Yakın dönem Şili Sineması’nın en önemli yapımlarından Tony Manero, Post Mortem ve No gibi filmlere imza atmış olan Pablo Larraín’in son filmi The Club 15 Ocak’ta vizyona giriyor. Türkiye’de ilk kez Filmekimi‘nde gösterilen ve 2015’in En İyi Filmleri seçkimizde de yer alan filmin usta yönetmeni Pablo Larrain ile yapılan röportajı* sizler için derledik. 

Pablo Larraín ile The Club Röportajı

Bu filmi çekme fikri nasıl doğdu?

Kayıp Rahipler Kulübü

Kilise tarafından bilinmezlerle dolu ve kamuoyuyla hiç paylaşılmayan bazı gelişmeler sonucu görevinden uzaklaştırılan rahiplerin kaderi daima ilgimi çekmiştir. Ben Katolik okulunda okudum. “Mukaddes yol” olarak nitelenen ilkelere göre yaşayan ve işini yapan, çok saygın rahiplerle tanıştım. Bunlar, Tanrı’nın emirlerini ruhani bir kılavuz olarak benimsemiş ve davranışlarıyla insanlara örnek teşkil eden, dürüst rahipler… Fakat çeşitli suçlar nedeniyle hapse girmiş veya mahkemesi devam eden rahipler de tanıdım. Öte yandan, bir anda ortadan kaybolmuş, nerede olduklarını kimsenin bilmediği rahipler de tanıdım. Bunlar, sessiz sedasız ‘emekli edilerek’ inziva evlerine yerleştirilmiş rahipler… Bu rahipler kimdir, neredeler? Nasıl yaşıyorlar? Ne yapıyorlar? Bu film, sürgüne gönderilmiş bu rahipler hakkında. Yani bir anlamda ‘kayıp rahipler kulübü’…

Filmi çekmeden önce ne tür araştırmalar yaptınız?

Film, Katolik kilisesinin çok gizli bir şekilde yürüttüğü bazı operasyonlar hakkında… Dolayısıyla internet ya da diğer klasik bilgi toplama yöntemleri pek işe yaramadı. Olağandışı yöntemler izlemek durumunda kaldık. Bu tür ‘emeklilik evleri’ ve ‘problemli’ rahipler hakkında bazı eski rahiplerle görüşmeler yaptık. Bu şekilde inzivaya yollanmalarının nedenlerini dikkatlice araştırdık. Ayrıca, şunu da öğrenmiş olduk: Amerika Birleşik Devletleri’nde 60 yıldır var olan, Servants of the Paraclete adlı bir topluluk mevcut. Çeşitli nedenlerle artık görevine devam edemeyen rahiplerin bakımını üstlenen bir kurum. Bu tür rahiplerden pek çoğu suç işlemiş olmalarına rağmen, böyle bir bakımı alma imkanı buluyorlar.

the-club-afis-filmloverss

Müziğin bu filmdeki önemi büyük… Müzikleri seçme süreci nasıl ilerledi?

Çocukluğumdan beri klasik müzik tutkunuyum. Özellikle de 20. yüzyılda bestelenmiş klasik müzikler… Film ortaya çıkmaya başladıkça, bugün “sinema müzikleri” olarak kabul edilen şeyin doğmasını sağlamış gerçek sanatçıların, film müziği yaptıklarını bilmeden müthiş film müzikleri ortaya çıkarmış bestecilerin eserlerine yer vermek için harika bir fırsat yakaladığımızı gördüm. Muazzam ifade gücü olan melodileri kullanma imkanı buldum. Bunlar, tuhaf hisleri adeta patlama yaptırarak açığa çıkaran, görüntüleri bilinmez yerlere götürebilen müzikler… Aynı zamanda Şilili olağanüstü bir müzisyen olan Carlos Cabezas’la da çalıştım. Kendisi, “No” filmimin de bazı müziklerini yapmıştı.

Filmin oyuncu kadrosuyla çalışma deneyiminizi biraz anlatır mısınız?

Olağanüstü oyunculardan oluşan bir kadroyla çalışma imkanı buldum. Hayatım boyunca hayranlık duyduğum oyuncular… Çoğuyla daha önce de film çekmiştik. Daniel ve Guillermo’yla beraber senaryoyu yazarken kafamızda hep bu oyuncular vardı. Bu da kusursuz, tehlikeli ve olağanüstü derecede gizemli karakterler yaratmamızı sağladı.

15 Ocak’ta vizyona girecek The Club filminin eleştirisini şuradan okuyabilir, fragmanını ise aşağıda bulabilirsiniz.

 

Pablo Larraín Hakkında

Pablo Larraín 1976’da Santiago, Şili’de doğdu. 2005’te ilk uzun metraj filmi “Fuga”yı çekti. Sonraki filmi “Tony Manero” galasını 2008 Cannes Film Festivali Yönetmenlerin 15 Günü’nde yaptı. Üçüncü filmi “Post Mortem” ise 2010 Venedik Film Festivali yarışma programında yer aldı. 2012’de çektiği “No” filmi Cannes Film Festivali Yönetmenlerin 15 Günü’nde galasını yaptıktan sonra En İyi Yabancı Film dalında Oscar’a aday gösterildi.

* Röportaj filmin press kit'inden alınarak editörlerimiz tarafından derlenmiştir. 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi