Bugün, Japon sineması denildiğinde akla ilk gelen isimlerden biri şüphesiz Akira Kurosawa’dır. Yarım yüzyılı aşan sinema deneyimi boyunca Rashomon, Ikiru, Yedi Samuray, Yojimbo, Dersu Uzala, Ran gibi unutulmayacak filmlere imza atan usta yönetmenin yapıtları, birçok filme esin kaynağı olmuş ya da yeniden çevrimleri yapılmıştır. Çekim tekniği, anlatım dili ve hikâyeciliğiyle yedinci sanatın olgunlaşmasında katkısı büyüktür. Batı sinemasının etkilendiği önemli referanslardan biri Kurosawa’dır. II. Dünya Savaşı’ndan sonra yanmış, yıkılmış hale gelen Japonya’nın dünya sinema izleyicisiyle tanışması Kurosawa filmleriyle olmuştur. Rashomon, ustanın ve Japon sinemasının Batı dünyasında tanınmasını sağlayan ilk filmi olmakla birlikte kariyerindeki önemli bir sıçrama noktasıdır.

Edebiyatla samimi ilişki içinde olan Kurosawa, klasik ve modern yapıtları yakından takip etmiş, bu samimiyet sinemasına yansımıştır. Rashomon, 20. yüzyılın başında yaşamış çağdaş Japon hikâyecilerden Ryunosuke Akutagawa’nın Ormanın Sıklığında ve Rashômon isimli hikâyelerinden filme uyarlanmıştır. Senaryo, yönetmenin kendisi ve farklı filmlerinin senaryolarında birlikte çalıştığı dostlarından Shinobu Hashimoto tarafından yazılmıştır. Orijinal metin 12. yüzyılda geçmekle birlikte film, atmosfer olarak savaş sonrası harap hale gelmiş Japonya’yı yansıtmaktadır. Eşiyle yolculuğa çıkmış bir samurayın namlı bir haydut tarafından saldırıya uğrayıp öldürülmesi üzerine kurulu hikâye, bu cinayet üzerinden insanın zaafları ve zayıflıklarını sorgulayan bir hale dönüşür. Olayın tanıkları cinayeti birbirinden farklı şekilde hatırlar. Esasen inanmak istedikleri kurguyu, gerçek olarak sunarlar. Yönetmen, tanıklıkların hepsine belirli bir mesafeden temkinle yaklaşır. Önemli olan samurayı kimin öldürdüğü değil, bunun nasıl hatırlandığı ve nedenleri üzerinedir.

Bir Cinayetin Arka Planı

rashomon-filmloverss

Filmin açılışı yıkık bir yapının altında düşünen iki adamın görüntüsüyle açılır. Alabildiğine yağan yağmurun altında, bu viraneye sığınmışlardır. Burası kentin giriş kapılarından biri olan Rashomon kapısıdır, düşünceli adamlardan biri rahip, diğeriyse oduncudur. Onlara daha sonra başıboş bir gezgin katılır. Kasvetli atmosferin olduğu ortamda insanlar bezgin ve düşüncelidir. Savaşlar, afetler, kıtlıklar, hastalılar, haydutlar… hepsi insanları yıldırmıştır. Rahip, insanlığa olan inancını kaybetmek üzere olduğundan bahseder. Tüm bunlar tam da savaş sonrasının tükenmiş Japonya’sını tasvir eder. Her ne kadar filme konu olan hikâye 12. yüzyılı refere etse de, tasvir dönem Japonya’sını yansılar. Üçlünün bahsini ettiği hikâye, samuray ve eşinin başına gelenlerdir. Cinayete dâhil olan herkes onu farklı anlatır. Filmin hikâyesi, bir mahkeme ekseninde cinayetin sorgulanması üzerinden ilerler.

Samurayı öldürüp eşine tecavüz eden civarda nam salmış haydut Tajomaru’dur. Samurayı öldürdüğünü inkar etmez, savaşçılığıyla övünür. İlkel tepkileri olan ve dürtüsel davranan Tajomaru, cinayeti çok etkilendiği samurayın eşini elde etmek uğruna işlemiştir. Başta samurayı öldürmeden bunu yapmak istese de tecavüzden sonra “utançla yaşayamayacağını” söyleyen kadının isteği üzerine düello sonucu onu öldürmüştür. Sonrasındaysa kadın kaçarak ortadan kaybolmuştur.

Tecavüze uğrayan kadın ise haydutun kaçmasının ardından kocasına yaklaştığında onun nefret dolu bakışlarıyla karşılaşır. Buna tahammül edemeyerek bilincini kaybeder ve elindeki hançeri istem dışı ona saplar.

Bir medyum aracılığıyla konuşan maktul samuray, uğradığı ihanetin verdiği acıyla hançeri göğsüne saplamıştır. Gururlu birdir ve onuru kırılmıştır. Utanç ve acı içindedir.

Cinayetin tanığı oduncu ise tüm bu anlatılanları yalanlar. Ne haydut, ne kadın, ne de samuray kendi hikâyelerindeki kadar masum ve onurlu değillerdir. Ortada zoraki bir kavga ve acz içinde olan insanlar vardır. Gerçeğe yakınmış gibi duran oduncunun hikâyesi doğru mudur, bilinmez. Ancak onda da eksik yanlar vardır.

İnsanlar Neden Yalan Söyler?

rashomon-filmloverss

Ortada nesnel olan tek bir gerçek vardır ancak olayı yaşayanlar onu farklı şekilde anlatır. Her üçü de cinayetin sorumluluğunu üstlenir ancak bunun vicdani sorumluluğunu diğerlerine yükler. Yalan söylemelerinin gerisinde insani zayıflıkları, korkuları, bencillikleri vardır. Her biri kendilerini, gerçekte olduklarından daha büyük anlatır; onurlu, erdemli, savaşçı, vicdanlı gibi. Aslında hiçbiridirler. Hepsini birbirlerinden ya da diğer insanlardan ayıran pek bir şey yoktur. Başkalarına yalan söylerken kendilerini de inanmak istedikleri yalanlar uğruna kandırırlar. Kurosawa’nın deyişiyle bu film,  “İnsanlığın bencilliği ve yalan söyleme yeteneği üzerine yapılmış baş döndürücü ve derinlemesine bir denemedir”. Çünkü insan, göründüğü kadar erdemli olmayan, güçsüzlüğünü yalanlarla örtbas etmeye çalışan bir canlıdır. Kalbinin derinliklerinde tıpkı Rashomon’un Nara ormanlarındaki gibi gizil karanlıklar vardır. Bu sebeple yönetmen, insanın bu gizil karanlıklarını metafor olarak kullandığı orman perspektifinde alabildiğine sorgular. Sık ağaçlarla örülü orman içinde gün yüzüne çıkmamış günahkâr sırlar barındırır, tıpkı bastırılan düşüncelerin insan zihninin bilinçaltında saklandığı gibi. Bu sebeplerle gerçek, bir ön kabul olmayıp onu betimleyen öznenin inşa ettiği bir kurgudur. Buna bağlı olarak bu kurgusal gerçeklikler yönetmen tarafından da şüpheyle karşılanır, bunun sorgulanışı esas meseledir.

Her şeye rağmen yönetmen, insanlıktan umut etmeyi sürdürür. Dünyanın iyilikle var olabileceğini öngören bir hümanizmayı ortaya koyar. Kimilerine göre bu, ahlakı öne süren didaktik bir dildir. Kurosawa ahlaki değerleri inkâr etmez, törel değerleri yadsımayan bir bakışı vardır. Fakat ahlakçı bir dil ortaya koyduğu da söylenemez. Sorgulamanın temelinde eleştirellik hep vardır.

Sembolik anlatım Rashomon’da öne çıkan bir özelliktir. Yağmur, güneş, orman, anıt kapı ve ışık-gölge oyunları gibi anlatı unsurlarının hepsi sembolik dile eşlik eder. Kameranın doğrudan güneşe çevrilmesi o güne dek rastlanmamış bir durumdur. Ağaçların arasından sızan güneşle yakalanan zıtlıklar etkili bir görselliği ortaya çıkarmıştır. Genel itibariyle devinim içinde olan dinamik bir kamera kullanımı vardır. Kadrajlarda kullanılan üçgen kompozisyonlar, anlatım dilini zenginleştirir. Kompozisyonlarda yer alan oyuncuların üstün performansları filmin gücünü artırır. Dürtüsel davranışlarıyla hayvanları taklit eden Tajomaru rolündeki Toshiro Mifune, Kurosawa sinemasıyla özdeş bir oyuncudur. Tajomaru rolündeki performansı, filmle birlikte dünya çapında tanınmasını sağlamıştır. İki erkek arasında kalan ihtiraslı ve şaibeli eş rolündeki Machiko Kyo’nun performansı gayet başarılıdır.

Rashomon, çekim sürecinde yapımcı şirket Daiei’yle yaşanan prodüksiyon sorunları ve çekimi sonrasında Japon eleştirmenlerce şüpheyle karşılanmasına rağmen dünya çapında büyük ilgi görmüştür. Yönetmenin bilgisi dışında Venedik Film Festivali’ne gönderilmiş ve orada büyük ödül Altın Aslan’ı almıştır. Daha sonra gönderildiği Amerika’da En İyi Yabancı Film Oscar ödülünü almıştır. Kurosawa bu durumu bir değerbilmezlik olarak nitelemiş, Japonların kendi değerlerine sahip çıkamadıklarını, bunu ancak yabancıların takdir ettiğini ifade etmiştir.

Bugünden bakıldığında Rashomon, sinema sanatına armağan edilmiş bir başyapıttır. İnsanın varoluşsal yapısına ve gerçeğin ne olduğuna dair bitimsiz sorular sorduran unutulmaz referanslardan biridir.

Yararlanılan Yazılı ve Görsel Kaynaklar:

  • Kurbağa Yağı Satıcısı-Akira Kurosawa. Agora Kitaplığı.
  • Savaşçının Kamerası: Akira Kurosawa Sineması-Stephen Prince. Kabalcı Yayınevi.
  • www.imdb.com

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi