Finale adım adım yaklaştığımızı bir kez daha gösteren Progeny adlı bölümde, gerçekler bir bir gün yüzüne çıkarken beşinci sezonun en şaşırtıcı gelişmelerine şahit olduk.

***Bu yazı Prison Break 5. Sezon 8. Bölüm hakkında keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerir.***

Öncelikle bir hatırlayalım kahramanlarımızı nerede bırakmıştık. Girit’ten demir alarak kaçak olarak Amerika’ya doğru yola çıkan ekibimiz, aksiyon dolu zorlu bir yolculuğun ardından uluslararası deniz sınırları içerisinde havaya uçurulmuştu. ”Rica etsem şu koordinatlara bir füze gönderebilir misiniz?” minvalindeki konuşmaya karşı olan rahatsızlığımdan tüm detaylarıyla bahsetmiş olsam da yeni bölümde etkilerini gördüğümüz için yeniden değinmek lazım. Ucu bucağı görünmeyen okyanusun ortasında mahsur kalan kahramanlarımız tahmin edeceğiniz üzere yardım bulmakta çok fazla zorlanmadı. Hızır gibi yetişen kurtarıcılarının önderliğinde Marsilya’ya ayak basan dörtlünün Amerika’dan önceki son duraklarında çözmesi gereken yepyeni bir dertleri vardı: Lincoln’ün kirli geçmişi.

prison-break-5-sezon-8-bolum-incelemesi-2-filmloverss

Ekibimiz Amerika’ya kaçak olarak girebilmek adına tek çare olarak ilk bölümde karşımıza çıkan Lincoln’ün peşindeki mafyadan yardım isteme kararı aldı. Ogygia‘da ilk sinyallerini aldığımız husumetin tüm detayları bu bölümde gün yüzüne çıktı. Michael’ın ”sözde” ölümünün kısa bir süre sonrasında büyük bir boşluğa düşen Burrows’un, ne kadar uzun süre geçse de aslında hiç değişmediğini öğrenmiştik. Bir türlü kaçmaktan kurtulamayan abi, yeniden borç batağına düşmüştü. En azından bir süre boyunca biz öyle biliyorduk. Kısa yoldan para kazanabilmek adına karanlık işlere bulaşan Lincoln, alet olduğu olayların farkına varınca ölümü göze alarak tehlikenin önüne geçmeye çalışmış. Scofield sayesinde ekibimiz bunu bir avantaja çevirmeyi başardı ve Amerika’ya adım attıkları ilk anda başlarına silah dayanmış olsa da emellerine ulaşmış oldular. Yemen’den kurtulduğumuza binlerce kez şükür ederken kahramanlarımıza da evinize hoş geldiniz demeden geçmeyelim.

Prison Break 5. Sezon 8. Bölüm İncelemesi: Gerçekler Bir Bir Açığa Çıkıyor!

Finale bir bölüm kala Scofield’ın dövmeleri tüm gizemini korumaya devam ediyor. Jacob’ın Poseidon olduğunun (ne yazık ki) ortaya çıkmasıyla, artık geçmişin sır perdeleri ”flashback” sahneleri sayesinde aralanmaya başladı. İlk olarak Jacob’ın Scofield’a karşı söylediği ”Ben senden zekiyim, ben senden hep öndeyim, ben senden…” tarzındaki konuşması rahatsızlık verici olsa da, yeni dövmelerin ilham kaynağını bir kez daha gördük: Baykuş. Posiedon’ın da dikkatini çektiği üzere hayvanat bahçesini sıkça ziyaret eden Scofield, yeni planının ilk adımlarını burada atmış. Ayrıca bildiğimiz üzere, dövmelerin görsel bir kodlama olduğu yine bu bölümde kesinleşti. Geçmişte yaşananlar hakkında bilgi almamızı sağlayan sahnelerde ayrıca, ilk bölümden bu yana gördüğümüz origamilerin neden dehlizde yığın haline geldiğini anlamış olduk. Sara ile her iletişime geçmeye çalıştığında Jacob engeline takılan Scofield, denemekten uzun bir süre vazgeçmemiş. Ancak burada eklemek istediğim bir detay var. Bir gün olsun Sara postaları almaya çıkmadı mı? Poseidon bir kere de mi şehir dışına çıkmadı? Tamam, tamam. Çok fazla üzerinde durmuyorum çünkü şimdi en büyük bomba geliyor: Babadan oğula aktarılan plan yeteneği.

prison-break-5-sezon-8-bolum-incelemesi-1-filmloverss

Başta kabul ediyorum. Prison Break beni ilk defa bu kadar şaşırttı. Mantık hatalarına o kadar alışmışız ki, artık her anlamsız gelişmeyi kabullenir olduk. Jacob’ın Mike JR.’ın resmini incelediğinde farkında olmadan ”Ama bu kadar da olmaz ki!” demekten kendimi alamadım. Babasıyla bir kez bile görüşmemiş olan bir çocuğun onun yeteneklerini almış olması akla mantığa sığmıyordu. Ancak diziden beklentilerimiz o kadar düşmüş ki, böyle bir mantık hatasının devamının geleceğini kabullenmiştim. Aslında ilk resmi hala tam olarak kabul ettiğim söylenemez ancak bölüm sonunda yaşattığı şaşkınlık sayesinde görmezden geliyorum. Geçtiğimiz bölümün sonunda oğlunu tehlikeye atmamak adına silahını bırakan Sara’yı bu bölümde hiç göremedik. Poseidon tarafından rehin alınan karısını ve oğlunu kurtarmak için ölümü göze alan Scofield ise soluğu tam da bahsettiğimiz ”ipucu” ile göl evinde aldı. Ne kadar kabullenemesem de, Poseidon’ın ”Her zaman senden bir adım önde olacağım.” sözünü haklı çıkaran Michael kendisini bir tuzağın ortasında buldu.

Progeny’nin son anları kesinlikle şu ana kadar izlediğimiz bölümlerin en heyecanlı sahnelerinden oluşuyordu. Dolandırıldıklarını fark eden mafya tarafından kurşuna dizilen Lincoln bir yana, oğluna ilk defa sarıldığı anda bir silahın hedefi olan Michael bir yana… Ama bunların dışında öyle bir sahne vardı ki, eminim hiçbirimiz bunu beklemiyorduk. Bölüm boyunca Michael ve oğlu üzerinden yapılan göndermeler, adeta T-Bag ve Whip üzerinde hayat buldu. Beşinci sezonun ilk bölümünden beri Michael’ın en önemli kozu olarak tanıdığımız Whip’in gerçek ismi gün yüzüne çıktı: Dave Martin. Çıktı çıkmasına ancak hemen devamında öyle bir gerçekle sarsıldık ki bu önemsiz bir detay olarak kaldı. Kesin olarak dile getirilmese de görünen o ki, ailesiz büyüyen Whip, Theodore Bagwell nam-ı diğer T-Bag’in kimsenin bilmediği oğluydu. En karanlık dönemde bile parlamasını bilen iki insan olarak bölüm boyunca sıkça rastladığımız metafora gönderme yapan T-Bag’i ise bu buluşmanın karşılığında zorlu bir görev bekliyor. Kabul edin, hepimiz Michael’ın ”karşılığında bir can almalısın” sözleriyle biten mektubunun hedefinin Whip olduğunu düşünmüştük. Anlaşılan o ki, bu soru ve daha nicelerinin cevaplarını gelecek hafta yayınlanacak olan Behind the Eyes adlı final bölümünde göreceğiz. Gelecek bölümün fragmanına aşağıdan ulaşabilirsiniz. Haftaya görüşmek üzere, iyi seyirler.

Prison Break 5. Sezon 9. Bölüm Fragmanı: Behind the Eyes


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi