88. Akademi Ödülleri yaklaşırken en önemli sekiz kategoride yer alan adayların yarışı daha da çekişmeli bir hale geliyor. Geçtiğimiz yıllara kıyasla bu yılın daha zor olduğunu ve her kategoride yapılan tahminlerin önemli bir yanılma payına sahip olduğunu belirtmek gerekiyor. En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu kategorisi de bu yılın en çekişmeli kategorilerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Yer aldıkları filmlerle bu yıl adlarından sıklıkla söz ettiren iki yıldız Alicia Vikander ve Rooney Mara ödüle en yakın isimler olarak dikkat çekiyor.

Özellikle bu kategorinin adayları göz önüne alındığında başka bir tartışma ortaya çıkıyor. En İyi Yardımcı Oyuncu ödüllerinin dağıtımları genellikle yan roller ya da başrollerden bariz bir şekilde az zaman bulan oyuncular arasında olur. Ancak bu yıl Alicia Vikander, Kate Winslet ve Rooney Mara’nın adaylık kazandıkları filmlerde yardımcı rolden ziyade birer başrol canlandırdıkları kanısı fazlasıyla yaygın. Bu noktada ben de aynı fikirdeyim. Ancak, ödül sezonu boyunca Alicia Vikander’ın Ex Machina ve The Danish Girl ile aldığı bütün adaylıklar En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu olarak ön plana çıktı. Yalnızca BAFTA, Vikander’in The Danish Girl performansını En İyi Kadın Oyuncu kategorisinde değerlendirdi. Aynı şekilde Rooney Mara ve Kate Winslet için de bu durum geçerli. Rooney Mara, Carol’ın dünya prömiyerini gerçekleştirmesinin hemen ardından Cannes Film Festivali’nden En İyi Kadın Oyuncu ödülüyle döndü. Alicia Vikander ve Rooney Mara’nın En İyi Kadın Oyuncu yerine Yardımcı Kadın Oyuncu kategorisinde yer almasının en iyi açıklaması olarak, bağlı oldukları stüdyoların onları bu kategorilerde yarıştırmak istemesini gösterebiliriz. Bu üç adayın dışında, Spotlight’taki rolüyle Rachel McAdams ve Quentin Tarantino’nun son filmi The Hateful Eight‘teki rolüyle Jennifer Jason Leigh En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu olabilmek için yarışacaklar.

Oscars 2016: En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu

Geçtiğimiz ay dağıtılan 73. Altın Küre Ödülleri’nde sürpriz bir şekilde podyuma çıkıp teşekkür konuşması yapan Kate Winslet, yedinci defa Oscar için aday olmuş durumda. Bu adaylıkların dördü En İyi Kadın Oyuncu kategorisindeyken, bu yılki adaylığı ile birlikte üçüncü defa da En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu kategorisinde yarışıyor. İlk adaylığını 68. Akademi Ödülleri’nde Sense and Sensibility (1995) ile alan ama yalnızca 2009 yılında The Reader’daki performansıyla heykelciğe uzanabilen Winslet, yarışmanın dışında kaldığı düşünülen adaylardan biri. Altın Küre’den sonra geçtiğimiz pazar akşamı dağıtılan BAFTA’da ödüle uzansa da, bu durum Oscar için yanıltıcı olmamalı. Çünkü Winslet bu kategoride ödüle en yakın isim olan Alicia Vikander ile farklı kategoride yarıştılar. Bu yıl adaylığını Michael Fassbender ile birlikte rol aldıkları Danny Boyle filmi Steve Jobs ile elde eden İngiliz oyuncunun filmde gösterdiği baskın performans göz önüne alınınca bir şansı olduğunu söylemek geliyor insanın içinden. Fakat, Steve Jobs’ın gişede yaşadığı hayal kırıklığı, filmin en zayıf noktası olarak görünüyor. Zaten ödül sezonu içerisinde, Michael Fassbender ve Kate Winslet’in bireysel aldıkları adaylıklar dışında, filmin adını bile anamıyoruz.

the-danish-girl-alicia-vikander-oscar-filmloverss

Alicia Vikander – The Danish Girl

Bu yıl rol aldığı iki filmle ödül sezonunda kendinden sıkça söz ettiren Alicia Vikander, dünya prömiyerini 72. Venedik Film Festivali’nde yapan The Danish Girl ile Oscar adaylığını kazanmış bulunuyor. Vikander’in filmdeki baskın rolü ve başarılı performansı göz önüne alınınca bu hiç de şaşırtıcı değil. Kendisi Avrupa’dan Hollywood’a gelerek yükselişe geçen son isimlerden bir tanesi ve oyuncunun bu yükselişi oldukça hızlı devam ediyor. Ardına aldığı rüzgar ile Vikander’in heykelciğe yakın olduğunu söyleyebilirim. Kategori içerisindeki en önemli rakibi ise Rooney Mara olarak gözüküyor. Alicia Vikander’in yıl içerisinde sürekli yükseliş gösteren grafiğinden farklı olarak, Mara için bu yıl oldukça farklı geçti. Akademi’nin altı kategoride aday göstermesine rağmen En İyi Film kategorisinde acımasızca hakkını yediği Carol’daki performansıyla Cannes’dan ödülle dönen Mara, yine bu yıl rol aldığı Joe Wright filmi Pan ile yılın en kötülerine verilen Razzie Ödülleri’nde de En Kötü Yardımcı Kadın Oyuncu olarak aday gösterildi. Bu durum akademinin kararını etkilemeyecektir belki; ancak ortaya oldukça tuhaf bir tablo çıktığını da itiraf etmek gerek. Carol’ın yıl içinde devam eden yükselişi, olumlu eleştirilere doymayışı ve başroldeki iki oyuncusunun şahane performanslarıyla hep ön planda olması Rooney Mara’nın şansının yüksek olduğunun kesin bir göstergesi.

carol-rooney-mara-oscar-filmloverss

Carol – Rooney Mara

Venedik’te prömiyerini yaptığından bu yana ödül sezonunun öne çıkan yapımlarından olan Spotlight’ın kadın başrolü Rachel McAdams, bu kategorideki zayıf halkalardan bir tanesi olarak göze çarpıyor. Bunun en önemli sebebi, Spotlight’ın incelikli olay örgüsü içerisinde hiçbir karakterin ön plana çıkmayışı; bir başka deyişle filmin toplu performans ile dikkat çekiyor olması. Aslında lider görünümlü bir başrolün bile ortaya çıkmadığı filmin en önemli artısı olan bu faktör, aynı oranda Rachel McAdams’a da eksi olarak yansıyor. Daha önce BAFTA’da Yükselen Yıldız Ödülü için yarışan McAdams’a ilk Oscar adaylığını getiren Spotlight, başarısını – tıpkı hikayesi gibi – iyi bir ekip çalışmasına borçlu olduğundan, McAdams’ın ön plana çıkması oldukça zor görünüyor. Bu kategoride kendine yer bulan bir başka aday Jennifer Jason Leigh de bu kategorinin garanti adaylarından bir tanesiydi. Leigh’in bu kategorideki konumu güçlü dursa da aslında zayıf bir temele dayanıyor. Filmin düğüm noktalarındaki etkin varlığı ile filmi dolduran bir performans sergileyen Jennifer Jason Leigh için bu etmenler yeterli olmayacak gibi duruyor.

the-hateful-eight-jennifer-jason-leigh-oscar-filmloverss

The Hateful Eight – Jennifer Jason Leigh

The Hateful Eight’in En İyi Özgün Senaryo dalında beklenen adaylığını elde edememesinin film için bir kayıp olduğunu da söylemek mümkün. Bir çıkarım yapabilmek adına son yıllardaki örneklere bakacak olursak, Akademi’nin Westernlere karşı tutumunu çözmek biraz zor görünüyor. Quentin Tarantino’nun bir önceki Western denemesi olan Django Unchained (2012), beş adaylık almış ve törenden iki ödülle dönmüştü. Bunlardan biri – bu yıldan farklı olarak – En İyi Özgün Senaryo ödülü, diğeri de Christopher Waltz’ın En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülüydü. Öte yandan Coen Kardeşlerin 2010 tarihli yeniden çevrimi True Grit ise, elde ettiği on adaylığa rağmen törenden eli boş ayrılmıştı. Bu örneklerden yola çıkacak olursak, The Hateful Eight’in durumunu da göze alarak, Jennifer Jason Leigh’in ödüle uzanmasının pek kolay olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi