Tarih kitaplarında İspanya iç savaşından bahsedilirken; 1936’da başladığı, 1939’da sona erdiği, 500.000 kayıp verildiği, yüzlerce savaş uçağı kullanıldığı, komşu ülkelerden destek gönderildiği vs. anlatılır. Bazı kaynaklar bunlara ek olarak; önemli komutanların isimlerini de belirtirler.

Pan’ın Labirenti(Pan’s Labyrinth); 1944 yılında, iç savaştan beş yıl sonra hala toparlanamamış olan İspanya halkını konu alıyor. Tarih kitaplarında hiçbir zaman yer verilmeyen köylüleri, masumları, çocukları anlatıyor. Yakınlarını savaşta kaybeden insanların dramını gözler önüne sererken; savaşın içinde büyümüş bir çocuğun bilinçaltında yatan korkulu dünyayla insanın kanını donduruyor.

Kocası savaşta ölen Carmen, küçük kızı Ofelia’yla birlikte yaşam savaşı verirken; Yüzbaşı Vidal, Carmen’le evlenmeyi kabul ederek onları koruması altına alıyor. Annesinin çaresizce evlendiği bu sadist adamı, Ofelia hiç sevmiyor. Her gün üvey babasının, gözlerinin önünde öldürdüğü onca insanı görmemek için kendini peri masallarına gömüyor küçük Ofelia. Onun zihninde canlandırdığı fantastik dünya, bizim düşlediğimiz rengarenk çiçeklerle dolu, şirin peri kızlarının prenseslerle oyunlar oynadığı toz pembe dünyanın aksine; kapkaranlık ve korku dolu bir yer. Onun sığınağı, karanlık bir labirent ve tek koruyucusu çirkin Pan.

Yüzbaşı’nın hakimiyetinden kurtulup, kendi hükümdarlığına sahip olmak için Ofelia’nın geçmesi gereken üç test var. Filmin en zorlayıcı kısmı bu testler çünkü her bir testin içinde yoruma açık metaforlar var ve bunları çözmek izleyiciye kalıyor.

Yönetmenliğini ve senaristliğini Guillermo del Toro’nun yaptığı Pan’ın Labirenti; fantastik film türünü, çocuk filmlerinden ayıran bir film olması açısından önemli. Harry Potter, Yüzüklerin Efendisi, Narnia… gibi seri halinde çekilen bir takım filmlerle; fantastik türünün alt kategorisi olarak ortaya çıkan, karanlık fantastik (dark-fantasy) filmler hep yaş sınırıyla vizyona girmesine rağmen; her yaştan izleyici kitlesine hitap etmekle birlikte, daha çok 18 yaş altındaki izleyicilerin gözdesi oluyorlar. Pan’ın Labirenti ise, fantastik bir korku filmi olarak yapılmış ve filmde işlenen korku motifleri; bir çocuk filminin kaldırabileceği sınırın çok üstünde tutulmuş.

Filmin müzikleri; İspanyol Sineması’nın birçok önemli filminin müziklerini yapmış olan ünlü besteci Javier Navarrete tarafından yapılmış. Çoğunlukla mavi tonlarında çekilmiş olan filme, mavinin hüznünü “Mercedes’s Lullaby” adlı tema müziğiyle vermek istemiş besteci. Müzik filme öyle uyum sağlamış ki; içinizden hafif hafif mırıldanırken bile, kendinizi Pan’ın büyülü dünyasında hissetmenizi sağlıyor.

Herkes hayal gücünün çocuklara özgü bir şey olduğunu düşünür ve zamanla kendini gerçek dünyanın yoğun temposuna kaptırarak hayallerini geri plana iter.İster şimdi, ister geçmişte olsun, hayatın korkunç gerçeklerinden bunalan, daha güzel bir yaşantıya sahip olmayı dileyen herkese, küçük Ofelia’nın söyleyecek bir sözü var; “Gerçekler etrafınızı sardığında, tek sığınağınız hayal gücünüzdür.” 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi