Bu yılki Akademi ödüllerinde En İyi Sinematografi kategorisinde kıyasıya bir mücadelenin yaşanacağı oldukça kesin. Emmanuel Lubezki geçtiğimiz yıl Birdman ve ondan bir önceki yıl da Gravity filmleriyle ulaştığı Oscar heykelciğine bu sene de The Revenant ile aday. Aynı başarıya bir kez daha ulaşarak üst üste 3. kez Oscar’ı kaldırır mı henüz bilemiyoruz; ama söylenenlere ve yazılıp çizilenlere bakacak olursak En İyi Sinematografi kategorisinin en güçlü adayı ve muhtemel kazananı olacağı da pek açık. Eleştiri çevrelerinin bu kategoride Oscar’a ulaşabileceğini öngördüğü diğer iki aday ise Carol filmi ile Ed Lachman ve Mad Max: Fury Road ile John Seale. Çekişmenin bu üçlü arasında gidip geleceğini düşünecek olursak Lubezki’nin Lachman ve Seale’e oranla çok daha şanslı olduğu açık. Benim gönlümden geçen aday ise Carol filmindeki sinematografisiyle filmin hikayesini bütünleştirmeyi başararak harika bir atmosfer yaratan Ed Lachman.

Sinematografi hem teknik hem de sanatsal anlamda oldukça kıymetli bir terim. Görsel bir sanat olan sinemanın ‘görsel’ bütününü kapsayan bir anlama sahip ve görüntülerle anlamlar yaratan sinemanın dili. Sinematograf dediğimiz kişinin ise görüntüyü konuşturan kişi olduğunu düşünecek olursak; bir görüntünün içerisindeki tüm unsurların bu kişinin sorumluluğunda yaratıldığını unutmamak gerek. İşin özü; sinematograflık yalnızca güzel görüntüler elde etmek değil; odak, filtre, objektif, kamera hareketi, ışık, kadrajlama gibi tüm teknik unsurları işin içine katarak görüntüler yaratmak ve bu görüntülerle anlatılan hikayeyi bütünleştirmek anlamını taşıyor. Peki bu yıl, tüm bu görsel unsurlarla görüntüyü konuşturan hangi sinematograflar Oscar yarışındaki En İyi Sinematografi kategorisinde yer alıyor sorunuzu duyar gibiyim. İşte size cevabı: Çekişmenin kızışacağı En İyi Sinematografi kategorisinde The Revenant ile Emmanuel Lubezki, Carol ile Ed Lachman, Mad Max: Fury Road ile John Seale, The Hateful Eight ile Robert Richardson ve son olarak Sicario ile Roger Deakins bulunuyor. Beş adayı da öğrendiğimize göre artık her birinden bahsetmeye başlayabiliriz.

The Revenant

The Revenant

En İyi Sinematografi kategorisinin en güçlü adayının geçtiğimiz iki yılda olduğu gibi bu yıl da Emmanuel Lubezki olduğu bir gerçek. Lubezki’nin nefes kesici kadrajlarının ve birçok filmde doğal ışık kullanımıyla yarattığı görüntülerin hastası olmayan pek yoktur diye düşünüyorum. Meksikalı sinematografın kariyeri aslında hep başarılarla dolu. Alfonso Cuaron ve Alejandro González Iñárritu’nun birçok filminde sinematograflık rolünü üstlenen Lubezki’nin Cuaron ve Iñárritu dışında; Tim Burton, Michael Mann, Terrence Malick ve Coen Kardeşler ile de çalışmış olduğunu söylemek gerek. Akademi ödüllerinde, bu yıl ile birlikte, 8. kez En İyi Sinematografi kategorisinde adaylık kazanan Lubezki, Cuaron’un Gravity ve Iñárritu’nun Birdman filmleri ile üst üste iki yıl Oscar’a ulaşmayı başardı. Lubezki’nin The Revenant’ta, dondurucu iklim ve soğuk hava koşullarına rağmen, doğal ışık kullanımıyla harikalar yarattığı ve biz sinemaseverleri kendisine bir kez daha hayran bıraktığı görüntüleri düşününce, Oscar’a üst üste üçüncü kez neden ulaşmasın dememek elde değil.

Kategorinin en güçlü adaylarından bir diğeri Todd Haynes’in Patricia Highsmith’in aynı isimli romanından beyazperdeye uyarladığı, iki kadının birbirine duyduğu güçlü aşkı anlatan filmi Carol. Carol’ın sinematografisini üstlenen Ed Lachman’ın hikayenin geçtiği dönemin atmosferini tam anlamıyla yansıtabilmek için 16 mm kamera kullanma tercihinin bile oldukça önemli bir detay olduğunu söylemek gerek. Lachman aynı dönemin görsel estetik biçimini filmin hikayesiyle bütünleştirebilmeyi başarmasında 1950’li yılların ünlü sokak fotoğrafçıları olan Ruth Orkin, Esther Bubley, Helen Levitt ve Vivian Maier’den de oldukça esinlendiğini eklemeyi unutmuyor. Kamera hareketlerinden objektif tercihlerine, queer tonların hakim olduğu renk seçimlerinden ışıklandırmaya dek dönemin atmosferi ile hikayenin özünü harmanlamayı başaran Lachman’ın Carol ile En İyi Sinematografi kategorisinin en güçlü adaylarından biri olduğu ve Oscar’ı  kazanma ihtimalinin de güçlü olduğunu yineleyebilirim. Werner Herzog, Sofia Coppola, Todd Solondz, Robert Altman ve Steven Soderbergh gibi yönetmenlerle de çalışmış olan yetenekli sinematografın Carol ile Akademi Ödülleri’ne, yine bir Todd Haynes filmi olan Far From Heaven’dan sonra, ikinci kez aday olduğunu ve bu kategoride henüz bir galibiyeti olmadığını da ekleyelim.

The Revenant ve Carol’dan sonra kategorinin bir diğer güçlü adayı ise George Miller imzası taşıyan Mad Max: Fury Road’un sinema çevreleri tarafından oldukça beğeni kazanan sinematografisine imza atan isim John Seale. Özellikle teknik dallarda favori olarak ön plana çıkan Mad Max: Fury Road’un En İyi Sinematografi kategorisindeki birbirinden güçlü rakipleriyle büyük bir mücadele yaşayacağı açık gözüküyor. Mad Max: Fury Road ile 5. kez En İyi Sinematografi kategorisinde Oscar’a aday olan Seale’in The English Patient ile bu ödüle bir kez ulaştığını da ekleyelim. The English Patient dışında Cold Mountain, Rain Man, The Talented Mr. Ripley ve Harry Potter and the Sorcerer’s Stone gibi kariyeri oldukça güçlü filmlerle dolu olan John Seale’in Mad Max: Fury Road gibi aksiyonu oldukça yüksek ve çöl ortamında geçen bir filmde kullandığı kamera hareketlerinin, ışıklandırmanın ve filmin renk paletine hakim olan sıcak renklerin ne derece muazzam kullanıldığını anlatmaya kelimeler yetmez. Peki tüm bu harika görsel dil Akademi’ye yeter mi, onu bekleyip göreceğiz.

Carol

Carol

Gelelim bu yılın En İyi Sinematografi kategorisinde yarışan son iki filmine. Bir tarafta sekizinci filmiyle farklı bir Western denemesine girişen Quentin Tarantino imzalı The Hateful Eight’in sinematografı Robert Richardson; diğer tarafta ise Kanadalı yönetmen Dennis Villeneuve’un Hollywood’da çektiği üçüncü filmi Sicario’nun sinematografisini üstlenen Roger Deakins. The Hateful Eight ile 9. kez Oscar’a aday gösterilen ve JFK, The Aviator ve Hugo ile 3 kez bu ödüle erişen Richardson’a karşılık; Fargo, No Country for Old Men, The Shawshank Redemption, Skyfall ve Prisoners gibi filmler ile adaylıkları bulunan ve Sicario ile birlikte 13. kez Oscar’a aday gösterilen fakat henüz hiçbir galibiyeti bulunmayan Roger Deakins. Aslında her iki filmin de birbirinden güzel sinematografik imajlara sahip olduğu bir gerçek ve fakat Mad Max: Fury Road, The Revenant ve Carol gibi Akademi çevrelerince şansları yüksek kabul edilen rakipler karşısında zafere ulaşmalarının imkansız değil ama okkalı bir ters köşe olacağını da inkar edemeyiz.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi