Tom Hanks’ten Robert De Niro’ya, unutulmaz filmlerdeki rolleri için ölümden dönen 10 metot oyuncuyu sizler için derledik.

Bugün metot oyunculuk tekniği, sinema tarihinin en başarılı performanslarının arkasındaki en büyük etkenlerden biri kabul edilebilir. Metot oyunculuk tekniğini benimsemiş oyuncuların karakterlerine bambaşka bir boyutta bürünmeleri ve canlandırdıkları kişiliklere teslim olmaları, bu meşhur tekniğin en ilgi çekici özelliklerinden biri olmuştur.

Çekimler sırasında canlandırdıkları karakterin kontrolü devralmasına izin veren metot oyuncularının, karakterlerine daha fazla hakim olabilmek için sınırları zorlamayı göze aldıkları bilinen bir gerçek. Kimi zaman çekim süresince yüksek miktarda makyajla dolaşmaları, kimi zaman çekimlerin sürdüğü zaman dilimi boyunca karakterden çıkmamaları, kimi zaman da karakterinin çektiği acıyı birebir yaşamak için gerçekten yaralanmayı talep etmeleri; bugüne kadar metot oyuncularının yaptığı aşırılıklar olarak kayda geçmiş ve beyazperdede performansını izleyebileceği güne kadar sinemaseverleri heyecanlandırmayı başarmıştır.

Ancak bazı metot oyuncular için karaktere girmek, ölümle burun buruna gelmelerine sebep olmuş. Biz de bugün sizler için performansları uğruna yaptıkları ile neredeyse ölümden dönen 10 metot oyuncuyu ve inanılmaz hikayelerini derledik.

Performansları Uğruna Ölümden Dönen 10 Metot Oyuncu!

Tom Hanks – Cast Away

Hatırlarsanız Robert Zemeckis’in yönetmenliğini üstlendiği Cast Away’de, Tom Hanks’in sürekli bir voleybol topu ile konuşmasını ve ıssız adada hayatta kalma mücadelesini izlemiştik.

Filmde canlandırdığı Chuck Noland karakterine hazırlanmak için Tom Hanks metot oyunculuğunun hakkını vererek büyük bir dönüşümden geçti. Karakteri orta yaşlarda bir adam olduğu için Hanks ilk olarak 23 kilo aldı. Filmin son sahnelerini çekmek için film ekibinin 14 aylık uzun bir ara vermesi gerekti. O süre içinde Hanks aldığı tüm kiloları vermekle kalmayıp sakallarını da uzatarak, gerçekten ıssız bir adada yıllardır mahsur kalmış bir adamın görüntüsüne büründü.

Tom Hanks’in Cast Away için bu yaptıklarının yanı sıra karakterini daha gerçekçi gösterebilmek adına aldığı bir takım kararlar neredeyse Oscar ödüllü oyuncuyu öldürüyordu. Fiji’de gerçekleşen çekimler sırasında Tom Hanks ıssız adada yaşayan bir deli adam gibi yaşamaya kendini adadı. Zor şartlar altında bacağındaki yarayı tedavi edemeyen Hanks, yarasının Staph enfeksiyonu kapmasına engel olamamış. Doktora gitme fırsatı elde ettiğinde ise Hanks’e, yarası eğer bir saat daha tedavi edilmemiş olsaydı kan zehirlenmesinden ölebileceği söylenmiş.

John Hurt – The Elephant Man

John Hurt as The Elephant Man

Usta oyuncu John Hurt de metot oyunculuk tekniğinden etkilenen oyunculardan. David Lynch’in yönetmenliğini üstlendiği 1980 yapımı efsane film The Elephant Man’de korkunç dış görünüşü yüzünden acı ve ızdırap dolu bir hayat yaşayan John Merrick’i canlandıran Hurt, Merrick’e benzemesi için uygulanan aşırı makyaj yüzünden çekimler boyunca büyük zorluklar yaşadı.

John Hurt’un makyajı o kadar yoğun ve ağırdı ki, makyajını çıkarmadan sırt üstü yatsa boğulma tehlikesi geçiriyordu. The Elephant Man’in setinde çalışanların söylediğine göre Hurt, bir kaç defa hayatta kalmak için dik durması gerektiğini unutup ölüm tehlikesi atlatmış. Asıl ironik olan ise, gerçek John Merrick’in aynı sebepten dolayı hayatını kaybetmiş olması.

John Hurt’un performansı sırasında ne kadar zorlandığını, çekimler sırasında karısına söylediği şu cümleden kolaylıkla anlayabiliyoruz:

“Sanırım sonunda beni oyunculuktan nefret ettirmeyi başardılar.”

The Elephant Man o yıl, John Hurt’un performansı ile En İyi Erkek Oyuncu dahil 8 Oscar’a aday gösterilmesine rağmen törende hiç ödül alamadı.

Robert De Niro – Raging Bull

raging-bull-robert-de-niro-filmloverss

Martin Scorsese’nin yönetmenliğini üstlendiği Raging Bull (Kızgın Boğa)’un bugün hala sinema tarihinin en iyi filmlerinin arasında gösterilmesinin sebeplerinden biri şüphesiz Robert De Niro’nun filmdeki performansı ve rol için geçirdiği dönüşümdür.

Filmde boksör Jake LaMotta’yı canlandıran De Niro’nun, boksörün son günlerini canlandırmak için epey kilo alması gerekiyordu. Bu noktada çekimlere ara verildi ve De Niro rahatlıkla kilo alsın diye 4 aylığına Fransa ve İtalya’ya tatile yollandı. Tatile çıktığında 65 kilo olan usta oyuncu geri döndüğünde 113 kilo olmuştu.

Elbette bu kadar çok kiloyu bu kadar kısa sürede alması De Niro’nun sağlığını olumsuz yönde etkiledi. Oyuncu nefes almakta, dik durmakta ve hatta konuşmakta zorlanmaya başladı. Robert De Niro’nun durumu o kadar ciddiydi ki Martin Scorsese, başrolünün kalp krizi geçirmesinden korktuğu için çekimlere bir süre ara verme kararı aldı.

Sonuçta Robert De Niro geçirdiği dönüşümün karşılığını aldı ve 1980 yılında Raging Bull’daki performansı ile En İyi Erkek Oyuncu Oscarı’nın sahibi oldu.

Gerard Butler – Chasing Mavericks

gerard-butler-chasing-mavericks-filmloverss

Chasing Mavericks’teki rolüne hazırlanmak için Gerard Butler, profesyonel büyük dalga sörfçüsü Grant Washburn’dan dalga sörfü dersleri aldı. Ancak, karakterine tamamen hakim olmak için dalga sörfü öğrenmeye kararlı olan Butler, anlaşılan suda alması gereken güvenlik önlemlerini pek ciddiye almamış olacak ki Kaliforniya’da gerçekleşen çekimler sırasında neredeyse boğuluyordu.

Bir tanık olayı şöyle anlatıyor:

“Butler kafasına dört-beş tane dalga yedi ve neredeyse iki dev dalganın altında kaldı. Koyun içindeki taşlara sürüklendikten sonra sudan çıkartılabildi. Sıradan günlerde bile bir Maverick’s dalgası 3 metreye kadar yükselebilir ve altında kalanları paramparça edebilir. Butler’ı getirdiklerinde yüzünde, ölümden dönen birinin yüzünde beliren ifadesiz bir bakış vardı.”

Hilary Swank – Million Dollar Baby

million-dollar-baby-filmloverss

Söz konusu Million Dollar Baby gibi yoğun bir film olduğunda başroldeki oyuncunun tamamen karakteri anlamadan başarılı bir performans sergilemesi kulağa neredeyse imkansız geliyor. Bu yüzden filmin başrolünde Maggie Fitzgerald’ı canlandıran Hilary Swank de metot oyunculuğunun sınırlarını zorladı ve boksör gibi oynamak yerine gerçekten bir boksör oldu.

Filmde izlediğimiz boks sahnelerine hazırlanmak için yaptığı antremanlar sırasında o kadar çok ayak çalışması yaptı ki sonunda tıpkı Cast Away’in çekimleri sırasında Tom Hanks’in başına geldiği gibi yarası Staph enfeksiyonu kaptı. Swank olayı şöyle anlatıyor:

“Ayağımda avucum büyüklüğünde bir kabarıklık çıktı ve epey şişmişti. Antreman yapamıyordum ve ayağıma basamıyordum. O yüzden kabarıklığı kendim patlattım ama sonra iltihaplandı.”

Dahası Swank durumu, çekimleri aksatmasın diye yönetmen Clint Eastwood’a anlatmaktan vazgeçmiş. Eastwood bu olayı daha sonra televizyonda Hilary Swank’in röportajını izlerken öğrenmiş. Tüm bu zorluklar sonuçta Hilary Swank’e filmdeki performansı için En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ı ve Million Dollar Baby’e En İyi Film Oscar’ını kazandırmış.

Joseph Gordon-Levitt – Premium Rush

joseph-gordon-levitt-premium-rush-filmloverss

David Koepp’in yazıp yönettiği 2012 yapımı Premium Rush’ın başrolünde yer alan Joseph Gordon-Levitt, rolü uğruna ölümden dönen bir başka ünlü isim. Ne yazık ki her gün yüzlerce bisiklet sürücüsü trafikte yaralanıyor veya hayatını kaybediyor. Bu tür kazalar maalesef en çok bisikletleri ile kuryelik yapan insanların başına geliyor.

Premium Rush’ta bir bisikletli kuryeyi canlandıran Joseph Gordon-Levitt de bu mesleğin ne kadar tehlikeli olduğunu zor yoldan öğrenmiş. Karakteri ile bütünleşmek için dublör kullanmayı reddeden Gordon-Levitt, filmdeki heyecan verici kovalama sahnelerinden birinde bisikletinden uçarak bir taksinin arkasına düşmüş. Taksinin arka camını paramparça eden Gordon-Levitt’in kolunda oldukça büyük biri yarık açılmış.

Daha hızlı gitmiş ya da daha sert bir zemine çarpmış olsaydı ölümle sonuçlanacak kazayı başarılı oyuncu koluna atılan 31 dikiş ile atlatmış.

Antonia Campbell-Hughes – 3096

3096-filmloverss

Metot oyuncularının karakterleri için geçirdiği dönüşümler arasında en dikkat çekici olanı belki de aşırı kilo kaybıdır ve bugün çoğu trajik hikayenin beyazperdeye taşınmasını sağlayan, metot oyunculardaki bu kararlılık ve özveridir.

Natascha Kampusch’ın korkunç hayat hikayesi de beyazperdeye uyarlanan trajik hikayeler arasında yer alıyor. Natascha Kampusch, Wolfgang Přiklopil adındaki bir delinin esiri olmuş ve 8 yıl boyunca bir zindanda hapsedilmişti. 2013 yılında bu hikaye, Kampusch’un tutsak edildiği günlerin sayısı olan 3096 isimli filmi ile beyazperdede yerini almıştı.

Filmde Natascha Kampusch’u canlandıran Antonia Campbell-Hughes rolü aldığında “Kampusch kadar acı çekeceğim.” diyerek kendini adamış ve eklemiş:

“Senaryoda yer alan bir karakteri canlandırdığım konusunda oldukça katı fikirlere sahibim. Bu ne bir biyografik film, ne de bir durum incelemesi. Gerçek bir insanı canlandırmak için daha fazlasını vermek gerekiyor. En başından beri onun kadar acı çekeceğimi herkes biliyordu.”

Gerçekten de Campbell-Hughes film için o kadar çok kilo verdi ki neredeyse tanınmaz hale geldi. Aşırı kilo kaybı ile kısa sürede medyanın ilgisini çeken Campbell-Hughes, “Oyuncular bir rol için en fazla ne kadar kilo vermeli?” sorusunu gündeme getirdi. Kısa süre sonra Antonia Campbell-Hughes’ın aşırı kilo kaybının ölümle sonuçlanacağından korkan doktorlar duruma müdahale etmek istedi.

Antonia Campbell-Hughes’in Kampusch’u canlandırırken başına gelenler bununla sınırlı değil. Olay bir “zindanda” geçtiğinden Campbell-Hughes çekimler sırasında aşil tendonunu yırttı, ayak parmağını kırdı, kaburgasını çatlattı ve vücudunda yüzlerce ezik ve kesik meydana geldi.

Sylvester Stallone – Rocky IV

rocky-iv-stallone-filmloverss

Sylvester Stallone’nin dublör kullanmayı seven bir oyuncu olmadığını düşündüğümüzde kendisinin listemizde yer almamasına gerçekten şaşırırdık. O güne dek pek çok başarılı aksiyon filminde başrol oynayan ve canlandırdığı Rocky ve Rambo karakterleri ile özdeşleşen Stallone, Rocky serisinin dördüncü filmine bambaşka bir boyut kazandırmak için çok farklı bir yol tercih etmiş.

Stallone, filmin son sahnesindeki dövüş sahnesini olabildiği kadar gerçek göstermek için filmde Drago’yu canlandıran rol arkadaşı Dolph Lundgren’dan onu gerçekten knock out etmeye çalışmasını istemiş. Karşısındakinin Dolph Lundgren gibi cüssesiyle korkutan bir adam olduğunu düşündüğümüzde Sylvester Stallone’un böyle bir şey istemiş olması gerçekten takdir edilesi. Ancak bundan sonra olanları tahmin etmek pek de zor olmasa gerek.

Lundgren Stallone’a öyle sert vurdu ki oyuncunun kalbi koruyan perikardiyal kesesi şişmeye ve kalbine baskı yapmaya başladı. Hayati tehlikesi olan Stallone acilen hastaneye götürüldü ve dokuz gün boyunca yoğun bakımda kaldı. İncelemeler sonucunda Stallone’un aldığı darbenin, korkunç bir trafik kazasında alınabilecek bir darbe ile eşdeğer olduğu ifade edildi.

Vincent D’Onofrio – Full Metal Jacket

vincent-d-onofrio-full-metal-jacket-filmloverss

Listemizin içinde bir Stanley Kubrick yapımı olmasaydı kendimizi eksik hissederdik. Efsane yönetmenin 1987 yapımı Full Metal Jacket filminde başrolde Er Gomer Pyle’ı canlandıran Vincent D’Onofrio, geçirdiği inanılmaz dönüşüm ile sinema tarihine geçiyor.

Acımasız talim çavuşu Hartman (Lee R. Ermey) ile sürekli ters düşen Pyle (Leonard Lawrence)’ı canlandırmak için D’Onofrio 31 kilo alarak rol için kendini iyi görünümlü atletik bir adamdan Kubrick’in söylediği üzere “büyük ve sakar” bir adama dönüştürmüş. Bir rol için en kısa sürede en çok kilo alma rekoru 31 kilo ile bugün hala D’Onofrio’da.

Bu dönüşüm kaçınılmaz olarak beraberinde zorluklar da getirmiş. Aldığı onca kilo ile hareket etmekte zorlanan ve zorlu savaş koşullarında deneyimsiz olan D’Onofrio çekimler sırasında dizini ciddi bir şekilde sakatlamış. Sakatlığı o kadar ciddiymiş ki oyuncunun dizi bir anlamda ameliyat ile baştan yapılmış. Açıklamalar, D’Onofrio’nun yarasına zamanında müdahale edilmemiş olsaydı oyuncunun ölümüne kadar gidebileceğini gösteriyor.

Buddy Ebsen – The Wizard Of Oz

buddy-ebsen-teneke-adam-oz-buyucusu-filmloverss

Belki de bir metot oyuncusunun başına gelebilecek en trajik olay, Wizard Of Oz (Oz Büyücüsü)’da Teneke Adam’ı canlandıran Buddy Ebsen’ın başına gelmiş.

Oz Büyücüsü’nde Teneke Adam’ı canlandırabilmesi için Buddy Ebsen’den metot oyunculuğunun sınırlarını zorlamış ve kendini gerçekten tenekeden bir adam gibi hissetmek için çekimleri bütün vücudu teneke renginde boyanmış bir şekilde yapmak istemiş. Çekimler normal bir şekilde başlamış ve Ebsen tüm vücudu boyalı bir şekilde kamera karşısında yerini almış, ta ki çekimlerin dokuzuncu gününde her şey değişene kadar.

Çekimlerin dokuzuncu gününde Ebsen’ın vücudu aniden, Teneke Adam’ın kostümünde bulunan alüminyum tozuna alerjik tepki göstermiş. Ebsen hemen hastaneye kaldırılmış ve iki hafta boyunca hayati tehlikeyi atlatamamış. Taburcu edildiğinde Ebsen’den bir ay boyunca istirahat etmesi istenmiş.

Sonuç olarak Teneke Adam rolünü Jack Haley’e devretmek zorunda kalan Ebsen, kostümünün alerji tepkiye yol açması yüzünden sinema tarihinin en ikonik rollerinden birini canlandırma fırsatını kaçırmış.

Kaynak: WhatCulture

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi