Maceraya çıkmak için cesur olmak gerekir ve Pete (Oakes Fegley) neredeyse hepimizin tanıdığı en cesur çocuk. David Lowery’nin yönettiği Disney yapımı bir aile filmi olan Pete ve Ejderhası, aynı isimi taşıyan Malcolm Marmorstein tarafından yazılan 1977 yapımı müzikal filmin yeniden çevrilmiş versiyonu. Son zamanlarda yapılan popüler çocuk filmlerinin aksine Pete ve Ejderhası, hikayesini anlatırken izleyici kitlesi olan çocukları ciddiye alıyor ve onları şeker, çok yüksek sesli müzikler ve çok renkli görüntüler gibi unsurlarla oyalayıp kandırmaya çalışmaktansa onlarla gerçek ve kaliteli bir iletişim kuruyor.

Müzikleri, genel havası ve bu tavrı ile Pete ve Ejderhası bizlere, Maurice Sendak’ın 9 yaşında canavarlarla arkadaşlık eden bir çocuğun dünyasında olup bitenleri anlattığı 40 sayfalık çocuk kitabından adapte edilen Spike Jonze tarafından yönetilen 2009 yapımı Arkadaşım Canavar filmini hatırlatıyor. Henüz 5 yaşındayken çıktıkları macerada ailesini kaybeden Pete (Oakes Fegley), tehlikelerle dolu ormanda hayatta kalmayı en yakın arkadaşı ejderha (John Kassir tarafından seslendiriliyor) Elliot’ın varlığı sayesinde başarıyor. En umutsuz anında tanıştığı en yakın arkadaşı, ismini ailesi ile bir maceraya çıkmışken yolunu kaybetmesi sonucu ait olmak için yeni bir aile arayan Elliot isimli bir köpeğin hikayesinin anlatıldığı Elliot Kaybolur isimli kitaptaki baş kahramandan alıyor. Her ne kadar Pete, ejderhasına bu köpeğin ismini vererek onları birbirleriyle ilişkilendirmiş olsa da, yırtık kıyafetleri, bakımsız görüntüsü ve vahşi bir ormana ait vahşi bir hayvan olmadığı gerçeği ile aslında Elliot’ın aksine sürekli aidiyet duygusunun arandığı bu hikayede başrol ta kendisi.

Pete ve Ejderhası: Bir Şeyleri Göremiyor Olmamız Gerçekten Var Olmadıkları Anlamına Gelmez

Bazen hayatın rüzgarına kapılır gözümüzün önünde duran sihirli şeyleri göremeyiz. Özellikle yetişkin olarak kabul edilebileceğimiz bir yaşa geldiğimizde, yani her şeye sihirmiş gibi yaklaşabildiğimiz çocuk gözlerimizi kaybettiğimizde, burnumuzun dibinde olan mucizevi olayları birtakım kurallar çerçevesinde ördüğümüz gerçeklik olgusuna uyduramadığımız için basitçe reddeder, yok sayarız. Tıpkı Mr.Meacham (Robert Redford)’ın defalarca ejderhadan söz etmesine ve orman bekçisi olduğundan dolayı her gün o ormana gitmesine rağmen Grace Meacham (Bryce Dallas Howard)’ın ısrarla inanmayı reddetmesi gibi.

Halbuki bazen hayat sınır olarak kabul ettiğimiz birtakım kuralların dışında başlıyor. Pete ve Elliot’ın alışılandan oldukça uzak olan arkadaşlığı gibi. Zira bu arkadaşlık normal olarak kabul ettiğimiz kalıplarımıza uymasa da aralarındaki güçlü sevgi ile kurulmuş oldukça gerçek bir dostluk. Hiçbir kanun ve kalıbın olmadığı doğal hayat ile kurallarla bezenmiş medeniyet gibi birçok tezadın sıkça çakıştığı film, bu tavrıyla her seferinde bizlere arada kalmışlık hissini yaşatıyor. Her ne kadar arkadaşlıkları sebebiyle birbirlerine ait olsalar da, bir insan olan Pete (Oakes Fegley)’in, ne yaparsa yapsın görünmez olamayacağı ya da vahşi bir hayvan olamayacağı gerçeği gibi, Elliot (John Kissler tarafından seslendiriliyor)’ın da Pete ile ait olduğu medeni düzende var olamayacağı gerçeği Elliot ve Pete’in sıcak dostluğunu benimsemişken bizleri daldığımız sihirlerle dolu çocuklara özel dünyadan çıkarıyor. Doğal bir şekilde oluşmuş normal ve huzurlu olarak ilerleyen Pete ve Elliot tarafından kurulmuş düzenin, ilk olarak gözlerini hırs bürümüş hikayenin kötü karakteri Gavin (Karl Urban)’in salladığı balta ile bizlere ve karakterlere herkes tarafından kabul edilmiş kurallara, medeniyet düzenine aykırı olduğunu fark ediyoruz ve bütün kaos bu noktada başlıyor. Film, sevgi ile bezenmiş bu dostluğu bizlere başlarda oldukça ilişkilendirilebilir bir biçimde anlatmış ve bizler için normalleştirmiş olsa da ve hatta Elliot’a da bir aile vererek onu da bir yere ait olarak resmetse de, sonuç olarak medeni hayata ait olan herkes tarafından kabul edilmiş sosyal normlara, düzene ve bir yerlere ait olma duygusunun bazen sevgiden ağır basabileceğini ve aidiyet duygusunu yaşayabilmek uğruna ne kadar güçlü olursa olsun dostluktan vazgeçilebileceğini düşündürerek bizleri, Elliot ve Pete arasındaki dostluğu normalin dışında olduğu için yönümüzü kaybettiğimiz, pusulanın şaştığı bir ana indirgediğinde bizleri hayal kırıklığına uğratıyor.

Bir çocuğun vahşi veya doğaüstü bir canlı ile alışılmışın dışındaki dostluğu senaryosu ile bugüne dek birçok kez değişik örneklerine rastlamış olsak da Pete ve Ejderhası özgün tavrı, sinematografik kararları ve kalitesi ile türünün diğer örneklerinden sıyrılıyor, macera dolu anlatımı ile büyük küçük fark etmeden izleyen herkesin soluğunu tutmayı başararak farkını ortaya koyuyor. Film, hikayesi ile klasik bir Disney yapımı olmasının aksine bu özelliğiyle son zamanlarda yapılan Disney filmlerinin oluşturduğu beklentilerin ve kalıpların da dışında kalıyor.

Maceraya çıkmak için cesur olmak gerekir ve Pete (Oakes Fegley) neredeyse hepimizin tanıdığı en cesur çocuk. David Lowery’nin yönettiği Disney yapımı bir aile filmi olan Pete ve Ejderhası, aynı isimi taşıyan Malcolm Marmorstein tarafından yazılan 1977 yapımı müzikal filmin yeniden çevrilmiş versiyonu. Son zamanlarda yapılan popüler çocuk filmlerinin aksine Pete ve Ejderhası, hikayesini anlatırken izleyici kitlesi olan çocukları ciddiye alıyor ve onları şeker, çok yüksek sesli müzikler ve çok renkli görüntüler gibi unsurlarla oyalayıp kandırmaya çalışmaktansa onlarla gerçek ve kaliteli bir iletişim kuruyor. Müzikleri, genel havası ve bu tavrı ile Pete ve Ejderhası bizlere, Maurice Sendak’ın 9 yaşında canavarlarla arkadaşlık eden bir çocuğun dünyasında olup bitenleri anlattığı 40 sayfalık çocuk kitabından adapte edilen Spike Jonze tarafından yönetilen 2009 yapımı Arkadaşım Canavar filmini hatırlatıyor. Henüz 5 yaşındayken çıktıkları macerada ailesini kaybeden Pete (Oakes Fegley), tehlikelerle dolu ormanda hayatta kalmayı en yakın arkadaşı ejderha (John Kassir tarafından seslendiriliyor) Elliot’ın varlığı sayesinde başarıyor. En umutsuz anında tanıştığı en yakın arkadaşı, ismini ailesi ile bir maceraya çıkmışken yolunu kaybetmesi sonucu ait olmak için yeni bir aile arayan Elliot isimli bir köpeğin hikayesinin anlatıldığı Elliot Kaybolur isimli kitaptaki baş kahramandan alıyor. Her ne kadar Pete, ejderhasına bu köpeğin ismini vererek onları birbirleriyle ilişkilendirmiş olsa da, yırtık kıyafetleri, bakımsız görüntüsü ve vahşi bir ormana ait vahşi bir hayvan olmadığı gerçeği ile aslında Elliot’ın aksine sürekli aidiyet duygusunun arandığı bu hikayede başrol ta kendisi. Pete ve Ejderhası: Bir Şeyleri Göremiyor Olmamız Gerçekten Var Olmadıkları Anlamına Gelmez Bazen hayatın rüzgarına kapılır gözümüzün önünde duran sihirli şeyleri göremeyiz. Özellikle yetişkin olarak kabul edilebileceğimiz bir yaşa geldiğimizde, yani her şeye sihirmiş gibi yaklaşabildiğimiz çocuk gözlerimizi kaybettiğimizde, burnumuzun dibinde olan mucizevi olayları birtakım kurallar çerçevesinde ördüğümüz gerçeklik olgusuna uyduramadığımız için basitçe reddeder, yok sayarız. Tıpkı Mr.Meacham (Robert Redford)’ın defalarca ejderhadan söz etmesine ve orman bekçisi olduğundan dolayı her gün o ormana gitmesine rağmen Grace Meacham (Bryce Dallas Howard)’ın ısrarla inanmayı reddetmesi gibi. Halbuki bazen hayat sınır olarak kabul ettiğimiz birtakım kuralların dışında başlıyor. Pete ve Elliot’ın alışılandan oldukça uzak olan arkadaşlığı gibi. Zira bu arkadaşlık normal olarak kabul ettiğimiz kalıplarımıza uymasa da aralarındaki güçlü sevgi ile kurulmuş oldukça gerçek bir dostluk. Hiçbir kanun ve kalıbın olmadığı doğal hayat ile kurallarla bezenmiş medeniyet gibi birçok tezadın sıkça çakıştığı film, bu tavrıyla her seferinde bizlere arada kalmışlık hissini yaşatıyor. Her ne kadar arkadaşlıkları sebebiyle birbirlerine ait olsalar da, bir insan olan Pete (Oakes Fegley)’in, ne yaparsa yapsın görünmez olamayacağı ya da vahşi bir hayvan olamayacağı gerçeği gibi, Elliot (John Kissler tarafından seslendiriliyor)’ın da Pete ile ait olduğu medeni düzende var olamayacağı gerçeği Elliot ve Pete’in sıcak dostluğunu benimsemişken bizleri daldığımız sihirlerle dolu çocuklara özel dünyadan çıkarıyor. Doğal bir şekilde oluşmuş normal ve huzurlu olarak ilerleyen Pete ve Elliot tarafından kurulmuş düzenin, ilk olarak gözlerini hırs bürümüş hikayenin kötü karakteri Gavin (Karl Urban)’in salladığı balta ile bizlere ve karakterlere herkes tarafından kabul edilmiş kurallara, medeniyet düzenine aykırı olduğunu fark ediyoruz ve bütün kaos bu noktada başlıyor. Film, sevgi ile bezenmiş bu dostluğu bizlere başlarda oldukça ilişkilendirilebilir bir biçimde anlatmış ve bizler için normalleştirmiş olsa…

Yazar Puanı

Puan

75

Son zamanlarda yapılan popüler çocuk filmlerinin aksine Pete ve Ejderhası, hikayesini anlatırken izleyici kitlesi olan çocukları ciddiye alıyor ve onları şeker, çok yüksek sesli müzikler ve çok renkli görüntüler gibi unsurlarla oyalayıp kandırmaya çalışmaktansa onlarla gerçek ve kaliteli bir iletişim kuruyor

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
75
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi