Rexx Sineması da kentsel rantın pençesinde çırpınan binaların arasına eklendi. Mülk sahibinin kira bedelinde artışa gitmek istediği için mevcut işletmecinin binayı boşaltılmasının istendiği konuşuluyor. Her ne sinema işletmesi, binada yer alan diğer esnaf ve binanın sahibi arasında anlaşmaya gidildiği söylense de, binanın akıbeti şu an için belirsiz.

Emek Sineması’nda olduğu gibi üst üste kimliklerimizi inşa ettiğimiz mekanlardan oluyoruz. Kentsel dönüşüm adı altında devlet eliyle ranta açılan binaların yanı sıra, bir de belli kesimlerin belli mekanlara sıkışmasıyla Karaköy, Kadıköy gibi yerlerde gitgide etkileri artan soylulaştırmanın etkileri yalnızca düşük gelirli kesimleri değil, orta sınıfı da derinden etkiler hale gelmeye başladı. Şehrin her yanı homojenleşiyor. Farklı kesimlerin birbirine marjinalleşmesiyle Cihangir’de Velvet İndieground’a yönelik saldırı gibi olaylar bunun bir yüzüyse, Rexx ve bizim için sembolikleşmiş daha nice mekanın yeterli geliri karşılamaması gerekçesiyle kapanma riskiyle karşı karşıya kalması bunun diğer yüzüne denk düşüyor. Rexx’in kapanma ihtimalini duyduğumdan beri ise kafamda dönen tek bir cümle var: Rexx sadece bir sinema değil.

Rexx Sadece Bir Sinema Değil

rexx-filmloverss

Yıllardan 2006. 15-16 yaşlarında olup da ergenliğini tüm dünyaya başkaldırı olarak yaşayanlar, Taksim’de sokaklarda veya uyduruk bar ve kafelerde buluşurduk. Kadıköy’de takılan da çoktu, şahsen ben Kadıköy’ü pek tanımazdım, zaten isyanımı ebeveynlerimin izin verdiği mesafede ve zaman aralığında yaşıyordum yaş itibariyle. Bir arkadaşımla pek de aşina olmadığım Kadıköy’de buluşmaya çalışırken “Rexx’in orada buluşalım sana da kolay olur” demesiyle ilk kez Rexx’in adını duymuştum. Kadıköy’ün bana hep karmaşık gelen sokaklarında ilk defa tek başıma bir yer bulmaya çalışırken, ne zaman birine Rexx’in yerini sorsam, bıyık altından gülüyordu insanlar. Kadıköy’de olup da Rexx’i bilmemek ne mümkün?

Namümkün. Elbette Rexx’i biliyordum. O yaşa değin kafamı kaldırıp da ismine bakmamıştım sadece. Çocukken annemle film izlemeye gitmiştik, o da bana doğduğum Şifa Hastanesi’ne ne kadar yakın olduğumuzu söyleyip, doğumdan sonra nasıl da iştahının açıldığını yemek yediği mekanlardan hala duranları göstererek anlata anlata beni salona sürüklemişti. Bütün çocukluk anılarım Taksim ve civarındaki ziyaretlerimize dair değilmiş, o an onu fark ettim. Rexx hafızamı canlandırıverdi.

Yıllardan 2009’a vardık. Arada gezip öğrenecek zamanım oldu, hem neredeyse reşittim de. Artık Kadıköy’ü öğrenmiş, özerkliğimin bir kısmını da kazanmıştım. Bir arkadaşımın doğum gününe davetliydim, Kadıköy’den eve dönmek özellikle geç saatlerde zor olduğu için ebeveynlerimi aradım, yakında oldukları için beni almaya karar verdiler, babama yolu tarif ederken “Rexx’in oradayım, hani Kadıköy’ün en meşhur sineması var ya, tam orada, kolayca bulursun beni” dedim. Yer-yön özürlülüğüme karşın yol tarifini bu kadar kolayca halletmiş olmanın ferahlığıyla hoşça vakit geçirirken, telefonum çaldı, babam “Sinemanın önündeyim” dedi. Kapıya çıktım, babam yok. Hiçbir şekilde ikimiz de birbirimizin nerede olduğunu bilmiyoruz. İkimizin gençliğinin Kadıköy’leri en ufak bir biçimde örtüşmüyor – ki babam doğma büyüme Kadıköy’lü, ben doğduktan sonra karşıya taşınmışlar. Babam telefonda “Rexx” lafını duymamış, “meşhur sinema”dan yola çıkarak Süreyya Sinema’sının önüne gitmiş. Benim için “Rexx’in önünde olmak”  ne demekse, babam için “Süreyya’nın önünde olmak” aynı şey. İnsanlara bu defa Süreyya Sineması sormaya başladım, 2006’daki aynı bakışlarla karşı karşıya kaldım. Ha Kadıköy’de Süreyya Sineması’nı bilmemek, ha Rexx’i bilmemek… Doğumdan sonra Kadıköy’e nadiren uğrayan iki ayrı nesil bilgilerimiz örtüşmediği için telefonda birbirimize bağırıp durduk o gece.

Süreyya Sineması bugün Süreyya Operası oldu, elbette orada anıları olanlar için nostalji şansını yitirmiş olmak biraz nahoş ama hepimiz biliyoruz ki 2000 sonrası İstanbul’unda bir kültür-sanat binasının başka bir kültür-sanat binasına evrilmesi, mekan için hiç fena bir son değil. Rexx Sineması’nın orijini de aslında tam da böyle bir dönüşüm içeriyor. Bina Rexx Sineması olmadan evvel, zamanında nice önemli tiyatrocuyu sahnesinde ağırlamış Apollon Tiyatrosu’ydu. Rexx’in yerine ne gelecek, öngörmemiz mümkün değil. Eğer ki yalnızca işletmeci değişmez, sinema tamamen kapanır ise benzer bir kültürel aktarımın yerine ticari bir atılımla karşılaşacağımızın aksini düşünmemiz ise neredeyse mümkün değil. En azından deneyimlerimiz, artık bizi bu denli naif yaklaşımları benimsemekten alıkoyuyor.

Rexx’in akıbeti ne olacak, henüz kestirmemiz zor. Ama Rexx Sineması’nın yerinde durmadığını düşünmek bile istemiyor insan. Umarım, başka nesillerin kafasında sembolleştirdikleri mekanların hiç değilse bir kısmı aynı kalmayı başarır. Velvet Indieground’a yönelik saldırının ardından kaleme aldığım “Birlikte Direnmezsek Kurtarılmış Bölgelerimiz Yok Olur” yazısında da biraz değinmiştim; hafızamızı çalıyorlar. Yalnızca bir AVM’nin içine kondurulmamış son sinemaları yitirmiyoruz, sistematik olarak hafızasızlaştırılıyoruz. Kaybedilen mekanlar bunun yalnızca parçası.

Ana Görsel Kaynak: Budviva

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi