!f Müzik filmlerinden Pulp: Hayat, Ölüm ve Süpermarketler Hakkında Bir Film (Pulp: A Film About Life, Death and Supermarkets), ünlü İngiliz brit-pop grubu Pulp’ın 2012 yılında verdiği son İngiltere konserinin özelinde geçen bir müzik belgeseli. Bu filmi sadece Sheffield’a ve Sheffield halkına indirgeyen yönetmen Florian Habicht, güzel bir müzik belgeseli hazırlamanın yolunu tutku ile bulmuş.

Bir müzik grubuna duyulan hayranlığı anlatmanın ve aktarmanın pek çok yolu vardır elbet. Yönetmenimiz Florian Habicht, bu yollardan en samimi olanını seçmeyi tercih etmiş. Grubun üyelerinden, sokaktaki insanlara varan röportajlar; çeşitli toplulukların grubun şarkılarını kendilerini göre uyarlayıp sergiledikleri performanslarla harmanlamış. Filmi “son konser” duygusallığı ve birlikteliği üstüne kurmuş ve grubun üyeleri ekseninde özelleştirmiş. Tepeden tırnağa çok iyi bir hayran filmi çıkarmış ortaya.

Açılış sahnesinde bütün hikayenin başrol oyuncusunu görüyoruz. Jarvis Cocker, sahnede her zamanki gibi şarkıya geçmeden hikaye anlatmaya başlıyor. Seyircisiyle, komşularıyla, dostlarıyla konuşuyor. Zıplamaya başlayınca sahne değişiyor ve filme sembolik bir anlam katıyor. Ardından Habicht’in hikayesini izlemeye başlıyoruz. Röportajlarını çok samimi ve ilginç insanlarla gerçekleştiren yönetmenimiz, bunları kurgularken de titiz bir tavır sergilemiş. Sheffield halkının, kendilerinden biri olan ve sürekli bunu vurgulan Pulp’ı nasıl ve neden sevdiklerini dile getirmişler. Buna yerellik kapsamından ziyade müzikal çerçeveden yaklaşıyorlar. Bu tutum, filmi haliyle daha özel bir yere taşıyor.

Pulp’ın müziğinin zamana ve insanlara kattıklarının aktarıldığı kısımların özenle seçildiği de belli oluyor. Bu çekimleri anlatıcıların kişisel tecrübeleriyle süslemiş olmaları filmi daha genel bir anlama yayıyor, Sheffield merkezinde evrenselleştirmeye çalışıyor. İşe yarıyor da, müziğin evrenselliğini arkasına alan Habicht’in bu tavrı filme artı olarak yansıyor. Bunu bir de grubun okyanus ötesi hayranlarını kamera karşısına alarak somutlaştırıyor. İkon olarak tanımladıkları bu grubu ve üyelerini neden ikon olarak gördüklerini kendi tarzlarında anlatıyorlar.

Diğer tarafta ise grubun üyelerinin kariyerleri boyunca akıllarında kalan özel anları dinliyoruz. En büyük başarılarının ardından yaşadıkları en gergin dönemleri kendi ağızlarından dinliyoruz. Ayrıca dokuz yıllık bir aranın ardından onların neyin tekrar bir araya getirdiğini dinliyoruz. Bu kısımda özellikle grubun klavyecisi Candida Doyle’ın anıları ağır basıyor. Grubun frontman’i Jarvis Cocker’ın fazla öne çıkmaması ise filmin samimiyetine yakışır bir durum yaratıyor.

Yönetmen Florian Habicht’in filminin başrol oyuncusu ise ne Jarvis, ne de grubun hayranları. Filmin en öne çıkan ögesi elbette ki grubun müziği. Bu ögeyi hiç çekinmeden filmin önüne koyan yönetmenimiz, final sahnesinde ise başta yarattığı sembolizmi tamamlıyor. Film boyunca da titiz kurgusu ve tutkuyla işlediği konusuna sahip çıkıp, bunu gayet güzel bir şekilde aktarmayı başarmış. İngiliz alternatif müziğinin en ünlü isimlerinden olan Pulp’ın böylesi bir filmle onore edilmesi ise çoktan hak edilmiş bir durum. Bunu bir hayran filmi olarak, grubun en duygusal ve özel konserlerinden biriyle yapması ise oldukça isabetli ve mutlu eden bir davranış olmuş.

!f Müzik filmlerinden Pulp: Hayat, Ölüm ve Süpermarketler Hakkında Bir Film (Pulp: A Film About Life, Death and Supermarkets), ünlü İngiliz brit-pop grubu Pulp'ın 2012 yılında verdiği son İngiltere konserinin özelinde geçen bir müzik belgeseli. Bu filmi sadece Sheffield'a ve Sheffield halkına indirgeyen yönetmen Florian Habicht, güzel bir müzik belgeseli hazırlamanın yolunu tutku ile bulmuş. Bir müzik grubuna duyulan hayranlığı anlatmanın ve aktarmanın pek çok yolu vardır elbet. Yönetmenimiz Florian Habicht, bu yollardan en samimi olanını seçmeyi tercih etmiş. Grubun üyelerinden, sokaktaki insanlara varan röportajlar; çeşitli toplulukların grubun şarkılarını kendilerini göre uyarlayıp sergiledikleri performanslarla harmanlamış. Filmi "son konser" duygusallığı ve birlikteliği üstüne kurmuş ve grubun üyeleri ekseninde özelleştirmiş. Tepeden tırnağa çok iyi bir hayran filmi çıkarmış ortaya. Açılış sahnesinde bütün hikayenin başrol oyuncusunu görüyoruz. Jarvis Cocker, sahnede her zamanki gibi şarkıya geçmeden hikaye anlatmaya başlıyor. Seyircisiyle, komşularıyla, dostlarıyla konuşuyor. Zıplamaya başlayınca sahne değişiyor ve filme sembolik bir anlam katıyor. Ardından Habicht'in hikayesini izlemeye başlıyoruz. Röportajlarını çok samimi ve ilginç insanlarla gerçekleştiren yönetmenimiz, bunları kurgularken de titiz bir tavır sergilemiş. Sheffield halkının, kendilerinden biri olan ve sürekli bunu vurgulan Pulp'ı nasıl ve neden sevdiklerini dile getirmişler. Buna yerellik kapsamından ziyade müzikal çerçeveden yaklaşıyorlar. Bu tutum, filmi haliyle daha özel bir yere taşıyor. Pulp'ın müziğinin zamana ve insanlara kattıklarının aktarıldığı kısımların özenle seçildiği de belli oluyor. Bu çekimleri anlatıcıların kişisel tecrübeleriyle süslemiş olmaları filmi daha genel bir anlama yayıyor, Sheffield merkezinde evrenselleştirmeye çalışıyor. İşe yarıyor da, müziğin evrenselliğini arkasına alan Habicht'in bu tavrı filme artı olarak yansıyor. Bunu bir de grubun okyanus ötesi hayranlarını kamera karşısına alarak somutlaştırıyor. İkon olarak tanımladıkları bu grubu ve üyelerini neden ikon olarak gördüklerini kendi tarzlarında anlatıyorlar. Diğer tarafta ise grubun üyelerinin kariyerleri boyunca akıllarında kalan özel anları dinliyoruz. En büyük başarılarının ardından yaşadıkları en gergin dönemleri kendi ağızlarından dinliyoruz. Ayrıca dokuz yıllık bir aranın ardından onların neyin tekrar bir araya getirdiğini dinliyoruz. Bu kısımda özellikle grubun klavyecisi Candida Doyle'ın anıları ağır basıyor. Grubun frontman'i Jarvis Cocker'ın fazla öne çıkmaması ise filmin samimiyetine yakışır bir durum yaratıyor. Yönetmen Florian Habicht'in filminin başrol oyuncusu ise ne Jarvis, ne de grubun hayranları. Filmin en öne çıkan ögesi elbette ki grubun müziği. Bu ögeyi hiç çekinmeden filmin önüne koyan yönetmenimiz, final sahnesinde ise başta yarattığı sembolizmi tamamlıyor. Film boyunca da titiz kurgusu ve tutkuyla işlediği konusuna sahip çıkıp, bunu gayet güzel bir şekilde aktarmayı başarmış. İngiliz alternatif müziğinin en ünlü isimlerinden olan Pulp'ın böylesi bir filmle onore edilmesi ise çoktan hak edilmiş bir durum. Bunu bir hayran filmi olarak, grubun en duygusal ve özel konserlerinden biriyle yapması ise oldukça isabetli ve mutlu eden bir davranış olmuş.

Yazar Puanı

Puan - 70%

70%

70

Samimi ve müzikaliteye saygı duyan Pulp: Hayat, Ölüm Ve Süpermarketler Üzerine Bir Film, konusunu özümsemiş yönetmenin titiz anlatımıyla özel bir yerde duruyor.

Kullanıcı Puanları: 3.45 ( 1 votes)
70
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi