İlk olarak 15. Filmekimi’nde izleyiciyle buluşan Pedro Almodóvar imzalı Julieta, 28 Ekim Cuma günü vizyona giriyor. Almodóvar dünyasını özleyenler ve keşfe çıkmak isteyenler için geri sayımın başladığı şu günlerde; yönetmenin filmlerinde görmeye alışık olduğumuz referansları, objeleri ve renkleri bizlere hatırlatan video serisine bir göz atalım.

Filmlerinde kullandığı renklerle adeta sahneleri bir tuvale dönüştüren yetenekli yönetmen Pedro Almodóvar, birçok canlı rengi kullansa da en çok gözümüz ‘kırmızı’yla buluşur. O kadar canlıdır ki kırmızı, Almodóvar öyle güzel kullanır ki bu rengi, bu görsellik filmin en akılda kalıcı unsuru halini alır. İspanyol sinemasının en çok tanınan yönetmenleri arasında yer alan Pedro Almodóvar, filmlerinde sıklıkla kullandığı melodram ögesiyle ve kullandığı müziklerle, tasarladığı dekorları ve seçtiği güçlü renkleri öyle güzel harmanlar ki, bir tabloya bakar gibi bakakalırız o sahnelere. Aşkın, nefretin, tutkunun hatta ölümün rengi olarak sıklıkla anılan kırmızı aslında güçlü duyguların temsili rengidir birçok alanda. Almodóvar ise bu rengi filmlerinde bir çok kez kullanmış; ve adeta rengi bu bilinen kalıp anlamlarından çıkartmış ve kırmızıya yeni bir ahenk kazandırmıştır.

Daha önce başarılı videolarla karşımıza çıkan Jorge Luengo Ruiz, Almodóvar’ın High Heels filminde dinlediğimiz etkileyici bir İspanyol parça olan Luz Casal’ın Un ano de Amor’u eşliğinde ünlü yönetmenin Matador’dan La Flor de mi Secreto’ya (The Flower of My Secret); Todo Sobre mi Madre’den (All About My Mother) Volver’e doğru uzanan sinematografisinden seçilmiş sahnelerini izleyeceğimiz bir videoyla karşımızda!

Pedro Almodóvar Sinemasında Kırmızının Gücü

Aynı serinin devamı olarak karşımıza çıkan video; İspanyol sinemasının en önemli yönetmenlerinden biri olan Pedro Almodóvar’ın obsesif yansımasını dairesel figürler üzerinden bizimle buluşturuyor ve biz de Almodóvar’ın dünyasına bir adım daha yaklaşıyoruz.

Çok bilinen bir gerçek vardır ki, Almodóvar birçok başarılı yönetmenin yaptığı gibi filmlerine kendine özgü bir şekilde imza atar. Öyledir ki, herhangi bir filmin ona ait olup olmadığını filmin sahnelerinden bile anlayabiliriz. Stanley Kubrick, Wes Anderson gibi önemli yönetmenlerin yapımlarında gördüğümüz obsesif yansıma, tabii ki o yönetmenin filme kattığı en belirgin özelliktir. Almodóvar sinemasında da tıpkı bu bahsettiğim yönetmenler gibi bazı öğelere rast geliriz. Daha önce üzerinde durduğumuz renk kavramı ve şuan bahsi geçen ‘dairesel figür’ takıntısı. Saat, ayna, basket potası, çamaşır makinesi kapağı, göz bebeği, misket, tekerlek, tabak, kepçe… bunların hepsi günlük hayatımızda mutlaka karşılaştığımız, görüp de aslında çok dikkatimizi çekmeyecek bir ayrıntı olan dairesel şekiller. Ne olduğu ne anlattığı önemli olmadan Almodóvar sinemasında kendine yer bulan bu dairesel yansımalar; belki sonsuzluğu belki çıkmazı belki de sadece Almodóvar’ın bakış açısını anlatır bize. Bizi muazzam karelerle buluşturan İspanyol yönetmenin bu kavramlara olan takıntılarının nedenini, nasılını bilmesek de; tanıdık bir yüz gördüğümüzde mutlu olduğumuz gibi her Almodóvar filmi izlediğimizde mutlu olmaya devam ederiz.

Peki ya Chavela Vargas’ın Si no te vas adlı büyüleyici parçasının eşlik ettiği; Kika’dan Volver’e, Matador’dan Los Amantes Pasajeros’a kadar birçok filmin yer aldığı videoyla Almodóvar dünyasının eksenini keşfetmeye ne dersiniz?

Pedro Almodóvar Sinemasında Dairesel Yansımalar

Bir filmin Pedro Almodóvar imzası taşıdığının bir diğer kanıtı ise şüphesiz bir sanat eseri gibi, kadrajından muazzam görüntüler yakalayan yönetmenin filmlerinde sıklıkla başvurduğu sanatsal referanslardır. Birçok sanat eserinin yansımasını görebildiğimiz Almodóvar sineması adeta birer sergi gibi beyazperdede salınır… 7. sanat olarak tanımlanan sinema, bilindiği üzere resim, heykel, müzik, tiyatro gibi birçok alandan ilham alarak farklı bir dünya yaratır kendine. Kullandığı renklerle ve figürlerle film karelerini bir ressamın tuvalini boyadığı gibi işleyen usta yönetmen Almodóvar’ın bu alanlardan en çok resime ilgili olduğunu söylemek şaşırtmaz bizleri sanırım…

Almodóvar sinemasından ünlü tablolara doğru yaptığımız yolculukta karşımıza çıkan sahnelerle bizleri buluşturan; serinin üçüncü videosu Alberto Iglesias imzası taşıyan müziğiyle bizleri büyülemeye devam ediyor. Edward Hopper’ın Night Windows adlı çalışması kendisine 1987 yapımı Law of Desire’da yer bulurken; yine aynı filmde Hopper’ın bir diğer değerli tablosu Nighthawks’ın yansımasını görürüz.  Ya da Salvador Dali’nin Dream Caused by the Flight adlı çalışmasına yaptığı referansla dikkat çeken 2011 yapımı The Skin I Live In; sadece Dali’den değil René Magritte’den Louise Bourgeois’e birçok sanatçının işlerine selam durmayı ihmal etmez. En çok Hopper’ın tablolarında esinlendiğini gördüğümüz Almodóvar’ın esin kaynaklarını gözler önüne seren videoya aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Pedro Almodóvar Sinemasında Sanat Tarihi

Jorge Luengo Ruiz’in başlattığı Almodóvar serisinin dördüncüsü yönetmenin kitaplara olan düşkünlüğünü gözler önüne seriyor. Her filminde mutlaka bir sahnesinde; fonda veya odak noktası olarak kitabı kadraja dahil etmeyi ihmal etmeyen Almodóvar; filmlerinde çoğu kez kullandığı kitap ve daha da önemlisi yazı motifleriyle karakterlerinin girdiği çıkmazlar ve hikayenin kilit noktada ortaya çıkmalarıyla bilginin gücünü temsil ediyor adeta. Neredeyse bütün filmlerinde yazının farklı öğeleri şeklinde ağırlıklı olarak göze çarpan bu faktörleri karakterlerin girdiği bu çıkmazlarda da onların tutunacağı yegane şey olarak görebiliriz.

Bilgiyi, kurguyu ve hayal gücünü temsil eden; düşünceleri somutlaştıran bir öge olan kitap tüm bunların sembolü olarak Almodóvar sinemasında kendisine hatırı sayılır miktarda yer bulmayı başarır. Almodóvar sinemasında her sahnede karşımıza çıkan objelerin ve renklerin birer anlamı olduğunu, hiç birinin rastgele bir şekilde kadrajda olmadığını bildiğimiz için de gözümüze çarpan her kitabın hikaye için mutlaka bir anlam taşıdığını, etkili bir metafor olarak karşımıza çıktığını söylemek yanlış olmaz. Kitap veya dergi yığınları, altı çizilen sayfalar, el yazısıyla doldurulan defterler, simetrik bir şekilde raflara dizilmiş kitaplar… Almodovar’ın Woman on the Verge of a Nervous Breakdown filminden hatırladığımız etkileyici bir soundtrack olan La Lupe’nin eşliğinde; Almodóvar sinemasının kitaba olan tutkusuna değinen videoyu aşağıdan izleyebilirsiniz.

Pedro Almodóvar Sinemasında Kitapların Önemi

Renkler, dairesel figürler, sanat referansları ve edebiyat dünyası… İspanyol sinemasının en önemli isimlerinden biri olan Pedro Almodóvar; filmlerinde bunlara ve belki de daha fazlasına özen gösteren, anlatmak istediklerini sekanslara dahil ettiği küçük ayrıntılarla izleyiciye vermeyi başaran usta yönetmenlerden biri. 28 Ekim Cuma günü vizyonla buluşacak olan yönetmenin son filmi Julieta ile yeniden dahil olmak için sabırsızlandığımız Almodóvar dünyası; özleyenleri ve keşfetmek için gelenleri bekliyor olacak. Ne diyelim… Henüz bir Pedro Almodóvar filmi izlemediyseniz zaman aleyhinize işliyor.


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi