Türk edebiyatının temel eserlerinden biri olan Vurun Kahpeye, Milli Mücadele döneminde Anadolu’nun ücra bir kasabasına öğretmen olarak atanan Aliye öğretmenin yaşadıklarını anlatır. İstanbul’da kalmak yerine Anadolu’ya geçen ideallerine sıkı sıkı bağlı Aliye, Milli Mücadele ruhunu özümsemiş, yaşamını bu idealler üzerine oturtmuş inançlı ve imanlı bir kadın olarak tasvir edilir. Kurmaca karakteri Aliye’yle benzer özellikler taşıyan Halide Edip’in kendisi de Milli Mücadele’ye doğrudan katılmış, cephede görev almış bir kadındır. Kendisinden bazı hasletler eklediği karakteri gibi mücadeleci bir ruha sahiptir. Bu özellikleri Halide Edip’in her ne kadar Mustafa Kemal’le fikir ayrılıkları yaşamış olsa da Cumhuriyet kurulduktan sonra da önemli bir figür olarak kalmasını sağlamıştır.

Edebi hayatında gerçekçi bir yol izleyen yazar, yaşadıklarını eserlerine aktararak dönem atmosferini yansıtmıştır. Yazarın en bilinen romanlarından Vurun Kahpeye, aynı minvalde bir özellik gösterir, Milli Mücadele döneminin koşullarını yalın ve gerçekçi bir dille aktarır. Mücadelenin içindekileri ve ona karşı olan işbirlikçileri, merkezine öğretmen kadın karakterini koyarak anlatır. Politik yaşamında kadın hareketini destekleyen yazar, kadının toplumdaki ikincil konumuna karşı mücadele etmiş, ataerkil-feodal nitelikli gerici bağnazlığı eleştirmekten geri durmamıştır. Bu doğrultuda yazılmış bir roman olan Vurun Kahpeye’yi feminist yazının bir ürünü olarak kabul etmek mümkündür. Başkarakteri Aliye, anlatı boyunca duruşu ve mücadelesiyle eril tahakküme hayatı pahasına karşı durur. Bununla birlikte politik yaşamında milliyetçiliği ve ilericiliği dışlamayan dindarlığı benimsemiş Halide Edip’in bu duruşunun, romanın anlatısına nüfuz ettiği görülür. Kuvayi Milliyeci Aliye, Türklüğünü ve Müslümanlığını vurgulayan samimi bir tutum içindedir. Yazar, anlatı boyunca ona negatif bir değer yüklemez, oldukça idealize edilmiş bir kadın tipi yaratır. Yazarın diğer romanlarında da ideal kadın tipleri yarattığı bilinmektedir. Modernleşmeyi, Türklüğü ve Müslümanlığı savunan bu dünya görüşünün kurulmakta olan genç cumhuriyetin resmi ideolojisiyle oldukça uyumlu olduğu görülmektedir. Bu sebeple Halide Edip edebiyatının “kuruluş ruhu”nu yansıttığını söylemek mümkündür. Eserleri eğitim müfredatlarına alınmış, sinemaya uyarlamaları oldukça erken tarihlerde yapılmaya başlamıştır.  Böyle bir özellik gösteren Vurun Kahpeye romanı da ilk uyarlaması 1949 yılında olmak üzere 1964 ve 1973 tarihlerinde sinemaya uyarlanmıştır.

halide-edip-adivar-filmloverss

Vurun Kahpeye: Üç Film, Üç Aliye Öyküsü

Edebiyattan sinemaya uyarlaması görece fazla olan bir eserdir Vurun Kahpeye. Bunda eserin hem devlet hem toplum nezdinde yoğun kabul görmesi etkilidir. Milli Mücadele dönemini ve bağımsızlık ruhunu içinde barındıran, milli referansları oldukça güçlü bir metindir. Eserin ilk uyarlaması, Cumhuriyet sonrası Türkiye sineması açısından oldukça erken bir tarihte, 1949 yılında Lütfi Ömer Akad tarafından yapılmıştır. O tarihlerde genç bir yönetmen olan Akad, senaryosunu da yazdığı ilk filmini çekmektedir. Her üç uyarlamanın yapımcılığını Türk sinemasının kurumsallaşmasında katkısı büyük olan emektar yapımcı Hürrem Erman üstlenmiştir. Açılışında “Bu Film, İstiklal Harbinde Şehid Düşen Türk Kadınının Ruhuna İthaf Edilmiştir” dipnotu, yönetmeninin dünya görüşü ve Milli Mücadele’yle kurduğu ilişkiyi göstermesi bakımından önemlidir. Akad, tıpkı Halide Edip gibi “kuruluş ruhunu” içinde barındıran bir tavır sergiler. Bu ilk uyarlama, dönemin koşulları düşünüldüğünde oldukça yetkin bir eserdir ve tarihsel belge niteliğini taşır. Romanın yazıldığı döneme yakınlığı ve sinema dilinin henüz emekleme aşamasında olduğu bir döneme denk gelen film, uyarlamalar içinde edebi tarzı en çok muhafaza edişiyle belirginleşir. Durağan bir ritmi vardır, zamansal kullanımında cömert davranılmıştır. Yönetmen Akad, hikâyelemesinde detaylara sıkça yer verir. Ses ve görüntü tekniği bugünden bakıldığında bile sırıtmayacak denli başarılıdır. Romanın aslına sadık kalmaya çalışan Akad’ın gerçekçiliği önceleyen bakışı, Halide Edip’inkiyle uyumludur. Fakat bu olumlu yanlarının yanında sırıtan unsurlar, filmdeki aksiyon duygusunun eksikliği ve teatralliğin getirdiği müsamere hissi olarak ortaya çıkar. Bunda elbette sinemasal geleneğin henüz başlangıç aşamasında olmasının etkisi vardır, genç yönetmen Akad’sa henüz ilk filmini çekmektedir. Filmin görüntü dilinde sessiz sinemayla benzeşen bir yapı vardır, görüntülerin üzerine bindirilmiş seslendirme varlığını belli eder.

vurun-kahpeye-filmloverss

İlk uyarlamada muallime Aliye’yi yerli sinemanın ilk kadın oyuncularından Sezer Sezin üstün denilebilecek bir performansla canlandırır. Onunla birlikte düşmanları Hacı Fettah ve Uzun Hüseyin’i canlandıran oyuncular Settar Körmükçü’yle Vedat Örfi Bengü’nün temsil performansları da gayet başarılıdır. Diğer uyarlamalardan ve eserin vurgusundan farklı olarak Aliye’nin manevi babası Ömer Efendi, ilk yapımda daha geri planda kalır. Nişanlısı Tosun Bey, romanın aslına bağlı kalınan bir karakterlemeyle ortaya çıkar ancak işlenişi Ömer Bey’den çok farklı değildir.

Cumhuriyetten ve ulusal bağımsızlıktan yana tavır koyan Lütfi Akad, eserin ilk uyarlamasında metne oldukça sadıktır, edebi ağırlıklı bir iş çıkarır. Geçişlerde İstiklal Savaşı’ndan gerçek görüntülere yer vererek filmi bütünler. Anlatıya hâkim öğretici dil, metnin yapısından kaynaklanır.

İlk uyarlamadan 15 yıl sonra gelen Orhan Aksoy imzalı ikinci uyarlama, yerli sinemanın başlangıcından Yeşilçam’a geçiş sürecinin arasına tekabül eder. Aksoy’un uyarlaması bu haliyle bir geçiş dönemi filmidir.  Filmin yapımcılığını ilkinde olduğu gibi yine Hürrem Erman üstlenir. Sinema dilinin yeni yeni oluşmaya başladığı zamanlara denk gelen yapım, ilk uyarlamaya kıyasla daha dinamik bir kurguya sahiptir. Yeşilçam sinemasının melodram filmlerinde ustalaşmış ismi Aksoy, eserin ikinci uyarlamasını yatkın olduğu bu tarzda çeker, melodram ögesinin en belirgin olduğu filmdir. Bu ögeyi destekleyen aşk teması, gencecik bir Hülya Koçyiğit ve ona eşlik eden Ahmet Mekin’in varlığıyla yol alır. Yine diğer uyarlamalardan farklı olarak anlatıcı ses hikâyeye eşlik eder. İlk uyarlamada varlığı daha az hissedilen Ömer Efendi, ikinci uyarlamada romanın aslına uygun olarak hikâyeye daha çok dâhil olur. Tıpkı Akad gibi, Aksoy da İstiklal Savaşı’ndan belge görüntülere yer vererek filmin arka planını güçlendirmeye çalışır.

vurun-kahpeye-filmloverss

Hikâyenin işlenişine baktığımızda Aksoy’un uyarlaması melodram ögenin de varlığıyla edebi olmanın dışına çıkarak Yeşilçam duygusunun daha çok hissedildiği bir yapımdır. Oyunculuklar, hikâyeleme, müzikal kullanım ve senaryo, bu yapıya dönük olarak ortaya çıkar. Tarz farklılığına rağmen romanın aslından uzaklaşılmaz, uyumluluk kimi karakterlerin isim farklılığına rağmen bu yapımda da devam eder. Aksoy’un diğer yönetmenler Akad ve Refiğ’den farkı, metnin aslına uygun olan ulusçu, dindar yaklaşımdan daha çok aşk temasını vurgulamış olmasıdır. Politik yönelim diğerlerine oranla daha geri planda kalır.

Vurun Kahpeye’nin üçüncü ve son uyarlaması, ulusal referanslı yapımlarda adı sık geçen yönetmenlerden Halit Refiğ tarafından 1973 yılında çekilmiştir. Senaryo ikinci filmin yönetmeni Orhan Aksoy tarafından Refiğ ile birlikte yazılır. Hürrem Erman bir kez daha yapımcılığı üstlenir. Renkli olarak çekilen tek uyarlamadır, buna ilaveten süresi en kısa olandır; Refiğ, oldukça dinamik bir akışla detaylara girmeksizin çeker filmini. İlk iki uyarlamadaki roman detaylarına burada rastlanmaz. Farklı isimlendirme ve hikâyelemeler, diğer yapımlara oranla daha belirgindir; yönetmen kendi yorumunu hikâyeye katar. Dünya görüşünde ulusalcı fikirlere yakın olan Halit Refiğ’in bu tavrı filmde hissedilir, diyalog ağırlıklı hikayede olabildiğince açıklayıcı olunmaya çalışılmıştır. Milli Mücadele’den, ulusal bağımsızlıktan ve modernleşmeden yana olan tavır, nedenleriyle birlikte verilmeye çalışılır. Bağnaz dincilikle samimi dindarlık arasındaki farka vurgu yapılır. Bu durum, Refiğ ve Akad arasındaki yaklaşım benzerliğini ortaya çıkarır, her iki yönetmen de politik olarak ulusalcı fikirlere, Cumhuriyet modernleşmesine ve ilerici dindarlığa yakın durur.

vurun-kahpeye-filmloverss

Filmin başrollerinde o dönem görkemini yaşayan Yeşilçam’ın star oyuncularından Hale Soygazi ve Tugay Toksöz vardır, yan karakterlere de dönemin ünlü isimleri eşlik eder. Manevi baba Ömer Efendi, öncekilerden farklı olarak dindarlığı belirginleştirilmiş bir karakter temsiliyle ortaya çıkar. Yunan komutan Damyanos, “Çorbacı” lakabıyla isimlendirilir. Hacı Fettah ve Uzun Hüseyin karakterleri, öncekilere benzer bir tipolojiyle çizilir. Hikaye anlatımı sıçramalarla ilerler, romanın ana hatlarına bağlı kalınmıştır.

Sonuç

Türk sineması, yerli edebiyatın önemli eserlerinden Vurun Kahpeye romanına duyarsız kalmamış, kurumsallaşmaya başladığı dönemden başlayarak belirli aralıklarla onu sinemaya kazandırmıştır. Eseri uyarlayan her üç yönetmen, küçük yorum farkları getirmiş ancak metnin ruhuna sadık kalmıştır. “Ulusallık” vurgusunun yoğun olarak hissedildiği romanın sinema uyarlamalarında da aynı etki hissedilir. Düşünsel yaşamında Türkçülük fikirlerinden etkilenen Halide Edip, İstiklal Savaşı yıllarında dağılmış olan bir imparatorluktan geriye kalan Anadolu’daki ulus devletleşme mücadelesini desteklemiş, bu inşa sürecinin parçası olmuştur. Toplumcu nitelikli bir roman olan Vurun Kahpeye, tam da bu döneme denk gelen bir eser olmuştur. Türkçülüğü, modernleşmeyi, dini inançları dışlamayan bir ilericiliği savunan romanın sinemaya uyarlamaları, özü itibariyle bu fikirlere bağlı kalmıştır. Gerici bağnazlık, hilafetçilik ve saltanatçılık eleştirilmiştir.

Bugünün değerlerinden geriye baktığımızda Aliye öğretmenin işbirlikçi dinci bağnazlar tarafından linç edilmesi, kadın düşmanlığının sonucu olan bir nefret cinayetidir. Günümüzün geri kalmış toplumlarında halen uygulanmakta olan recm (taşlayarak öldürmek) cezasıyla aynı pratiktedir. Bugün giderek radikalleşmiş olan dini referanslı gericilik, ülkemizde ve dünyanın farklı coğrafyalarında insanlığın ortak değerlerine saldırısını sürdürmekte, hayatlarımıza kast etmektedir. Vurun Kahpeye romanının, uyarlamalarıyla birlikte bahsettiğimiz yıkıcı radikalliğin geçmiş referanslarına yaptığı eleştirel vurgu, bu bağlamda önemlidir, eseri güncelliğin sınırları içine taşır.

Yararlanılan Kaynak:

Erdoğan Kul. (2013). Halide Edip’in Vurun Kahpeye Romanında Farklı Boyutlarıyla Milli Mücadele’ye Yaklaşım. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türkoloji Dergisi: Ankara.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi