Önceki Sayfa1 / 3Sonraki Sayfa

Pi (1998), The Fountain (2006), The Wrestler (2008) ve beş dalda Oscar adayı gösterilen Black Swan (2010) ile sinemada önemli bir yer edinmiş başarılı yönetmen Darren Aronofsky 2000 yılında ikinci uzun metrajı olan Requiem for a Dream’i çekti. Hubert Selby Jr.’ın aynı isimli romanından uyarlanan filmin senaryosunu da Aronofsky ile birlikte yazarın kendisi kaleme aldı. Pek çok ödülün sahibi olan film aynı zamanda Ellen Burstyn’e En İyi Kadın Oyuncu dalında Oscar adaylığı getirdi. Aklını, bedenini ve ruhunu yavaş yavaş kaybeden dört ayrı yaşamın, dört ayrı bağımlının, dört ayrı başarısızlığın etrafında dönen hikâyesiyle psikolojik dram türündeki Requiem for a Dream, Selby’nin kitabından daha karanlık ve umutsuz bir anlatımla karşımıza çıktı ve zaman içerisinde kült filmler mertebesine erişti. Biz de hâlâ büyük bir heyecanla kendisini izleten bu başarılı film hakkında az bilinen detayları sizler için derledik.

Requiem for a Dream Hakkında Mutlaka Bilinmesi Gereken 15 Detay!

1- Aronofsky: “Bu Bir Uyuşturucu Filmi Değil”

requiem-for-a-dream-filmloverss

Yönetmen Darren Aronofsky 2000 yılında kendisiyle yapılan bir söyleşide müptezeller hakkında bir film yapmakla hiçbir zaman ilgilenmediğinden bahsederek “Müptezelleri gerçekten çok sıkıcı buluyorum.” dedi. O halde Requiem for a Dream’in ne ile alakalı olduğu sorulduğunda ise “Birçok açıdan bu filmi bir canavar filmi olarak görebiliriz. Yaratık görünmezdir; kafaların içinde yaşar. İllettir.” diye yanıtladı. “Bir diğer açıdan seyircinin duygusunun boşalttığı alanın olduğu bir punk filmidir.” diyen Aronofsky filmini tanımlama şöyle devam etti: “En nihayetinde film, insanların gerçekliklerinden kaçmak için gidebilecekleri mesafelerle ilgili.” Başka yanıt arayanlar içinse şöyle ekledi yönetmen: “Çoğunlukla aşkla ilgili. Daha da özelinde, aşkta yanlış giden bir şeyler olduğu neler olabileceği hakkında.”

2- Ellen Burstyn Rolü Başlangıçta Reddetti

requiem-for-a-dream-ellen-burstyn-filmloverss

Sara Goldfarb rolüne hayat veren oyuncu Ellen Burstyn, Darren Aronofsky’nin teklif ettiği senaryoyu ilk kez okuduğunda dehşete kapılıp rolü reddetti. Ancak Burstyn’in bu kararı Aronofsky’nin 1998 yapımı önceki filmi Pi’dan bir video izleyene kadar geçerliliğini sürdürdü. Pi, oyuncunun fikrini değiştirmesini sağlamıştı. Burstyn ardından rolü kabul ettiğini söyledi.

3- Filmde Hip-hop Montajı Kullanıldı

requiem-for-a-dream-4-filmloverss

Darren Aronofsky, kontrol kaybı ve güçlü bir bağımlılık hissi verebilmek için filmi hip-hop montajı gibi çekti. Bu, oldukça kısa çekimlerden oluşan sekans anlamına geliyordu. Ortalama bir film 600-700 kesme içerirken bu filmdekiler 2000’in üzerindeydi.

Aynı zamanda filmin soundtracklerinin neredeyse tamamı hip-hop müziklerden oluşuyordu. 1980’lerin Brooklyn’inde yaşayan diğer Yahudi çocuklar gibi Aronofsky de hip-hop müziği severek büyümüştü. Besteci Clint Mansell’in söylediğine göre Aronofsky aslında Requiem for a Dream’in orijinal müziğinin klasik hip-hop müziklerinin yeniden düzenlenerek oluşturulmasını istedi. Aynı yöntem ile Kuğu Gölü müziği de yönetmenin sonraki filmi Black Swan’de kullanıldı. Requiem ile eşleşen hip-hop’ların hiçbiri iyi gelmiyordu kulağa bu yüzden Mansell’in örnek olarak üzerinde çalışmış olduğu bazı enstrümantal parçaları denediler.

4- Rolleri için Bir Ay Boyunca Şeker Yemediler ve Seks Yapmadılar

requiem-for-a-dream-2000-filmloverss

Darren Aronofsky, oyuncuların performanslarında şiddetli arzuyu gerçek gibi yansıtmalarını istediği için Jared Leto ve Marlon Wayans’tan Tappy Tibbons kurallarını uygulamalarını istedi. Yani ikili otuz gün boyunca hiç şeker kullanmadı, kırmızı et yemedi ve seks yapmadı.

5- Portakal Metaforu

Görsel kaynağı: Officetan

Görsel kaynağı: Officetan

Pek çok filmde portakal kötü bir alamet sayılmaktadır. Portakalların ölüm ya da tehlikenin yakında olduğunu işaret ettiği filmlerden biri de The Godfather’dır. Francis Ford Coppola bu durumu “Her şey bir kazayla başladı. Fakat ilk filmde portakalları o kadar sık kullandığımızı fark ettiğimizde diğer filmlerde bilinçli olarak kullandık.” sözleriyle ifade etmişti. The Godfather’dan sonra da pek çok filmde ve dizide felaketin temsilcisi olan portakal sembolüyle seriye yapılan referanslarla karşılaşmıştık. Bunlardan biri de Requiem for a Dream’di.

Önceki Sayfa1 / 3Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi