Bir kez daha Akademi üyeleri yılın en iyi olmayan filmini yılın en iyi filmi seçecek ve biz ekran başında konuyla ilgili haklı eleştirilerimizi dile getireceğiz. Üstelik her sene olduğu gibi öncesinde değerlendirme yaparken kendi kriterlerimize göre değil, Akademi üyelerinin ödül verirken neleri dikkate aldığına göre tartışıp tahminlerimizi bunun üzerinden yapacağız.

Yıllarca diğer kategorilerde olduğu gibi beş filmin aday gösterildiği bu kategoride dört sene önce yapılan değişiklik sonucu artık beş ile on film arası aday gösterilebiliyor. Tüm Akademi üyelerinin oy kullanabildiği tek kategori olan “En İyi Film” geçtiğimiz sene yönetmen kategorisinde adaylık dahi alamayan Argo’nun olmuştu. Bu sene de dokuz adayın yarıştığı kategoride birkaç aday yarışa dahil olan filmlerin yanında sadece süs görevi görüyor. Yarışın 12 Yıllık Esaret ile Yerçekimi arasında geçmesi beklenirken bu iki film arasından sürpriz yapması muhtemel tek film ise Düzenbaz olarak göze çarpıyor. Biz yine de kısaca tüm adayların şanslarını kısaca değerlendirelim.

Açlık ve Utanç gibi iki başyapıta imza atan Steve McQueen’in son filmi 12 Yıllık Esaret en başından beri Oscar’a oynayan bir yapım olarak öne çıkıyordu. Zira yönetmenin kendi tarzından ödün vermediğini söylemek hayalcilik olur. Her ne kadar McQueen seyirciyi zorlayacak sahnelerle kendini hissettirse de Solomon Northup’un hikayesi birçok açıdan beklentileri karşılayamadı. Lakin, siz benim bu olumsuz yorumlarıma bakmayın. Vasat üstü bir film olan 12 Yıllık Esaret şu an için yarışta en önde gözüküyor ve sıra dışı bir sürpriz yaşanmazsa McQueen yönetmen kategorisinde olmasa bile bu kategoride amacına ulaşacaktır.

Her sene o veya bu şekilde Oscar gecesine damgasını vurmayı başaran David O.Russell bu sene de Düzenbaz ile her kategoride şansını deneyecek. Özellikle çalıştığı oyuncuların performansında gözle görülür katkısı olan Russell’ın son filmi Düzenbaz, kurgusu ve ele aldığı konu açısından Akademi üyeleri tarafından bulunmaz nimet. Açık konuşmak gerekirse Düzenbaz’ın “En İyi Film” kategorisinde şansı düşük. Eğer Jennifer Lawrence “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” kategorisinde ödüllendirilmezse filmin ana kategorilerde sıfır çekme olasılığı yüksek.

Tam bir “Oscar” filmiyle daha karşı karşıyayız: Kaptan Phillips. Çoğu film için benzer tabirler kullandığımın farkındayım ama ne yazık ki Oscar’ın ciddiye alınmaması gereken bir ödül töreni olmasının altında yatan asıl sebep bu. Senenin, “Amerika’nın ne büyük ve ulu bir ülke” olduğunu tüm dünyaya göstermek için çekilmiş filmlerinin başında gelen Kaptan Phillips, Somali açıklarında bulunan ve “modern” korsan olarak tabir edebileceğimiz fidyecilerin açık denizlerde yarattığı tehlikeyi beyazperdeye yansıtıyor. Amerikan hükümeti tek bir vatandaşı için bile olsa gelir, istediğini alır mesajı vererek bu senenin Argo’sunu yaratmaya çalışan Greengrass, filmin genelinde seyircide gerilim yaratmayı başarsa da fazlası olamıyor. Oscar’a gelirsek, Kaptan Phillips için hayal…

Senenin bana göre hak ettiğinden çok daha fazla övgü alan filmi Sınırsızlar Kulübü, 1986 yılında HIV enfeksiyonu kapan Ron Woodroof’un yaşanmış hikayesini konu alıyor. Her iki başrol oyuncusunun da Oscar’a yakın olduğu filmin bu kategoride pek şansı yok ama yine de 12 Yıllık Esaret’ten ise Sınırsızlar Kulübü’nün kazanmasını tercih ederim.

Kimilerince tema parklardaki 5D simülasyonlarla kıyaslanan, kimilerine göreyse senaryosu yok eleştirilerine maruz kalan Yerçekimi her şeye rağmen sinemaseverlere senenin en deli işi tecrübesini yaşattı. En az 12 Yıllık Esaret kadar övgü ve ödül alan film, 2 Mart gecesi 12 Yıllık Esaret’in en ciddi rakibi konumunda. On yedi dakikalık tek plan açılış sekansı dahi Cuaron’un “En İyi Yönetmen” ödülünü kucaklamasına yetecek diye düşünüyorum, ama “En İyi Film” için bu da yeterli olmayabilir.

Sanırsam tüm adaylar içerisinde sinemaseverlere bu sene aşık olduğunuz film hangisiydi? diye sormuş olsaydık, büyük çoğunluğu ülkemizde Aşk adıyla vizyona giren “Her” cevabını vermiş olacaktı. Spike Jonze’un bu son şaheseri teknolojinin hayatımızdaki konumunu merkezine alarak günümüz aşklarını sorguluyor. “En İyi Orijinal Senaryo” kategorisinin en büyük favorisi konumundaki film gönül ister ki “En İyi Film” kategorisinde de ödüllendirilsin ama ne yazık ki pek muhtemel gözükmüyor. Her sene olduğu gibi bu sene de mutlaka bir gönüllerin kazananı olacak. Bu sene gönüllerin kazananı kesinlikle Aşk’tır.

Son yıllarda sıkça görmeye alıştığımız Martin Scorsese – Leonardo DiCaprio iş birliğinin sonuncusu olan Para Avcısı, senenin her yönüyle en çok konuşulan filmlerinden biri olmayı başardı. Açıkçası Scorsese’nin ara verdiği dönemler Oscar’ın bir yanı hep eksik oluyor. Jordan Belfort’un gerçek hikayesinden uyarlanan Para Avcısı, belki Scorsese’nin en iyi filmi değil ama gençlerin neden kendisini örnek alması gerektiğinin ispatı. Leonardo DiCaprio’ya Oscar  kazandırmasını beklediğim film bu kategoride pek şanslı gözükmüyor.

Adaylar arasında ülkemizde henüz vizyon göremeyen üç filmden ikisi olan Nebraska ve Philomena bu senenin sürprizleri arasında yer alıyorlar. Ödül sezonu boyunca iyi tepkiler alan iki film için de aday gösterilmek dahi büyük başarı olarak kabul edilmeli.

Özetleyecek olursam 12 Yıllık Esaret’in geceye damga vurmasını beklemiyorum ama “En İyi Film” için favori olduğu aşikar. Ancak, gecenin sonunda zarftan Yerçekimi çıkarsa kimsenin de şaşıracağını sanmıyorum. Benim kişisel yorumuma gelirsek, Yerçekimi’ni tercih edeceğimi belirtmeliyim. Ne diyelim Oscar’ı fazla ciddiye almayalım ama sinema dünyasının en prestijli ödül törenini görmezden gelmek de olmaz.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi