Indiewire’ın Oscar Ödülleri’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazanan Julianne Moore ile Still Alice üzerine gerçekleştirdiği röportajı sizler için Türkçe’ye çevirdik.

Sizlerin de farkettiği gibi Julianne Moore harika bir yıl geçirdi; erken dönem Alzheimer hastalığıyla mücadele eden profesör Alice Howland‘ı canlandırdığı Still Alice filmi eylül ayında Toronto Film Festivali‘nde ilk gösterimini yapar yapmaz performansıyla festivalin ve hatta yılın en çok konuşulan isimlerinden biri haline geldi Moore! Sony Pictures Classics, Moore’un bu performansıyla -önceki 4 adaylığından sonra- artık Oscar’ı kucaklayacağından emindi ve beklenen de oldu; Still Alice’teki performansıyla önce Gotham ve Hollywood Film Ödülleri‘nde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü‘nü alan ve sonrasında Altın Küre‘yi kucaklayan Julianne Moore, 87. Akademi Ödülleri‘nden de Oscar’la döndü. Moore aynı zamanda David Cronenberg‘in Robert Pattinson‘lı Maps to the Stars filmiyle de yine bu sonbaharda Altın Küre’ye aday olmuştu.

Julianne Moore’un Alice Howland rolüne nasıl hazırlandığını, Alzheimer hastalığıyla nasıl tanıştığını ve filmde kızını oynayan Kristen Stewart’la beraber çalışmanın nasıl olduğunu anlattığı bu keyifli Still Alice röportajını sizler için çevirdik.

Still Alice-filmloverss

Still Alice

Filmi Toronto Uluslararası Film Festivali’nde izlemiştim ve beni kesinlikle derinden etkiledi. Bütün hayatım boyunca sanırım hiç bu kadar çok ağlamamıştım, hem de sadece 2 saat içinde.

Çok teşekkür ederim. Gerçekten bunu duymak çok güzel. Teşekkürler, çok memnun oldum! Bu filmle ilgili önemli şeylerden biri de insanlara nasıl dokunduğu ve ben bunun çok özgün bir şekilde gerçekleştirildiğini hissediyorum. Film insanların tepkileri üzerine kurulmuş bir film değil. Sizi ağlatmaya çalışan filmler gibi değil, insanlar bu filmle gerçekten bağ kurabiliyor. Ki bu gerçekten iyi bir şey.

Eminim ki basın turu sırasında bizzat Alzheimer hastası olan ya da Alzheimer hastası insanları tanıyan pek çok kişiyle karşılaşmışsınızdır. Bu insanların hikayelerini duymak ve filmin onları nasıl etkilediğini görmek nasıldı?

Bu unutulmaz bir şeydi. Arkadaşlarımdan birinin eşinden onun da ailesinde Alzheimer hastası biri olduğunu ve birden kendini ona çok yakın hissetmeye başladığını söyleyen bir not aldım. Bu not onun bu deneyim hakkında bir şey öğrenmiş olduğunu hissettirdi. Benim için, -yaptığım tüm araştırma uyarınca- Alzheimer tanısı konan insanlar da bir şekilde ”kişilik” ortadan kayboluyor. Bu insanlar “Bu benim tanıdığım kişi değil” ve “Bir şekilde kişinin özü/kişiliği gitmiş, her nasıl olduysa artık burada/şu anda yoklar” haline geliyor. Fakat yaptığım tüm araştırmalar ve görüşmeler sonucunda ben bunun tam tersine ulaştım. Bu insanlar kesinlikle değişmişti evet fakat karakterleri bir şekilde aynı kalmaya devam ediyor. Bu gerçekten beni inanılmaz derecede harekete geçiren bir şeydi.

Still Alice-filmloverss

Still Alice

Kendi hayatınızda bizzat tanıdığınız Alzheimer hastalığıyla mücadele eden kimse var mı?

Hayır yok. Gerçekten ama gerçekten çok şanslıyım. Bu durum benim ailemi etkileyen bir şey olmadı.

Filmin iki yönetmenin biri, Richard (Glatzer) ALS hastası. Merak ediyorum, her gün bu mücadeleyi vermek zorunda olan birinin sette her gün sizinle çalışması sizi nasıl etkiledi?

Evet bu önemli bi şeydi! Yani demek istediğim, Rich ve Wash (Westmorelan) için bu hayatlarında olan bir şey- Richard ilerlemekte olan bir hastalığa sahip. Bu hastalık onu bilinçsel olarak etkilemiyor ama fiziksel olarak etkiliyor. Ama o bu hastalığa sahipken bir yandan da – kendi hayatınla, özünde kendinle ve arzularınla iletişimde kalmaya devam etmeye ve bu hastalıkla mücadele ederken aslında sahip olmak istediğin hayat fikri… bu Richard ve Wash’ın bir çift olarak yapmaya çalıştıkları şey aslında. Yani basitçe söylemek gerekirse biz, hepimiz sette her gün insanların hikayeyi yaşadığı bir durum içerisindeydik. Ki bu sıradışı bir şey. Çok nadiren olan bir şey. Bu fiziksel olarak da ağır bir şey. Üstümüzde hiç bir baskı yoktu ; her şeyi 3 buçuk haftada çektik. Yemekler korkunçtu, bir an vardı lavaboda… Rich daha fazla konuşacak halde değildi ve bizimle iPadi üzerinden iletişim kuruyordu, her gün hikayeyi anlatmak için oradaydı ve çok zorlandı. Biz, hepimiz gerçekten çok etkilenmiştik. Ve Richard hakkında harika bir şey var – Richard ve Wash hakkında- o gerçekten çok akıllı! Her şeyin zirvesinde. Her şeyin içinde yer alıyor. Richard bazen insanları iPadi ile yavaşlatıyormuş gibi hissedip endişeleniyordu. Aslında durum ”Hayır yavaşlatmıyorsun. Hem de hiç. Sen harika bir biçimde hızlı, hatasız ve az ama özsün.” şeklindeydi.

Bu kadar sıkıştırılmış bir zamanda böyle bir hastalığın portresini nasıl ele aldınız?

Bu tamamen ne kadar araştırma yaptığıma bağlıydı. Eğer araştırma yapacak yeterince zamanım olmasaydı bu filmi yapamazdım – bu filmde ne yapacağımı bulabilememin hiç bir yolu olmazdı. Şükürler olsun ki bunun üzerinde 4 ay çalıştım. Araştırmaya The Hunger Games Mockingjay’i yaparken başladım. Elime geçirdiğim her belgeseli izlemeye başladım. Her filmi, her belgeseli, her röportajı. Sonra şehre geri döndüğümde işe Ulusal Alzheimer Derneği başkanı Elizabeth Gelfand Stearns ile görüşüp onun deneyimleri hakkında konuşarak başladım. Sonra, onlar benim için ülkenin farklı yerlerindeki Alzheimer hastalığı erken başlangıç aşamasında olan 3 kadınla skype görüşmesi ayarladılar- bu kadınların hepsi ”daha genç başlangıç” denen yani 65 yaş öncesi anlamına gelen erken başlangıç aşamasındaydı. Konuştuğum en genç kişi Sandy Oltz adında 45 yaşındaki bir kadındı ve bu yaş gerçekten dudak uçuklatıcı.Bundan sonra, Mount Sinai’ye gittim ve oradaki Alzheimer araştırmasının başındaki Dr. Mary Sano ve diğer araştırmacı ve klinikçilerle konuştum. Nöropsikiyatri uzmanı bir idareciyle zihinsel/algısal testler yaptım ki bunlar oldukça ayrıntılı ve zordu (gülüyor). Sonra New York Alzheimer Derneği’ne gittim, oradaki destek grubuyla tanıştım ve gruptaki kadınlarla neler hissettikleri ve deneyimleri hakkında konuştum. Oradan sonra, uzun dönem hizmet veren bir bakım tesisine gittim ve gerçekten hastalıktan güçten düşmüş insanlarla tanıştım. Yani bu 4 aylık bir süreçti. Rich ve Wash’a söylediğim şeylerden biri şuydu : Aslında bizzat tanık olmadığım bir şeyi beyaz perdede canlandırmak istemiyorum çünkü bu adil olmazdı, anlarsınız ya? Eğer anlamadığım bir şey olduysa, birilerine sordum. Destek grubundaki kadınlarla konuştuğumda şöyleydim : “Yani, bu nasıl hissettiriyor? Kaybolmuş olmak nasıl hissettiriyor? Bir kapının açıldığını ya da kapandığını anlamamak nasıl hissetiriyor? Ya da bir alete ne dendiğini bilmemek? Kim size yardım ediyor? Hatırlatıcı yöntemleriniz neler?” Bu büyüleyiciydi. Ve insanlar vakitlerini paylaşmak konusunda inanılmaz derece cömerttiler. Ve Sandy ve ben arkadaş olduk. Ona bir şey hakkında email atardım ve o ” Oh, ben başka bir şey düşünmüştüm!” derdi ve bana yeniden email atardı. Sandy 50. yaşını bizim setimizde geçirdi. Bu aslında bir bakıma baya iyiydi, çünkü ben “Konuşmayı benim yaptığım gün gelmelisin!” dedim ve o da geldi ”Bugün günlerden ne diye?” sordu ve ben de ona takvimi verdim ve ”Bugün benim 50. yaş günüm!” dedi. Ben de ”E o zaman gelmek zorundasın!” dedim ve o da geldi, ona doğumgünü pastası aldık ve şarkı söyledik.

Tahmin ediyorum ki çekimleri kronolojik olarak yapmadınız.

Hayır (gülüyor). Mümkün değil. Lokasyona göre çektiğiniz her filmde olduğu gibi – örneğin Kristen (Stewart) ve ben filmin son sahnesini 9. günde çektik çünkü sahne evin içinde geçiyordu. Bu yüzden, bunu bir bakıma filmin bitmesine daha çok varken çekmek zorunda kaldık. Bu kesinlikle zorlayıcıydı.

Still Alice-filmloverss

Still Alice

Alice’in kademeli hafıza kaybının haritasını nasıl çıkardınızı? Bu durum filmde çok iyi ayarlanmış fakat sizin için büyük bir zorluk çıkarmış olmalı.

Teşekkür ederim, evet çıkardı. Daha önce de dediğim gibi, eğer araştırma yapmış olmasaydım — Alzheimer’lı olmanın nasıl olduğunu anladığımdan değil, eğer sorum varsa, sordum. Tanık olmadığım hiç bir hareketi yapmazdım. Rich, Wash ve benim bir takım şeyler üzerinde konuştuğumuz zamanlar oldu. Filmde durup baktığım ve ”Bu hareketi anlamıyorum. Şu an neye baktığımı bilmiyorum.” dediğim şeyler olduğunu hatırlıyorum. Ve biz de Alice’in ayakkabısını bağladığı sahne fikriyle geldik, ayakkabısını bağlamak için gerçekten uğraştığı o sahneyle. Ve ben insanların çok basit gözüken hareketleri tamamlayabilmek için gerçekten çok uğraştıklarını gördüm. Bu her zaman onun hakkındaydı. Daha da spesifik olmaya çalıştım ve her sahnede ne yapmak istediğimi düşündüm. Defalarca senaryonun üstünden geçtim ve bu yüzden biz sahneyi çekerken benim ne yapıyor olacağımla ilgili hiç soru işareti kalmamıştı. Ben de aklımı bu yönde tuttum.

Film hepimizin sahip olduğu temel korkulara dokunuyor. Hafızamızı kaybetme korkusu, ölüm korkusu. Sizinle yaptığım son röportajda oyunculuğun sizi hiç korkutup korkutmadığını sormuştum. Siz de hayır demiştiniz ve sizi korkutan şey kayak yapmaktı.

(Gülüyor) Evet, bu doğru! Gerçek bu.

Alice’in kafasının içine girmek sizi korkuttu mu? 

Aslında durum tam tersiydi. İnsanlar bunun hakkında da konuştu – “Eve korkuyla döndün mü? Eve üzüntüyle döndün mü?” Aslında hayır. Bu hayatınıza bir rahatlama getiriyor. Ve benim eve getirdiğim şey neşeydi, sevgiydi ve umuttu. Ve bunun değerli olduğu fikri. Biz çok değerli hayatlar yaşıyoruz; eve geldiğimde harika bir eş ve mükemmel çocuklara sahip olduğum için ve çekimler memleketimde yapıldığı için ve böyle yaratıcı insanlarla çalıştığım için ne kadar şanslı olduğumu düşünüyorum. Bu film benim sahip olduğum her şey için şükretmemi sağladı. Korkmak yerine, bir bakıma neşeli hissettim ve tecrübe ettiğim herşey için şükran duydum.

Dün röportaj yaptığım Kristen Stewart’ın bu filmde muazzam olduğunu düşünüyorum. Sizinkine benzer bir tarzda çalıştığından ve bunu öğrendiği için ne kadar mutlu olduğundan bahsetti. İkiniz sette kaynaştınız mı? Sizi – genç bir aktris olarak- nasıl şaşırttı?

Biliyor musunuz Kirsten Stewart beni hiç şaşırtmadı. İnsanlar bana bu soruyu sorup duruyor ama benim Kristen’ı 12 yaşından beri tanıdığımı bilmiyorlar (gülüyor). Kristen 12 yaşındayken eşimle beraber bir film yaptı ve eşimin seçmeler sırasında ”İşte çalışmak istediğim kız bu. Bu kız çok farklı. Bu kız büyük bir yıldız olacak, o büyük bir yetenek.” dediğini hatırlıyorum. Bu yüzden kafamda Kristen’la ilgili bir soru işareti yoktu – onun ne kadar özel olduğunu her zaman biliyordum. Benim için zevk olan şeyse, onunla çalışmak, parmak uçlarında muazzam bir duygu kaynağı olan birine tanıklık etmekti. İşte tam orada. O muazzam bir duygu yoğunluğuna sahip. Orada oturup onun bu yoğunluğa erişimini izlemek bir keyifti. Onunla çalışırken bazı zamanlar oluyordu- yüzü kızarıyordu, yüzünde heyacanını görüyordum. Duyguyu onun gözlerinde görüyordum. Aynı zamanda – Kristen sadece 24 yaşında ve o genç bir insan. Ama göze çarpan bir olgunluğa ve şefkate sahip. Yani onu bu sahnelerde izlemek —çalışırken ikimiz de çift taraflı odaklandığımız hakkında konuşuyorduk. Ben sahnenin içinde olabiliyorum ve bir yandan da aynı anda sahneyi izliyorum. Onu, bilgisayarda olduğu sahnede yaptığım şeyi uygularken seyrettiğimi hatırlıyorum, performansındaki şefkatten çok etkilenmiştim. Bunun gerçekten ama gerçekten çok güzel olduğunu düşündüm.

Still Alice-filmloverss

Still Alice

Yakın zamanda yine beraber çalıştığınız Jennifer Lawrence da böyle bir niteliğe sahip. Her iki aktris de büyük franchise filmlerle ünlendiler. Siz ise bu aşamaya çok farklı bir yoldan geldiniz. Bu kadar genç bir yaşta gelen şöhretle siz nasıl başa çıkardınız?

Ben işe ilk olarak gündüz tv programlarıyla başladım. Ki bu tamamiyle farklı bir mesele. Böylelikle insanlar her hareketinizi izlemeden kendinizi geliştirebiliyorsunuz. Gerçekten nasıl başa çıkardım bilmiyorum. Bence ikisi de olağanüstü. Zekaları, yetenekleri ve duruşlarıyla olağanüstüler. Ve tercihleriyle. Bence her ikisi de gerçekten ama gerçekten zorlayıcı tercihler yaptılar. Ve bence onlar gerçekten bu büyük filmlerin onlara ne verdiğinin bilincindeler. Fakat aynı zamanda da gözleri uzun ömürlü olmakta ve aktör olma konusunda gerçek bir arzuya sahipler. Her ne kadar her ikisi de mega-star olsalar da, oldukça ilgililer. Ve yaptıkları işe değer veriyorlar. Ben her ikisinden de muazzam derecede etkilendim.

Film Türkiye’de 13 Şubat’ta gösterime girdi. Julianne Moore’un Alice Howland performansı hakkında siz ne düşünüyorsunuz?

Hazırlayan : Gizem Esen

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi