Bu sene teknik dallardaki Oscar yarışının en iddialı ismi, Avustralyalı yönetmen George Miller imzalı Mad Max: Fury Road olsa da; özellikle muzip, hiperaktif ve dinamik kurgusuyla sinema çevreleri tarafından büyük bir övgü alan ve ön plana çıkarılan The Big Short’un, bir sürpriz olmadığı takdirde, En İyi Kurgu kategorisindeki yarışta ipi göğüsleyeceğini söylemek mümkün.

Kurgu sinemanın olmazsa olmaz parçalarından biri. Bir filmin esas olarak kurgu masasında yapıldığını, filmin çekim aşamasındaki her bir detayın kurgucunun işini kolaylaştırabileceği gibi özensiz her çekimin de kurgu masasının başında oturan kurguculara ne terler döktürebileceğini sinemaya gönül vermiş herkes bilir. Görüntü ve seslerin bir senaryo dahilinde belli bir amaca ve anlatım bütünlüğüne uygun olarak sıralanması anlamına gelen kurgu; bir filmi film haline getiren teknik özdür de diyebiliriz. Kısacası sinema özünde bir kurgu sanatıdır. Sinemanın doğuşundan bugüne, hele ki bugün içinde yaşadığımız dijital çağda, her teknik konuda olduğu gibi kurgu tekniğinde de büyük teknolojik gelişmeler yaşandı. Bunlar elbette sinema sanatı ve teknolojisi adına hepimizi mutlu eden gelişmeler. Fakat Rus yönetmen Dziga Vertov’un eşi ve aynı zamanda filmlerinin kurgucusu da olan Yelizaveta Svilova, üzerine görüntülerin işlendiği pelikülü gerçek makaslarla kesip bir anlam bütünlüğü oluşturacak şekilde peşi sıra yapıştırarak yaptığı kurgunun bugünkü dijital ortamda yaşadığı dönüşümü görse, yüksek ihtimal küçük dilini yutardı.

Gelelim esas meselemize; her yıl olduğu gibi bu yıl da En İyi Kurgu kategorisinde yarışan beş film var. En İyi Film, En İyi Yönetmen gibi başat kategorilerdeki nefes kesici yarışın bu yıl Kurgu kategorisine de taşınacağını söylemek mümkün; zira bu kategorideki çekişme de hemen hemen aynı filmler arasında yaşanacak. Peki, En İyi Kurgu kategorisinde yarışacak filmler hangileri hemen bir göz atalım. Başta da belirttiğim gibi, özellikle teknik dallarda bu yılın en çok öne çıkan ve bu dallarda galibiyetler alacağı şimdiden garanti olan yapımı Mad Max: Fury Road. Son yıllarda aksiyon sinemasında yaşanan kan kaybına yepyeni bir soluk ve taze kan getiren Mad Max: Fury Road’un konusuyla olduğu kadar görsel estetik biçimiyle de sinema çevreleri tarafından büyük bir ilgi gördüğü ve oldukça beğenildiği aşikar. Akademi tarafından da oldukça desteklenen Mad Max: Fury Road’un kurgu yarışındaki favorilerden biri olduğunu söyleyebiliriz. Mad Max: Fury Road’un kurgu koltuğunda oturan Margaret Sixel’in daha önce belgesel, animasyon ve aksiyon gibi birçok türde çalıştığını ve Mad Max: Fury Road ile ilk defa Akademi adaylığı kazandığını söylemek gerek. Aslında bu yıl kurgu kategorisindeki adayların çoğunun Akademi Ödüllleri’ndeki ilk adaylıkları olduğunu da eklemeliyiz. Happy Feet ve The Big House gibi filmlerin de kurgusunu üstlenen Margaret Sixel’in Mad Max: Fury Road’daki başarısı ona Oscar heykelciğini getirebilecek mi bekleyip göreceğiz.

Mad Max: Fury Road

Mad Max: Fury Road

En İyi Kurgu kategorisinin bir diğer ön plana çıkan ve heykeli kazanması en muhtemel adayı ise Amerika’da 2007-2010 yılları arasında yaşanan finansal krizi komedi-dram şeklinde işleyen The Big Short filmi. Vizyona girdiği günden bu yana dinamik, akışkan ve muzip kurgusuyla dikkatleri üzerine çeken The Big Short’un bu kategoride elde ettiği adaylığın bir zaferle sonuçlanacağı sinema çevreleri tarafından da sıkça dile getirildi. Özellikle, geçtiğimiz sene kurgu dalında aday olan ve dinamik kurgusuyla dikkatleri çekerek ödüle kavuşan Whiplash ile benzer kurgusal özellikleri bulunan The Big Short’un tam da Akademi’nin sevdiği kurgu yapısına hitap ettiğini söylemeliyiz. Kısacası; Akademi’nin kurgu biçimiyle ön plana çıkan filmlere bir zaafı olduğunu biliyoruz ve bu anlamda The Big Short’un Akademi’nin damak tadına oldukça uygun bir yapım olduğu gerçek. Natural Born Killers, Nixon, Tree of Life gibi filmlerin kurgusuna imza atmış ve bu alanda oldukça değerli biri olarak kabul edilen Hank Corwin’in The Big Short ile kazandığı ilk Akademi adaylığının kendisine bir zafer getireceğinden pek şüphemiz yok gibi.

Gelelim bu yılın en güçlü ve en çok konuşulan filmlerinden birine. Anlattığı hikayeleri plan sekanslarla aktarmayı seçen ve bu alanda sinema tarihi için değerli yapıtlara imza atan Alejandro González Iñárritu imzalı The Revenant’tan bahsediyorum. Geçtiğimiz yıl Birdman ile En İyi Yönetmen, En İyi Film, En İyi Özgün Senaryo ve En İyi Sinematografi kategorilerinde kazandığı 4 ödülle büyük bir başarı yakalayan Iñárritu’nun bu yıl da The Revenant ile bulunduğu her kategorinin en güçlü adaylarından biri olduğu gerçek. Fakat bu yıl En İyi Kurgu kategorisinde de adaylığı bulunan The Revenant’ın bu kendine has kurgusunun Akademi tarafından ödüllendirilmesi pek olası gibi gözükmüyor. Avrupa sinema çevreleri tarafından oldukça sevilen; kesmelerin sayısının az, plan sekansların sayısın çok olduğu The Revenant gibi filmler kurgu anlamında Akademi’ye ne yazık ki pek hitap edemiyor. 21 Grams, Babel, Birdman gibi filmlerde de Iñárritu ile birlikte çalışan yani bir nevi Inarritu filmlerinin kurgucusu da diyebileceğimiz Stephen Mirrione’nin The Revenant ile kariyerindeki üçüncü Oscar adaylığını elde etmesi ise elbette ki ayrı bir başarı. The Revenant’tan önce Babel ve Traffic filmleri ile yine aynı kategoride adaylık kazanan Mirrione’nin Steven Soderbergh imzalı Traffic filmi ile zafere eriştiğini eklemeden geçmeyelim.

The Big Short

The Big Short

88. Akademi Ödülleri’ndeki En İyi Kurgu kategorisinin son iki aday filmi ise Thomas McCarthy imzalı Spotlight ve J.J. Abrams imzalı Star Wars: The Force Awakens. Thomas McCarthy imzalı Spotlight’ın bu yılın en güçlü Oscar adaylarından biri olduğu ve oldukça ön plana çıkarıldığı malumunuzdur; fakat En İyi Kurgu kategorisinde diğer kategorilerde olduğu kadar güçlü bir aday olduğunu söylemek de abes kaçacaktır. Win Win ve The Cobbler isimli filmlerin de kurgusunu üstlenen Tom McArdle’ın Spotlight ile ilk Oscar adaylığını kazandığını; ama bu adaylığın kendisi için bir zafere dönüşmesinin ancak ve ancak Akademi’nin yapacağı bir ters köşe ile olası olabileceği kanaatindeyim. Tıpkı Mad Max: Fury Road gibi teknik dallarda öne çıkan Star Wars: The Force Awakens’ın kurgu koltuğunda ise iki isim oturuyor: Star Trek ve Star Trek: Into Darkness filmlerinde de ortaklaşa çalışan Maryann Brandon ve Mary Jo Markey. Brandon ve Markey ikilisinin kendilerine ilk Oscar adaylığı kazandıran Star Wars: The Force Awakens ile zafere ulaşmasına ise neredeyse hiç ihtimal verilmediğini söyleyelim.

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi