Vladimir Nabokov’un unutulmazları arasında yar alan romanı Lolita’nın 1962 tarihli Stanley Kubrick yorumu ve 1997 tarihli Adrian Lyne yorumu birbirleriyle pek çok açıdan benzeşseler de, aralarında çok keskin farklar mevcut ve sadece sanatsal anlamda değil, etik bağlamda da bu farklılıkların üzerinde tartışmamız oldukça faydalı.

Günümüzden Lolita’ya bakınca kafamıza kaçınılmaz olarak gelen sorular var ve bu sorulara cevap verirken birkaç tartışmayı gözardı etmemek lazım: pedofili, elektra kompleksi ve queer teori (az gündeme gelen, teorinin gölgede kalan bir bölümü ekseninde, rızaya dayalı olduğu durumlarda yaş hiyerarşisi ve ensest konusunda sınırlarının esneyip esnemeyeceği) bunlardan akla ilk gelenler.

Kubrick, bu soruların bu denli ilginç eksenlere kaymadığı, fakat üzerine konuşmanın eş derecede zor olduğu bir dönemde, zeminin kayganlığını görüp, temkinli davranmış durumda. Biz de bu yazıda biraz öyle yapmayı deneyeceğiz. Keza bu tartışmaların hatırı sayılır kısmı midede ağrı yaratıyor, romanda Vladimir Nabokov’un okuyucuya yaşattığı içsel çelişkiler bir kez daha vücut buluyor. Yine de o karın ağrısını çekmek, Lolita filminde tüm bu tartışmalara girmeden yol almak mümkünmüş gibi, etik tartışmaları geride bırakıp da sanatı yalıtılmış bir şeycesine takdir edebilirmiş gibi davranıp riyakarlığa düşmekten iyidir.

Bu soruların cevaplarının detaylı olarak tartışılacağı yer bu yazı olmasa da, yine de bunların üzerine düşünmek önem arz ediyor. Lolita’nın her iki uyarlamasını ve romanını düşünürken, beynimizin arka planında pedofili, ensest ve rıza tanımının nasıl ele alınabileceğine dair tartışmalar olmalı. Yetişkin bir adamla bir kız çocuğunun ilişkisi bizi normal koşullarda ne denli rahatsız ediyorsa, tam da böyle bir hikayeyi sevebilmemize, sanatsal bir değer atfedebilmemize ve Nabokov’un romanını akıcı bir şaheser, Kubrick’in uyarlamasını bir başyapıt olarak değerlendirmemize müsaade eden bir durum var ortada. Bu durumun meşru bir zemin kazanabilme hali, ürkütücülüğünden sebep, Lolita’dan konuşurken aklımızın bir köşesinde durmalı.

lolita sue lyon-filmloverss

Lolita’nın Altyapısı: Elektra Kompleksi

Bu uzun, neredeyse parantezimsi açıklamanın ardından kendimize daha net bir çerçeve çizelim. Bu yazı pedofili ve ensest ekseninden mümkün olduğunca kaçarak (pedofili maalesef kaçması o kadar da kolay bir eksen değil), Elektra kompleksi üzerinden konuyu ele almayı deneyecek ve filmler elverdiği müddetçe, bilinçdışı gibi, daha güvende hissettiğimiz bir alan üzerinden iki filmi yan yana koymaya çalışacağız.

Elektra kompleksi, Freud’un Oedipus kompleksi adını verdiği, erkek çocuklarının annelerine büyük bir tutkuyla bağlı olup da babalarını bir rakip olarak görme halinin, Jung tarafından kız çocuklarına uyarlanmış, anneyle olan rekabeti ve babaya olan tutkulu sevgiyi anlatan bir tabir. Oedipus ve Elektra kompleksleri, heteroseksüel bireylerin gelişim aşamasında yaşandığı düşünülen genel-geçer kuramlara denk düşüyorlar. Lolita’ya bu açıdan baktığımız zaman, kitabın ve filmlerin üzerimizdeki etkisi “içimizdeki sapık” tartışmasından sıyrılıp, psikolojik bir evre çerçevesinde etkileyicilik kazanıyor. Lolita’nın Humbert’a olan tutkulu sevgisi ve annesine karşı hisleri, şımarıklığının veya karakter bozukluğunun ötesinde, 3-6 yaş arasında geçmesi gereken bir evreye dair sembolik bir anlam kazanmış oluyor. Humbert’ın bir anti-kahraman olarak edindiği pasif konum ise, Elektra kompleksi ekseninde bir özne değil de nesne olarak konumlanışıyla daha da bir anlam kazanıyor.

Stanley Kubrick ve Adrian Lyne birer yönetmen; uzaktan baktığımız zaman, apaçık bir biçimde Stanley Kubrick’in şiddet ve erotizmin hep gizemli taraflarını tetikleyen konulara, çok sağlam bir psikanaliz altyapısıyla yaklaştığını görebilirken, Adrian Lyne içimizdeki dünyanın bizatihi kendisiyle değil, dışavurumuyla daha çok ilgileniyor. Sanıyoruz ki, iki filmi mukayese ederken, en belirleyici noktalardan biri de iki yönetmenin tavırları arasındaki bu fark.

Kubrick’in filminin sık sık devrin koşulları gereği sansürlemiş olacağı iddiası gündeme gelse de, senaryonun bizzat romanın da yazarı olan Nabokov’un kaleminden çıkmış olması, hikayenin tam da olması gerektiği gibi uyarlandığının başlıca kanıtı olsa gerek. Kafa kafaya veren iki üstadın vurgulamaya çalıştığı tüm noktaların Kubrick uyarlamasında yer aldığını düşündüğümüzde, Elektra kompleksine dair olan tezimiz de geçerlilik kazanıyor. Önemli olan Lolita ile Humbert’ın arasında tam olarak ne geçtiği, kimin suçlu olduğu, kimin kimden faydalandığı değil, hikayenin herkesi yakalayan, bilinçdışından temellerini alan geri planı. Ebeveyn ve çocuk ilişkisinin, kendini nadiren gerçeğe taşısa da, belli bir evrede var olan sevgi ve erotizm karışımı geçici bir fazı, kurgusal bir zeminde beyazperdeye taşınıyor. Adrian Lyne uyarlaması bu noktada, az önce genellediğimiz üzere, hikayenin dışavurumlarıyla ilgileniyor, haliyle onu gerçek dünyaya taşıyor. Bu da konuyu tehlikeli bir alana, tam da tartışma esnasında kaçınmak istediğimiz pedofili eksenine sürüklüyor. Yetmezmiş gibi, romanda arada da olsa Humbert’ın yaptığı şeyin istismar olduğunu vurgulayan kısımlar Lyne uyarlamasında görünmezleşirken, yetişkin bir erkeği sorumluluk alanının dışında, 14 yaşında bir genç kadını ise iyi niyeti süistimal eden kadın şeytan konumunda buluyoruz. Romanın kendisinin ve Kubrick uyarlamasının da Humbert’la empati kurmamıza sebebiyet verdiği doğru, fakat Kubrick uyarlaması bu empatiye olduğundan daha meşru bir zemin yaratmamak için, Humbert’ın geçmiş öyküsüne dahi yer vermiyor, hatta filmin sonunu başından göstererek, empati kuracağımız kişinin dönüşeceği insanla ilgili bilgiyi de önceden bize vererek, seyirciye seçme şansı sunuyor. Adrian Lyne ise filmin en başından aldığı tavırla, şeytanın avukatı olarak konumlanıyor.

Her iki uyarlama, pek çok sahne ve detayın kullanımında birebir aynı unsurlardan faydalanıyor. Görsel olarak da bir hayli güçlüler. Her iki film de romanda 12 yaşında olan Lolita’yı 14 yaşında bir karakter olarak tasarlıyor. Temel fark, Kubrick’in seçmiş olduğu kara mizah üslubunda hikayeyi o kadar ciddiye alamadığımız halde (ki benzeri bir mizah romanda da mevcut, aynı dozda olmasa da), Lyne’in erotik unsurları fevkalade arttırdığı bir dramı ekrana taşımasında. Diğer farklılıklar, önceden değindiğimiz Humbert ve Lolita karakterlerinin sorumluluk dağılımı konusunda. En problemli kısım ise, Kubrick’in sadece bizi germek için kurduğu erotik altyapının, Lyne’in elinde pornografik bir hava edinmesi. Genç kadının vücudunun ve cinselliğinin, sorun teşkil edecek şekillerde seyirciye sunulması, Humbert’ın gözünün kaymasının ötesinde, gerçekten bizim de odaklanmamızı gerektirecek şekilde Lolita’nın, yani film tamamlandığında 17 yaşında olan Dominique Swain’ın vücudunun seyirciye bir “yasak elma” olarak sunulması. Adrian Lyne’in yorumu, bizi tam olarak en uzak durmamız gereken noktaya sürüklüyor: 14 yaşında genç bir kadının cinsel gücünden sorumlu olduğu, bunu kullandığı, bu gücün psikolojik altyapısını yitirdiği, Humbert’ın ise aksine kendisine gerekçe olarak gösterebildiği psikolojik bir altyapıya sahip olduğu bir dünyaya.

lolita dominique-filmloverss

Sonuç

Sinematik bağlamda, her iki yönetmen de damaklarımızda ayrı bir tat bırakıyor. Lolita’yı bir siyah beyaz, bir de renkli olarak izleme şansını yakalamamız izleyici olarak reddedemeyeceğimiz bir deneyim. Fakat işin psikanalitik altyapısının filmin esas silahı ve onu meşru bir zemine taşımayı başaran en önemli unsur olduğunu göz önünde bulundurursak, Kubrick bunu şahane bir şekilde yakalarken (senaryoyu da kaleme alan Nabokov’un Freud’dan pek haz etmemesine karşın üstelik) Adrien Lyne, bu ruhu tümüyle yitirip, hikayedeki detayları sakıncalı bir üslupla yeniden yorumluyor. Hatta bu haliyle film, yalnızca erotik unsurları daha görünür kılmak için yeniden çekilmiş gibi bir izlenim dahi oluşturuyor üzerimizde. Ortalama bir seyirci için her iki yorum sorun teşkil etmese de, genç kadınlara ilgi duyan erkeklerin Adrien Lyne uyarlamasından, eylemlerine dair bir güç alması mümkün. Bu noktada, iki film arasında bir seçim yaparken sanatın toplumsal gücünü göz ardı etmemiz pek mümkün değil.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi