Peki Şimdi Nereye? (Et maintenant on va où?), Lübnanlı yönetmen Nadine Labaki’nin ikinci filmi. Daha önce Karamel (Sukkar Banat) filmini izlediğim Labaki, yine en az Karamel’deki kadar sıcak ve gerçek karakterler sunuyor; ancak “Peki Şimdi Nereye?” daha önce izlediğim hiçbir filme benzemiyor. Eğer Hollywood’un sabun köpüğü filmlerinden size de bıkkınlık geldiyse tavsiye edebileceğim, hem görsel anlamda hem de konusu itibariyle doyurucu bir film.

Konusunu kısaca anlatmak istiyorum ama bence oldukça detaylı ve yoğun olan bu konuyu basite indirgemeden anlatmayı umarım başarabilirim: Hikaye, sürmekte olan Hristiyan-Müslüman çatışmalarından kendini soyutlamış –soyutlamaya çabalayan- bir Lübnan köyünde geçiyor. Soyutlamaya çabalayan diyorum çünkü dışarıda böyle bir savaş sürerken insanların mensubu olduğu dinler dolayısıyla, ne kadar saçma görünse de kendini bu durumdan ayrı tutmasının zorluğunu izliyoruz filmde. Hele de aynı ülkede, hatta birkaç yüz metre ötede bu savaş sürerken… Köydeki en mühim kişiler olan kadınların, özellikle de köyün annelerinin bu savaştan uzak durmadaki çabası tüm filmin temel noktası diyebilirim. Köye gelen gazeteleri önce onlar okuyup yok ediyorlar; bin bir uğraşla kurulan televizyon alıcısını – ki bu kısım bana doğrudan Vizontele filmini hatırlattı – sırf savaş haberlerini duymamak için gecenin kör vaktinde sökmek üzere yollara düşüyorlar. Hatta köyün erkekleri tekrar gaza gelip birbirine saldıracak korkusuyla oğlunun öldüğünü köy halkından saklamaya çalışan bir anneyi bile izliyoruz.

Peki ya bu filmi farklı kılan ne? İşte burada anlatılacak çok fazla detay var; ben sadece birkaçını anlatabileceğim. Bence en önemlisi filmin yüksek duygu yoğunluğuna rağmen bir yandan da insanı ister istemez güldüren genel havası. Güzel yönetmen Nadine ablamız böylesine üzüntü veren bir hikâyeyi bile ağlaklıktan öte, öyle güzel ve değişik ele alıyor ki; Naseem’in ölümünü ve annesinin mücadelesini yutkunmakta zorlanarak izlerken, bir anda köy kadınlarının Ukraynalı dansçı kızlarla birlikte kafa yapan kekler pastalar hazırlama sahnesine gözlerimizi açıyoruz. Ve tabi ki -söylemezsem büyük haksızlık olacak- bu film dünyanın en güzel açılış sahnelerinden birine sahip. Filmi izleyecek vaktiniz yoksa bile bence zaman ayırıp açılış sahnesini mutlaka izleyin. Tabii bir de Amale ile boyacı gencimizin dans sahnesini…

Ben Nadine Labaki’nin çekeceği yeni filmi bekleye dururken sizlere iyi seyirler 🙂

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi