Bu yıl Venedik’te Altın Aslan’ı kazanan Roy Anderson’ın son filmi A Pigeon Sat on a Branch Reflecting on Existence (İnsanları Seyreden Güvercin) elbette festivalin en merakla beklenen filmlerinden bir tanesiydi. İsveçli yönetmenin Yaşayanlar üçlemesinin son halkası olan film, değerler ve normlar üzerine inşa ettiği iskeletine bireysel ögeleri de yerli yerinde ilave ederek çok değerli bir tecrübe sunuyor.

Tek bir hikayeye hapsolmadan, çeşitli mekanlar da birçok hikaye anlatıyor aslında. Genel çerçeveden bakılınca bir toplum eleştirisi görsek de, aslında söyleyecek daha fazla sözü olan bir film. Belki kuzey toplumlarını belli bir kalıba sokarak İnsanları Seyreden Güvercin’in anlatımını o bölgeye genelleyebiliriz. Bir bölümünde yaptığı geri dönüşle geçmiş ile bugün arasında bir nevi kıyas yapma imkanı veriyor, ki bu genellemeyi zamana yayma imkanı da buluyoruz.

İnsanları Seyreden Güvercin, ilk bakışta görüntü yönetmenliği ile dikkat çekiyor. Düşük kontrastlı, donuk renkler filmin atmosferini oluşturuyor. Roy Anderson’ın filmi işlerken benimsediği tavır da renklerle oldukça uyumlu seyrediyor. Oyunculukların da benzer şekilde olduğunu ve bunları güçlü kara mizahıyla bir araya getirdiğini de eklersek, teknik olarak sağlam bir bütünlüğe sahip oluyor.

Monarşiden, günlük ve ticari ilişkilere uzanan geniş bir sosyolojik analiz sunan İnsanları Seyreden Güvercin, bunun yanında oldukça kişisel çıkarımlar da ortaya koyuyor. Bunlar arasında en belirgin olan yalnızlık temasını filmin geneline yayan Anderson, en temel unsurlardan biri haline getirmiş. Güvercin metaforuna olan bakışı da yenilikçi bir açıya sahip diyebiliriz. En azından tek yönlü kalmayarak, senaryosunun çeşitliliğini zenginleştiren daha derin bir metafor olarak kullanıyor. Bu konuda başarılı olduğunu söylemek hiç yanlış olmaz. Bu durumda metaforunu sakız gibi her yöne uzatmaya çalışmamasının da büyük payı var.

İnsanları Seyreden Güvercin, sinemaya yaklaşımıyla ve kendi içerisinde oturttuğu bütünlüğüyle özel bir tecrübe sunuyor. Aldığı iyi yorumları hak eden, özel bir film olduğu konusunda hiç şüphe yok.

Bu yıl Venedik’te Altın Aslan’ı kazanan Roy Anderson’ın son filmi A Pigeon Sat on a Branch Reflecting on Existence (İnsanları Seyreden Güvercin) elbette festivalin en merakla beklenen filmlerinden bir tanesiydi. İsveçli yönetmenin Yaşayanlar üçlemesinin son halkası olan film, değerler ve normlar üzerine inşa ettiği iskeletine bireysel ögeleri de yerli yerinde ilave ederek çok değerli bir tecrübe sunuyor. Tek bir hikayeye hapsolmadan, çeşitli mekanlar da birçok hikaye anlatıyor aslında. Genel çerçeveden bakılınca bir toplum eleştirisi görsek de, aslında söyleyecek daha fazla sözü olan bir film. Belki kuzey toplumlarını belli bir kalıba sokarak İnsanları Seyreden Güvercin’in anlatımını o bölgeye genelleyebiliriz. Bir bölümünde yaptığı geri dönüşle geçmiş ile bugün arasında bir nevi kıyas yapma imkanı veriyor, ki bu genellemeyi zamana yayma imkanı da buluyoruz. İnsanları Seyreden Güvercin, ilk bakışta görüntü yönetmenliği ile dikkat çekiyor. Düşük kontrastlı, donuk renkler filmin atmosferini oluşturuyor. Roy Anderson’ın filmi işlerken benimsediği tavır da renklerle oldukça uyumlu seyrediyor. Oyunculukların da benzer şekilde olduğunu ve bunları güçlü kara mizahıyla bir araya getirdiğini de eklersek, teknik olarak sağlam bir bütünlüğe sahip oluyor. Monarşiden, günlük ve ticari ilişkilere uzanan geniş bir sosyolojik analiz sunan İnsanları Seyreden Güvercin, bunun yanında oldukça kişisel çıkarımlar da ortaya koyuyor. Bunlar arasında en belirgin olan yalnızlık temasını filmin geneline yayan Anderson, en temel unsurlardan biri haline getirmiş. Güvercin metaforuna olan bakışı da yenilikçi bir açıya sahip diyebiliriz. En azından tek yönlü kalmayarak, senaryosunun çeşitliliğini zenginleştiren daha derin bir metafor olarak kullanıyor. Bu konuda başarılı olduğunu söylemek hiç yanlış olmaz. Bu durumda metaforunu sakız gibi her yöne uzatmaya çalışmamasının da büyük payı var. İnsanları Seyreden Güvercin, sinemaya yaklaşımıyla ve kendi içerisinde oturttuğu bütünlüğüyle özel bir tecrübe sunuyor. Aldığı iyi yorumları hak eden, özel bir film olduğu konusunda hiç şüphe yok.

Yazar Puanı

Puan - 84%

84%

İnsanları Seyreden Güvercin, sinemaya yaklaşımıyla ve kendi içerisinde oturttuğu bütünlüğüyle özel bir tecrübe sunuyor. Aldığı iyi yorumları hak eden, özel bir film olduğu konusunda hiç şüphe yok.

Kullanıcı Puanları: 3.56 ( 4 votes)
84
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi