Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa


 

Pi (1998), The Fountain (2006), The Wrestler (2008) ve beş dalda Oscar adayı gösterilen Black Swan (2010) ile sinemada önemli bir yer edinmiş başarılı yönetmen Darren Aronofsky 2000 yılında ikinci uzun metrajı olan Requiem for a Dream’i çekti. Hubert Selby Jr.’ın aynı isimli romanından uyarlanan filmin senaryosunu da Aronofsky ile birlikte yazarın kendisi kaleme aldı. Pek çok ödülün sahibi olan film aynı zamanda Ellen Burstyn’e En İyi Kadın Oyuncu dalında Oscar adaylığı getirdi. Aklını, bedenini ve ruhunu yavaş yavaş kaybeden dört ayrı yaşamın, dört ayrı bağımlının, dört ayrı başarısızlığın etrafında dönen hikâyesiyle psikolojik dram türündeki Requiem for a Dream, Selby’nin kitabından daha karanlık ve umutsuz bir anlatımla karşımıza çıktı ve zaman içerisinde kült filmler mertebesine erişti. Biz de Requiem for a Dream’i sevenlerin ve bu atmosferden vazgeçemeyenlerin izlemesi için 10 filmi derledik.

Bağımlılığın birçok yüzünü buluşturan ve anlatım biçimiyle izleyenleri derinden etkileyen; Darren Aronofsky imzalı Requiem for a Dream; annesiyle yaşayan Harry’nin ve arkadaşlarının yaşantısını konu alır. Bir televizyon programına çıkmaya hak kazanan ve ödül olan kırmızı elbiseye girebilmek uğruna diyet haplarına başvuran Sara Goldfarb aslında bir televizyon bağımlısıdır. Diğer yandan oğlu Harry ve arkadaşları da bağımlılığın bir başka boyutundalardır. Hiç durmadan eroin ve kokain kullanmaya devam eden Harry, Marion ve Tyrone’u hayatı adeta bir felakete dönüşmektedir…

Requiem for a Dream Sevenlerin İzlemesi Gereken 10 Film!

The Panic in Needle Park – 1971

the-panic-in-needle-park-filmloverss

New York’daki Needle Park da takılan eroin bağımlısı bir grup gencin hikayesini anlatan film, Bobby ile Helen’in zorlu aşkına odaklanıyor. Küçük çaplı hırsızlıklar yapan bağımlı Bobby, eroine bağımlı olduğu gibi Helen’a da zamanla bağımlı hale gelirler. Helen ise bu geçen sürede hem eroine hem de Bobby’e bağlanır. Al Pacino’nun keşfedilmesini ve Godfather’daki rolünü kapmasını sağlayan Panic in the Needle Park, yıldız oyuncunun müthiş performansıyla izleyeni kendisine hayran bıraktırıyor…

The Basketball Diaries – 1995

the-basketball-diaries-filmloverss

1960’lı yıllarda yaşayan Jim Carroll’ın otobiyografik kitabından uyarlanan ancak 1990’ların ortasında bir hikayeyle buluşturan The Basketball Diaries’in yönetmen koltuğunda Liz Heller oturuyor. Başrolünde ise Leonardo DiCaprio’nun yer aldığı film; uyuşturucu bağımlısı olan Jim Carroll’ın çocukluk günlerini anlatıyor. Lise basketbol takımının başarılı oyuncularından biri olan Jim’in kariyer hedefi olarak kafasına koyduğu her şey, uyuşturucuyla tanışmasıyla alt üst olur. Artık onu New York sokakları beklemektedir ve bu uğurda değişmesi de kaçınılmazdır. Hayatta kalabilmek için her türlü suçu işlemekten çekinmeyen bir insana dönüşen Jim; suç, çarpık ilişkiler ve ölüm gibi kötü tecrübelerle dolu bir hayatla karşı karşıya kalmıştır.

Trainspotting – 1996

trainspotting-filmloverss

Danny Boyle tarafından yönetilen ve Irvine Welsh’in kaleme aldığı aynı isimli romandan uyarlanan 1996 yapımı Trainspotting, Edinburgh’da yaşayan eroin bağımlısı bir grup gencin hikayesini konu alır. Ewan McGregor, Ewen Bremner, Jonny Lee Miller, Kevin McKidd, Robert Carlyle ve Kelly Macdonald gibi başarılı isimleri kadrosunda bulunduran film; hayatlarında uyuşturucu dışında pek konu bulunmayan Mark Renton ve arkadaşlarının hikayesini anlatır. Yirmilerinde bir uyuşturucu bağımlısı olan Renton ile hiçbir şeyi umursamayan arkadaşları Tommy, Spud, Sick Boy ve Begbie’nin gittikçe mahvolan hayatlarını ayrıntılı bir şekilde ele alan film, müzikleriyle de oldukça dikkat çekmektedir.

Pusher – 1996

pusher-filmloverss

Frank adlı uyuşturucu satıcısının Kopenhag’da birkaç günlük uyuşturucu alıp satma işleri ve bu sırada başından geçen türlü badireleri, yönetmenin kendine has üslubuyla ne fazla süsleyerek ne de izleyiciyi sıkarak sade bir şekilde anlatışını izliyoruz. Film malesef ki Türkiye de vizyon şansı bulamamış bir başka değerli eserdir. Film kendisiyle aynı adı taşıyan üçlemenin de ilk filmi olmanın yanında Danca çekilmiş ilk suç filmi olarak da kabul edilir. Nicolas Winding Refn daha ilk filmiyle ne kadar yetenekli bir yönetmen olduğu göstermiştir

Girl Interrupted – 1999

girl-interrupted-filmloverss

Winona Ryder ve Angelina Jolie’nin başrolü paylaştığı film psikolojik bir rahatsızlığa sahip olan Susanna’nın hikayesiyle izleyiciyi gerilimli saatlere davet ediyor. Başarısız bir intihar girişiminden sonra ailesinin isteğiyle hastanede tedavi görmeye başlayan Susanna içinde bulunduğu farklı ortama alışmaya çalışırken; Jolie’nin hayat verdiği Lisa karakteri seyirciyi adeta gerçek bir sosyopat ile baş başa bırakıyor. Oyuncunun bu rolle ilk ve tek Akademi ödülünü aldığını hatırlatalım.

Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi