Son zamanlarda Elle ile gündemde olan ve 78 yaşında olmasına rağmen halen sinemaseverleri heyecanlandırmayı başaran ve uzun yıllarını verdiği sinema üzerine ne söylese kulak kabartılması gereken bir isim olan Paul Verhoeven’den 6 yönetmenlik tavsiyesi!

1938 yılında Amsterdam’da doğan Paul Verhoeven, 1960 yılında doğduğu ülke Hollanda’da çektiği kısa filmler ile kariyerine başlamıştır. 1971 yapımı Wat Zien Ik ile ilk uzun metrajlı filmini çeken Paul Verhoeven, pek başarılı bir giriş yapamamış olsa da her geçen filmi ile kendini daha da geliştirmiştir. Ardından 1985 yılına kadar 4 uzun metrajlı film daha çeken Verhoeven, 1985’te ilk İngilizce filmi Flesh+Blood ile daha geniş bir çevreye hitap etmeye başlamıştır. Bu yıldan itibaren çektiği Robocop, Total Recall, Basic Instinct ve Starship Troopers ile en çok tanındığı ve en üretken olduğu dönemde olan Verhoeven, 2000 yılında vizyona giren Hollow Man’in başarısızlığı sonrası durulduğu bir döneme giren ve 16 yıl boyunca sadece 3 film ile karşımıza çıkar. Farklı dillerde çektiği filmleriyle dikkat çeken yönetmenin bu konudaki 6 tavsiyesini aşağıda bulabilirsiniz.

Paul Verhoeven’dan 6 Yönetmenlik Tavsiyesi

paul-verhoeven-elle-filmloverss

Fiziksel Olarak İyi Durumda Olun

İlk defa film çekecekler için konuşan Paul Verhoeven, hayatın her alanında önemli olan bir konuya dikkat çekiyor.

Film çekeceğin zaman sağlık durumum iyi olmalı. İçki içmemeli ve film çekimlerinin fiziksel yorgunluğunda kendini suistimal etmemelisin. Olabildiğince uzun süre uyumalısın hatta mümkünse gecede 5-6 saat uyumalısın.

Stüdyo Filmlerinde Onlara Uyum Sağlayın

1985 yılında Hollywood’a adım atan Verhoeven, her ne kadar bu dönemde çektiği filmlerde kendini yansıtabilmiş olsa da, kendi sinemasından ister istemez uzaklaşmıştı.

Amerika’da genellikle sana ne istediklerini söylüyorlar ve sen de o filmi çekiyorsun. Kendi vizyonunu filmlere katmanın tek yolu Spielberg gibi kendi filmlerinin yapımcısı olmaktan geçiyor. En azından benim yaratıcılığım için filmlerde yer vardı ancak eğer bir şey yapmak istersem Avrupa’da yaparım.

Bu olmasına izin vermen gereken bir durum. Kendi yolunla yapmak için çok uğraşmıyorsun. ”Akışa uyum sağla” Amerika’da birinin bana verdiği en önemli tavsiye. Orada kendi fikirlerini deneme ve Amerikalı gibi ol, onlar gibi düşün. Avrupa’daki eğitimini unut. Halen sinemada Avrupa etkileri olduğunu düşünsem de bu etkiler Amerikalıların lensinden geçiyor ve öyle filme yansıyor.

Bence stüdyo filmlerinde en önemli şey stüdyonun senden ne istediğini anlayabilmek. Böyle büyük bütçeli ve zaman alan projelerde söz sahibi herkesin ne istediğine hakim olmalısın. Bu tarz projelerde kendi kafana göre takılamazsın. Projeyi konuşurken neyin ne kadar tutacağı, hedeflenen izleyici kitlesi ve filmin özünün nasıl olacağı konularında herhangi bir yanlış anlaşılma olmamalı. Bu sebeple stüdyo, yapımcı ve yönetmenin bu yolda sırt sırta verip ilerlemesi önemli. 

Her Zaman Planlı Olun

Verhoeven bu başlık altında plan yapmanın öneminden ve neler katabileceğinden bahsediyor.

Elinizden geldiğince hazırlıklı olun. Olabildiğince çizim yapın ve en azından ilk hafta sete gelmeden önce kendinize spesifik notlar yazın. Böylece eğer bir yerde takılır veya yeterli hissetmezseniz, elinizdeki notlara bakıp orada yazanı yapabilirsiniz. Elbette olabilecek en iyi fikir olmayacaktır ancak en azından ortalamadır. Böylece bir köşeye oturup ”Şimdi yaratıcı olmam lazım” diye düşünmezsiniz. Eğer bu düşünceye girerseniz korkar ve kendinize güveninizi kaybedersiniz. İlk haftalar planınız olsun.

Ancak planlara her zaman uymak zorunda değilsiniz çünkü her an her şey olabilir.

Elbette her şey kağıt üzerinde planlandığı gibi gitmez. Bütün sahneleri planlasan bile sete geldiğinde işler değişir. Kimsenin tahmin edemeyeceği, stüdyoya bile sürpriz olan bir sürü şey olabilir. Bazen bu pozitif bir sürprizdir bazen ise negatif. Bu yüzden başlarken her şeyi kabul etmelisiniz.

ROBOCOP, Director Paul Verhoeven, Peter Weller, 1987 © Orion Pictures/

Filmlerinizden Hem Korkmalı Hem de Onları Sahiplenin

Verhoeven her ne kadar planlamaya önem verse de değişimlere açık olmak gerektiğini belirtmeden geçmiyor. Bu sürprizler sayesinde filmlerden korkmak kadar onları kabullenmek mümkün.

Bir sanat eseri üretmenin gizeminde bir yerden başlarsınız ama nerede biteceğini bilemezsiniz. Sezgilerin ve sanatçılığın seni bazı şeyler yapmaya itiyor ve tam olarak ne yapacağını bilmemek  oldukça önemli. Sanatçılar biraz maceraya ve bir şeyleri keşfetmeye ihtiyaç duyar. Macera olmadan üretilen şey başarısızdır bu yüzden hiçbir zaman devam filmleri çekmem. Bir şey yaptıktan sonra macera bitmiştir peki, buradaki zorluk nerede? Bir film hem sahipleneceğin hem de korkacağın bir şey olmalı.

Ekibinizle İyi İlişkiler Kurun

Verhoeven, stüdyo ve yapımcılar dışında etrafındaki set ekibi ve oyuncular ile iyi anlaşmanın önemini de belirtmeden geçmiyor.

Aktörler ve set ekibine karşı iyi davran ve onlarla iyi bir ilişki kur. Önerileri dinle ve hatalı olduğun yerde hatanı kabullenmeye çalış. Gerekirse bütün ekip önünde özür dile. Bunu halen yapıyorum. Bazen çok korkunç hatalar yapıyor ve üzgün oluyorum. Asla hata yapabilecek bir insan gibi gözükmekten korkmayın. Ebeveynlerimin bana dediği gibi; ”Eğer bir kavgaya karıştıysan, güneş batmadan sorunu çöz” Bu tavsiye bana kalırsa film yapmak için harika.

Editörler büyük inanç taşıyorum. Eğer ona ne yapacağını söylersem nasıl yaratıcı olabilir ki? Onları rahat bırakmak önemli. Eğer sahne yanlış yöne gidiyorsa müdahele ederim ancak eğer doğru editörü seçerseniz bu asla gerçekleşmez. Editöre veya herhangi birinin üzerine asla gitmek istemem. Onlara sonsuz özgürlük vermelisiniz ki yaratıcı olabilsinler ve ben onlara bu özgürlüğü veriyorum.

Hatalarınızı Kabullenin

Yukarıdaki maddede olduğu gibi Verhoeven tekrardan hataları kabul etmenin gerekliliğine parmak basıyor. Showgirls ile aldığı Razzie’yi törene gidip alan Verhoeven, sadece söylemek ile kalmamış.

Kazandığım(!) Razzie’yi hala saklıyorum. Oraya gitmek özgürleştirici bir tecrübeydi. İsa’nın söylediği gibi ”Eğer sağ yanağından tokatlanırsan, sol yanağı çevir.” Sizi temin ederim ki İsa haklıydı. Bu tarz ritualistik, kült bir popülerlik hedeflediğim şey değildi ancak çarmıha gerildikten sonra yeniden doğmak gibiydi.

Kaynak: Film School Rejects 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi