Bilindiği gibi En İyi Uyarlama Senaryo Akademi Ödülü, En İyi Senaryo kategorisinden farklı olarak roman, oyun, kısa öykü ya da başka bir filmden esinlenilerek yazılan senaryonun yazarına veriliyor. Geçtiğimiz sene bu kategorideki adaylar oldukça güçlüydü. 12 Years a Slave, Before Midnight, Captain Phillips, Philomena, The Wolf of Wall Street arasından bizi şaşırtmayacak bir sonuçla En İyi Film ve En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülleri ile birlikte En İyi Uyarlama Senaryo heykelciği de 12 Years a Slave’i temsilen John Ridley’e gitmişti.

Gelelim bu seneki adaylara… 87. Akademi Ödülleri’nde En İyi Uyarlama Senaryo Ödülü için bu sene çok daha çetin bir mücadele verilecek gibi. Adayları hatırlayalım: American Sniper (Jason Dean Hall), The Imitation Game (Graham Moore), Inherent Vice (Paul Thomas Anderson), The Theory of Everything (Anthony McCarten) ve Whiplash (Damien Chazelle)

Bu sene En İyi Uyarlama Senaryo Ödülü dahil, tam 6 dalda adaylığı olan American Sniper’ı özetleyecek olursak; yönetmenliğini Clint Eastwood’un başrolünü ise Bradley Cooper’ın üstlendiği filmin senaryosunu Chris Kyle, Scott McEwen ve Jim DeFelice üçlüsünün imza attıkları otobiyografik kitaptan yola çıkarak Jason Dean Hall kaleme alıyor. Cesur bir asker ve keskin bir nişancı olan Chris Kyle’ın kaosun hakim olduğu Irak’ta silah arkadaşlarını koruması geçmiş tercihlerinden bildiğimiz üzere Akademi’nin de bayıldığı “Amerikan milliyetçiliği”nden besleniyor. Bana kalırsa film kalıplaşmış kavramlara getirmiş olduğu yorumlarla daha önce anlatılmayan hiçbir şey anlatmadığı gibi Eastwood’a rağmen sinematografik olarak da yenilikçi bir bakış açısı sunmuyor.  Bradley Cooper’ın oyunculuğu dışında benim için bu filmde kayda değer pek bir şey yok. O da kendi kategorisinde değerlendirildiğinde yeterli görünmüyor üstelik.

2014 Toronto Film Festivali’nde “Halk Ödülü”nü kazanan The Imitation Game ise “Alan Turing: The Enigma” isimli Andrew Hodges’un kitabından beyazperdeye uyarlanıyor. Kitabın isminden anlaşılacağı üzere Moore, ünlü matematik dehası Alan Turing’in 2. Dünya Savaşı’nın yaşandığı ve Nazilerin hakimiyet sürdüğü dönemde bir savaş stratejisi olarak Enigma kodunu nasıl kırdığına odaklanırken özel hayatını ve trajik sonunu da es geçmiyor. Bu sene Oscar heykeli için 8 dalda aday gösterilen filmin En İyi Uyarlama Senaryo kategorisindeki şansı Akademi’nin bu kategoride ödüllendirmiş olduğu 12 Years a Slave, Argo gibi filmlere baktığımızda son yıllardaki tercihlerinde nelere dikkat ettiği üzerine çıkarım yapmamıza olanak sağlıyor. Sonuç olarak The Imitation Game, özellikle konu ve popülerlik açısından Akademi için oldukça doyurucu ve tatmin edici… Değeri çok sonradan anlaşılan ve yaşamı boyunca manipüle edilen birinin hayat hikayesine odaklanan film, 1940’ların savaş stratejilerine ve o dönemde insanların cinsel kimlik arayışlarındaki problemlere yaklaşımıyla radara yakalanmış görünüyor.

Thomas Pynchon’ın romanından sinemaya uyarlanan Inherent Vice’ı yazıp yöneten ismin ise En İyi Senaryo kategorisinde defalarca ödül almış ve Boogie Nights, Magnolia, There Will Be Blood ve The Master gibi başarılı filmlere imza atmış Paul Thomas Anderson olması filmin bu kategorideki şansını oldukça artırıyor. Komedi-Polisiye-Dram türündeki filmin hikayesi 1980’lerin sonlarında Los Angeles’da geçiyor. 2013 yılında “Her” ile bir kez daha kalbimizi kazanan Joaquin Phoenix’in hayat verdiği özel dedektif Doc Sportello’nun son işi uzun zamandır haber alınamayan eski sevgilisinin peşine düşmektir. Filmin, En İyi Uyarlama Senaryo ve En İyi Kostüm Tasarımı dışında adaylık elde edemediğinin de altını çizelim. 

The Theory of Everything ise En İyi Uyarlama Senaryo kategorisiyle birlikte En İyi Film, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Erkek Oyuncu ve En İyi Özgün Müzik dalları olmak üzere önemli adaylıklar elde ederek Akademi’nin şişirdiği yılın balon filmlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Eddie Redmayne’in performansı oldukça dikkat çekici ve son yıllarda görebileceğimizin en iyisi ama bu, filmi En İyi Uyarlama Senaryo kategorisindeki en zayıf halkalardan biri olarak görmemize engel değil. Modern bilim ve teknoloji tarihini etkileyen İngiliz fizikçi ve teorisyen Stephen Hawking’in hayatından kesitler sunan film, hayatının yirmi beş yılını paylaştığı ilk eşi Jane Hawking’in kaleme aldığı “Travelling to Infinity: My Life with Stephen” adlı kitabından beyazperdeye uyarlanıyor. Hawking’in tüm sinir sistemini felç eden motor-nöron hastalığı ve onun kozmoloji başta olmak üzere bilime yaptığı katkıları odak noktasına alan filmin senaryosunu yakın bir tarihte Death of a Superhero ile sinemaseverlerden tam not alan Anthony McCarten yazıyor. Kitaptaki her sahneyi filmin görsellerine yedirmeye çalışmasıyla filmin sinematografisini üstlenen Benoit Delhomme’ın bunu fazlasıyla abartması filmin handikaplarından.

Gelelim bu kategoride heykeli kucaklamasını can-ı gönülden istediğim filme… Kişisel listemde şimdiden senenin en iyilerinden biri olan Whiplash’e Akademi sadece 5 adaylıkla geri dönüş yapıyor. Whiplash’in En İyi Uyarlama Senaryo kategorisinde değerlendirilmesi rakiplerinden biraz daha farklı şekilleniyor. Film bir kitaptan değil, 29 yaşındaki yönetmeni Damien Chazelle’in maddi imkansızlıklar nedeniyle kısa metraj olarak çektiği filminden uyarlanıyor. Kısa filmi Sundance Film Festivali’nde ödül alınca yapımcıların ilgisini çeken yönetmen çok geçmeden uzun metrajı için kolları sıvıyor. Kurallara göre film hakkında önceden yayınlanan herhangi bir materyal varsa film doğrudan uyarlama kategorisinde değerlendiriliyor. Bu konudaki soru işaretlerini giderdiğimize göre filmden bahsedelim. Küçük yaşlardan itibaren bateri çalmaya başlayan Andrew profesyonelleşmek, deyim yerindeyse efsane olmak ister. Ülkenin en iyi müzik okullarından biri olan Shcarffer Konservatuarı’na girer. Bir gün, okulun en sert hocalarından biri olan caz duayeni Terence Fletcher’ın dikkatini çeker. Fletcher, Andrew’ü okulun en parlak öğrencilerinin seçildiği ve sürekli yeni yarışmalara hazırlanan “Studio Band”e seçer. Başarısı kadar acımasızlığıyla da ün yapmış olan Fletcher, Andrew’ü mesleki bir testin yanı sıra psikolojik bir sınava da hazırlar.

Aday filmlerle ilgili detayların yanı sıra ve son sözü söylemeden önce senenin öne çıkan iki filminin (Gone Girl ve Wild) En İyi Uyarlama Senaryo kategorisinde neden gözden çıkarıldığı üzerinde de durmak gerek. Başarılı polisiye romanlarından tanıdığımız Gillian Flynn’ın Gone Girl’ünü beyazperdeye uyarlayan David Fincher biraz haksızlığa uğramış gibi sanki. 2012’de yayınlanan kitaba neredeyse tamamen sadık kalması mı yoksa baş döndürücü kurgusu mu rahatsız etti Akademi’yi bilinmez ama Gone Girl bu sene sadece Rosemund Pike’ın performansıyla En İyi Kadın Oyuncu kategorisindeki adaylığıyla yetindi. Cheryl Strayed’in anılarından oluşan kitap “Wild From Lost To Found On The Pacific Crest”ten uyarlanan Wild ise aslında 86. Akademi Ödülleri’nde çok konuşulmuş ve diğer bir biyografi çalışması olan Dallas Buyers Club filmiyle adını duyuran Jean-Marc Vallée’nin imzasını taşıyor. Wild, Akademi için Dallas Buyers Club kadar iyi veya şanslı değil demek ki. Gone Girl’de olduğu gibi Wild’ı temsilen de Reese Witherspoon En İyi Kadın Oyuncu kategorisinde yarışacak.

Özetle; Amerikan milliyetçiliğinin bir kez daha prim yapmamasını dileyerek American Sniper’ın en azından bu kategoride ödüle uzanamayacağını düşünüyorum. The Theory of Everything’in uyarlandığı kitaptan neredeyse her konuya değinmeye çalışması Akademi tarafından zorlama bir hamle olarak değerlendirilebilir ama filmin İngilizlerin Oscar’ı kabul edilen 2015 Bafta Ödülleri’nde En İyi Uyarlama Senaryo dalında ödüle layık görülmesi olasılıklar havuzundaki şansını artırıyor. P.T. Anderson’ın filmografisinde en iyi diyemeyeceğimiz için ve hali hazırda yönetmen bu kategoride çok daha iyi filmlerle karşımıza çıktığı için Inherent Vice’la adaylığını Akademi’nin yönetmene yaptığı bir jest olarak yorumlayabilirim. Her ne kadar gönlümden Whiplash geçse de Akademi’nin kalıplaşmış zevkleri bana, tercihlerini The Imitation Game’den yana kullanacaklarını düşündürtüyor. Yanılma ihtimalimin yüksek olmasıyla birlikte son değerlendirmelerim bundan ibaret. Siz de iyi bilirsiniz ki Akademi şaşırtmayı sever. Umarım heykelcikler sahiplerine ulaştığında hayatımıza şimdiden iz bırakmış o film yüzümüzde de çiçek açar.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi