Akademi Ödülleri’nde ‘En İyi Film’ kategorisinden sonra en önemli dal kuşkusuz ki, ‘En İyi Yönetmen’dir. Çünkü sinema yönetmenlik sanatıdır ve filmlerin gerçek sahipleri yönetmenlerdir. Her kategoride olduğu gibi ‘En İyi Yönetmen’de de sinemaseverleri tatmin etmeyen sonuçlar çıkabiliyor ama son yıllarda -Darren Aronofsky’nin Black Swan ile alamaması dışında- genel olarak isabetli kararlara şahit olduk. Bu yıl 87. kez dağıtılacak Oscar Ödülleri’nde yönetmen kategorisinde The Grand Budapest Hotel ile Wes Anderson, The Imitation Game ile Morten Tyldum, Birdman ile Alejandro Gonzalez Inarritu, Boyhood ile Richard Linklater ve Foxcatcher ile Bennett Miller yarışacak. Yılın en iyi işlerine imza atan Christopher Nolan (Interstellar), David Fincher (Gone Girl) Damien Chazelle (Whiplash) ve Dan Gilroy (Nightcrawler) ise adaylık alamasa da adlarını anmak istediğim yönetmenler oldular.

The Imitation Game ile ilk kez adaylık elde eden Norveçli yönetmen Morten Tyldum, bana kalırsa adaylığı sürpriz olan tek isimdi. Her ne kadar, filmde temiz bir yönetmenlik sergilemiş olsa da akademinin sevdiği (Fincher gibi) isimler arasından sıyrılması şaşırtıcıydı. Ödüle uzanma şansı sıfıra yakın olsa da kendisi için adaylık elde etmek oldukça önemli bir adım, hatta sıçrama denilebilir. Kendine has stili ile takdir toplayan Wes Anderson da bu yıl ilk kez ‘En İyi Yönetmen’ kategorisinde adaylık kazanan isimlerden oldu.  The Grand Budapest Hotel yıla damgasını vurduğundan Anderson’un adaylığı da bekleniyordu. Altın Küre Ödülleri’ndeki adaylığı da güçlü bir işaretti. Anderson’un bugünlere adım adım geldiğini ama bu yıl şansının yüksek olduğunu söyleyemeyiz. The Grand Budapest Hotel’in 9 dalda adaylık elde etmesi, gecenin en iddialı filmi olduğunu göstermiyor. Adaylıklarının çoğundan eli boş dönecektir, ‘En İyi Yönetmen’ kategorisi de bunlardan biri. Akademi’nin kendisini görmezden gelmemesi Anderson için önemliydi. Bir gün Oscar’ı kaldıracaktır ama biraz daha beklemesi gerekecek.

Akademi bu yıl ‘En İyi Film’ kategorisini 8 filmde tuttu. Bennett Miller’ı ‘En İyi Yönetmen’e aday gösterirken Foxcatcher’ın ‘En İyi Film’de yarışmasını uygun bulmadı. Miller’ın 67. Cannes Film Festivali’nde yönetmen ödülünü alması ve Akademi’nin filmi es geçip, kendisini ıskalamaması Foxcatcher’ın yönetmenlik sanatının bu yıl izlediğimiz en sağlam örneklerinden biri olduğunun göstergesi. Daha önce ilk uzun metrajı Capote ile adaylık kazanan Miller, bir önceki çalışması Moneyball ile de En İyi Film dahil 6 dalda adaylık kazanmış olsa da kendisi aday gösterilmemişti. Foxcatcher sonrası enteresan bir durum oluştu. Ancak şu bir gerçek ki, Akademi Miller’ı seviyor. Anderson ve Tyldum’a göre kazanma şansını daha yüksek görsem de yarışın Richard Linklater ile Alejandro Gonzalez Inarritu arasında geçeceğini düşünüyorum. Miller kazanırsa yılın sürprizi olur.

6 yıl üst üste ‘En İyi Film’ ve ‘En İyi Yönetmen’ Oscar’ını aynı filme veren Akademi, son iki yıldır bu iki ödülü farklı filmlere verme eğiliminde. Geçen yıl 12 Years a Slave’in ‘En İyi Film’i, Gravity’nin ise En İyi Yönetmen’i alacağı barizdi. Peki, bu eğilim 22 Şubat gecesinde de sürecek mi? Bir yanda yılın ödül şampiyonu Boyhood, diğer yanda Amerikan Yapımcılar Birliği’nin en iyi film seçerek elini güçlendirdiği Birdman var. Son 7 yılda Yapımcılar Birliği’nin seçtiği film En İyi Film Ödülü’nü de evine götürüyor. Bu yıl bahsettiğimiz eğilimin süreceği kanaatindeyim ama Boyhood – Birdman ikilisinden hangisi ‘En İyi Film’, hangisi ‘En İyi Yönetmen’ ödülüne uzanacak emin değilim. Eleştirmen birliklerindeki hakimiyeti ve Altın Küre’de ödülleri toplamasıyla Boyhood bir adım önde görünüyor. Ancak Akademi zaman zaman hoş sürprizler, yanıltmacalar yapabiliyor. Dolayısıyla 22 Şubat gecesinde Inarritu’nun ödülü kucaklayacağını düşünüyorum. Zaten ortada yönetmenlik sanatının son yıllardaki en iyi icraatlarından biri var. Ödülle taçlandırılması yerinde olacaktır.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi