İkinci Dünya Savaşı sonrası hem maddi hem de manevi olarak çökmüş olan Alman Sineması, 1960’larda büyük bir etki yaratan Yeni Dalga hareketleriyle birlikte kendine bir çıkar yol aramış ve günümüze değin uzanan Yeni Alman Sineması’nın köklerini bu dönemde atmıştır. Ama bu büyük çaplı kalkınma hareketi iki farklı yoldan ilerlemiş; Wolfgang Petersen, Tom Tykwer, Doris Dörrie, Wolfgang Becker, Dani Levy ve Oliver Hirschbiegel gibi yönetmenler yeni bir  sektörün temel dinamikleri olurken, Werner Herzog, Wim Wenders, Volker Schlöndorff, Margarethe von Trotta ve  Rainer Werner Fassbinder ise bu sektörün dışında ama aynı zamanda Alman Sineması geleneği içinde auteur bir tarz geliştirmiştir.

Her ne kadar ilk saydığımız yönetmenler yeni bir sektörün oluşmasını sağlayarak yeni neslin önünü maddi anlamda açmış olsalar da, Alman Sineması’nı entelektüel anlamda besleyen esas filmler hep auteurlerin elinden çıkmıştır. Bu açıdan bu yönetmenler içinde özellikle Fassbinder dikkat çeker. Çünkü Fassbinder tamamen kendine has geliştirdiği tarzının yanı sıra TV filmleri de çekerek sektörle daima iç içe olmuştur. Ama buradaki temel fark bunu, tarzından ödün vermeden yapabilmesindedir elbette. Böylesine kırılgan bir durumda gösterdiği başarı sayesinde normalde çekebilmek için para bulamayacağı filmlerine finans yaratmış ve 37 yıllık yaşamında kırka yakın film çekmeyi başarmıştır. Örneğin sektörle olan bu yakın ilişkilerden mahrum kalsaydı belkide sinema tarihinin en etkileyici yapımlarından olan 14 bölümlük Berlin Alexanderplatz TV serisini hiç çekememiş olacaktı.

fassbinder-filmloverss

Fassbinder auteur tarzı ve sektörle olan ilişkileri sebebiyle diğer yönetmenlerden oldukça farklı bir konumda olmasının yanında, oluşturduğu kendi tarzıyla da diğer çağdaşı meslektaşlarından oldukça farklıdır. Çünkü Herzog, Wender, Schlödorff gibi yönetmenlerin orijinleri Yani Dalga iken, Fassbinder köklerini eski dönem Hollywood melodramlarına dayandırır. Ama bu melodramik yapıyı oldukça sert bir politik arka planla doldurduğu için filmleri ne Hollywood melodramları gibi boştur, ne de Yeni Dalga filmlerindeki aşırı politize olmuşluğun didaktikliğini taşır.

Hem Alman Sineması içinde hem de sinema tarihindeki, sıra dışı tarzı itibariyle elde ettiği konumu göz önüne aldığımızda hiç kuşkusuz Fassbinder’i anlamanın belki de en iyi yollarından biri onun sinemaya bakış açısını anlayabilmektir. Biz de bu amaçla yönetmenin favori 10 filmini bulunduğu listeye bir göz atmak istedik.

1. THE DAMNED, Luchino Visconti
2. THE NAKED AND THE DEAD, Raoul Walsh
3. LOLA MONTÈS, Max Ophuls
4. FLAMINGO ROAD, Michael Curtiz
5. SALO, OR THE 120 DAYS OF SODOM, Pier Paolo Pasolini
6. GENTLEMEN PREFER BLONDES, Howard Hawks
7. AGENT X27, Josef von Sternberg
8. THE NIGHT OF THE HUNTER, Charles Laughton
9. JOHNNY GUITAR, Nicholas Ray
10. RED ELDERBERRY, Vassily Shukchin

(Kaynak: www.mubi.com)

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi