Batu Anadolu

Bu yıl Oscar töreninin geçtiğimiz yıla göre daha heyecanlı geçmesini bekleyebiliriz. Geçtiğimiz yıl 12 Years A Slave ve Gravity arasında yaşanan rekabet, ikincisinin teknik ödüllerle ve “aferin sana” anlamına gelen yönetmenlik ödülüyle bertaraf edilmesi ile sonuçlanmıştı. Sekiz adayın yarıştığı 87. Akademi Ödülleri’nde en azından iki filmin başa baş yarışacağını gözlemliyoruz. Onlara geçmeden diğer adayları analım: The Grand Budapest Hotel, vizyona giriş tarihi itibarıyla yüzünü en çok eskiten film oldu. Wes Anderson’ın yarattığı büyülü dünyaya hepimiz aşık olsak da filmin Oscar almasını düşünmek hayalcilik olur. Selma, Martin Luther King üzerinden Amerika’nın yakın geçmişine el atmasıyla şansının yüksek olacağı düşünülen bir filmdi. Buna karşın yönetmenlik, senaryo ve oyunculuk dallarında adaylığının bulunmaması, ödül şansını sıfırlıyor. Yarışa resmen wild card ile dahil edilen American Sniper konusuyla her ne kadar ödül için iddialı görünse de Akademi için “varlığı yeter” düşüncesinden öteye gidemeyecektir. Adaylığı en çok heyecan yaratan filmlerden biri şüphesiz Whiplash. Teknik anlamda tatmin edici bir deneyim olan film, ele aldığı temanın tartışmalı olması ve çok kişisel bir hikayeye dayanması nedeniyle diğer adayların arasından sıyrılamayacaktır. İki önemli tarihi kişiliğin hayatını konu alan The Imitation Game ve The Theory of Everything‘in ise kişisel fikrime göre yaratıcılıktan uzak ve yavan biyografiler olması, filmlerin bir tık ileri taşınmasına engel olmuş. Özellikle The Imitation Game, Toronto’da aldığı Halk Ödülü’nün coşkusunu uzun vadede sürdüremedi ve The King’s Speech’i hatırlatan bir BBC draması konumuna geldi.

Tören gecesi zarftan iki filmden birinin çıkacağı kesin gibi görünüyor: Boyhood ve Birdman. Boyhood’un Berlin’de başlayan ve Altın Küre’ye kadar devam eden ödüle boğulma sürecinin, gerek filmin yapım hikayesi gerekse yaşattığı nostalji hissi ile ilgili olduğunu düşünüyorum. Bir büyüme hikayesi olarak oldukça yetkin ve yapım sürecinin sorunlarını minimuma indirerek tam bir film hissiyatı veren Boyhood, geleceğe miras kalma adına Birdman’in bir adım önünde. Birdman ise Hollywood ve Broadway arasında mekik dokuyan hikayesi ile Oscar şansını sürdürüyor. Plan sekans çekimler ve özellikle Michael Keaton’dan aldığı güçle sinemadan çıktığımda Boyhood’a göre üzerimde daha fazla etki bırakan bir filmdi. Fakat uzun vadede Boyhood’un daha kalıcı bir film olacağı su götürmez bir gerçek. Hele ki Amerikan kültürüne yapılan göndermeler düşünüldüğünde.

Kim Kazanır? Boyhood

Kim Kazanmalı? Boyhood

1 2 3 4 5 6 7
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi