluluğuna ortak ettiği seyircisini kendini sorgulamaya itmesiyle epik anlatımını seyir zevki yüksek bir biçimde ortaya koyuyor.

Yazar Puanı

puan - 76%

76%

Richard III, politik, güncel, iyi ayarlanan mizahi dozu ve kralın suçluluğuna ortak ettiği seyircisini kendini sorgulamaya itmesiyle epik anlatımını seyir zevki yüksek bir biçimde ortaya koyuyor.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
76

Shekaspeare’in İngiltere Kralı 3. Richard üzerine yazdığı oyun, 1955 yılında Laurence Olivier tarafından yönetilip canlandırılmış, film Golden Globe ve Bafta kazanmış, En İyi Erkek Oyuncu dalında da Oscar Ödülleri’nde aday gösterilmişti. 3.Richard’ın bir sonraki macerası ise bu yıl 36. İstanbul Film Festivali’nin onur konuğu olan Sir Ian McKellen tarafından 1995 yılında canlandırılmasına tekabül ediyor. Richard III’nin 1995 yılında çekilen bu versiyonu da aynı şekilde Golden Globe ve Bafta ödüllerini kazanmış, Oscar Ödülleri’nde En İyi Sanat Yönetimi ve En İyi Kostüm Tasarımı dallarında aday gösterilmişti.

Shekaspeare’nin Sir Ian McKellen tarafından mizahi yönleri de ön plana çıkarılarak oldukça başarılı bir şekilde beyazperdeye aktarılan oyunu geçmişten günümüze iktidar mücadelesi bağlamında hiçbir değişiklik yaşanmadığının gösterişli bir kanıtını sunuyor. Festival kapsamında, beyazperdede Ian McKellen’ın sunumuyla izleme onuruna eriştiğimiz film, eleştirel mizah dozunu çok iyi ayarlayan epik bir anlatı yapısına sahip. Ian McKellen’ın, konuşmasında Richard III filmiyle ilgili bazı önemli noktalara değinmeyi ihmal etmediğini belirtmek gerek. 3. Richard’ın modern bir yorumunu beyazperdeye aktarma gayesiyle 22 yıl önce yola çıkmış olsalar da filmin aradan geçen 20 yıla rağmen dünya çapında yaşanan gelişmeler göz önünde bulundurulduğunda güncelliğini, iktidar mücadelesinin getirdiği vahşeti ve bu vahşetin ne denli normalleştirildiğini gözler önüne seriyor. İktidar için her şeyi yapan soylular günümüzde şekil değiştirerek de olsa varlığını sürdürmeye devam ediyor.

Filmin oldukça dolu bir biçimde ilerleyen politik alt metni bir yana, Ian McKellen’ın oyunculuğuyla yine devleştiği bir yapım var karşımızda. McKellen’ın neredeyse filmin villian’ı 3. Richard’ı sevdirecek bu başarısı onun Shakespeare’i ve yarattığı karakterlerini ne denli doğru okuduğunu kanıtlar nitelikte. Filmin yönetmeni Richard Loncraine ile bir araya gelen McKellen, aklındaki düşüncelerden bahsettiğinde Loncraine’in Shakespeare konusunda pek de bilgili olmadığını belirtiyor ancak bu noktada McKellen’ın düşüncesi filmin sunumunda belirttiği üzere “Ben Shakespeare’e hakimim, sen de sinemaya. Yapalım şu işi.” yönünde olmuş.

Sinemada genel anlamda yabancılaştırma efekti olarak kullanılan kameraya bakma davranışı, filmde sık sık kullanılarak özünde bir bakıma seyirci de 3. Richard’ın suçlarına ortak edildiği yorumu yapılabilir. Her ne kadar bu tavrı Ian McKellen Shakespeareyen bulduğu için seçtiğini söylese de 3. Richard’ın planlarını, düşüncelerini en net bir biçimde izleyiciye ifade ediyor olması günümüzde yetki verdiğimiz liderlerin işlediği her suçun bir anlamda ortağı olduğumuzu gözler önüne sermesi açısından oldukça kıymetli. Mutlak gücü elde eden ancak hiçbir şekilde tatmin olmayan kralın trajik bir biçimde birçok cinayet ve tuzakla elde ettiği tahttan “Bir at için krallığımı veririm.” cümlesiyle vazgeçişi, filmin ve tabi ki de Shakespeare’in gerçek dünyayla trajik bir hesaplaşmaya giren karakterinin çöküşünü en net biçimde özetliyor.

Sonuç olarak Richard III, Sir Ian McKellen’ın katılımıyla gerçekleştirilen gösterimlerinde yarattığı sıcak havayla ve beyazperdede canlandırdığı villiana sert eleştiri okları yöneltmesiyle tüm izleyicilerin hafızalarına kazındı. Richard III, politik, güncel, iyi ayarlanan mizahi dozu ve kralın suçluluğuna ortak ettiği seyircisini kendini sorgulamaya itmesiyle epik anlatımını seyir zevki yüksek bir biçimde ortaya koyuyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi